Harvard Üniversitesi'nin öncülük ettiği ve ünlü tıp dergisi Lancet'te yayımlanan araştırma için 961 kişiyle birebir görüşme gerçekleştirildi. Görüşmeler salgının başladığı tarih olan Ağustos 2018'den bir ay sonra yapıldı.
MÜCADELENİN ZORLUĞUNU ORTAYA KOYUYOR
Araştırma aynı zamanda Kongo tarihinin en kötü ikinci salgını olarak nitelenen salgına karşı sağlık çalışanlarının mücadelede ne kadar zorlandığını da gösterdi.
Ebolanın gerçek olmadığına inanan kesimin, virüse karşı aşı olmaya ya da herhangi bir sağlık merkezine gitmeye de daha az gönüllü oldukları belirtildi.
'GÜVEN DUYGUSU DA TEDAVİNİN PARÇASI'
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'nda Topluluk Katılımı ve Hesap Verebilirlik konusunda çalışan Eva Erlach ise bulguları ‘ilginç' olarak tanımladı.
Güvenin hastalığın ilerlemesinde önemli bir rol oynadığını belirten Erlach, "Hâlâ ebolanın gerçek olmadığına inanan bir kesim var. Topluluk katılımı üzerine yoğunlaşmaya kesinlikle hâlâ ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
'DOĞRU MESAJI ULAŞTIRMAK TEDAVİDEN DAHA ÖNEMLİ'
Uluslararası Kurtarma Komitesi'nden (IRC) Tariq Riebl ise bulguların, sahada karşılaştığı gerçeklerler uyumlu olduğunu söyledi. Pek çok yeni vaka yaşandığını açıklayan Riebl, "Salgının daha yaygın olduğu yerlere gittiğinizde, özellikle de kırsal bölgelere, topluluk katılımı ve işin önleyici tedbirlerin neredeyse tedavi kısmından daha önemli olduğunu görürsünüz" diye konuştu.
EN AZ 639 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Kongo'nun doğusunda Ağustos 2018'de başlayan Ebola salgınında şu ana kadar en az 639 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Hastalık teşhisinin doğrulandığı vakaların ise 1000'i geçtiği ifade ediliyor.
Ebola ile mücadele eden sağlık merkezlerinin bazılarına saldırı düzenlenmiş, bunun sonucunda Sınır Tanımayan Doktorlar bazı yerlere sağlık çalışanı gönderememişti.