“Geçen yıl tam bir kaostu, haftada binlerce insan geliyordu. Adanın kuzeyine varmalarının ardından Mytilene’ye kadar olan yolu yürüyorlardı. Kadınlar, çocuklar, bebekler ve yaşlılar… Buna hazırlıklı değildik, arabalarla gidip alabileceğimiz kadar insanı aldık ve limana taşıdık” diyen Anastasia’ya göre, adalıların verdikleri bu iyi niyetli tepkinin karşılığı çok da olumlu olmadı.
DOLULUK ORANLARI YÜZDE 70-80 ORANINDA DÜŞTÜ
Adanın kuzeyindeki Molyvos, yaşananlardan en çok etkilenen yerlerden bir tanesi. Kasabanın girişinde motorsiklet kiralayan Yorgo’nun aynı işi yapan komşusu, dükkanını kapatarak çalışmak için Almanya’ya gitmiş:
“O dayanamadı. Benim de normalde 55 motorum var ama sadece 15 tanesi dışarıda, diğerlerini garajda bıraktım. Hepsini çıkarsam kime kiralayacağım ki? Bir de onların sigorta masrafları için para harcamak istemedim.”
‘MEDYA, HALA GEÇEN SENEDEN KALAN GÖRÜNTÜLERİ KULLANIYOR’
Motorsiklet kiralamanın yanı sıra, dükkanının üzerinde turistler için dört odası bulunan Yorgo’nun düzenli müşterilerinin büyük bir kısmı da ‘üzülerek’ bu sene gelemeyeceklerini bildirmiş:
“Birçok müşterim beni aradı ve ‘Yorgo, çok üzgünüz ama bu sene başka adaları tercih edeceğiz’ dediler, sığınmacı krizinden uzak olan adaları. Onları suçlamıyorum. İnsanlar bütün bir yıl çalışıyor ve 15 gün tatil yapmak istiyorlar. Geçen yıl, çok da güzel olmayan şeyler gördüler ve tek tatil şanslarını bunun içinde geçirmek istemiyorlar. Ama adadaki durum değişti, televizyonlar ve gazeteler ise hala geçen seneden kalan görüntüleri kullanıyor, bunun bize verdiği zararı tahmin bile edemezsiniz.”
‘ARTIK BİRİLERİNİN HAYATIN NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ DUYURMASI LAZIM’
Anneannesi 1923’te Türkiye’den Midilli’ye göç eden Ellen Afratoglu’na göre, yapılması gereken ilk şey bu yanlış algıyı düzeltmek: “Buradaki insanların çoğu da adaya göçmen olarak geldi. Suriyelilerin neler yaşadığını anlıyoruz, aynısı anneannemin de başına gelmişti. Buraya ulaştıklarında daha önce böyle bir deneyimimiz olmamasına rağmen elimizden gelen her şeyi yaptık. Ve sonrasında da…
Adalılar, baharla birlikte sahilleri temizlemek için çok uğraştı, denizin içindeki can yeleklerini ve bot parçalarını bile çıkardık ama bunun görüntüleri hiçbir yerde yok. Artık birilerinin adadaki hayatın normale döndüğünü duyurması lazım.”
#Lesvos is a piece of music that you can only enjoy in the Aegean. Be our guests and join us! https://t.co/GJi8HQU0Lg #DiscoverGreece
— DiscoverGreece.com (@DiscoverGRcom) August 27, 2016
Avrupa Birliği ve Türkiye arasında imzalanan sığınmacı anlaşmasının ardından Midilli’ye gelenlerin sayısında ciddi bir düşüş yaşandı. Birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu adadaki organizasyonlarını sonlandırırken, en başında sığınmacılara yardım etmek için kurulan birçok dernek de çabalarını adanın temizlenmesi yönüne kaydırdı.
Uluslararası Kurtarma Komitesi’nin (IRC) Skala Sikamineas ve Molyvos arasında bulunan kampında güvenlik görevlisi olarak çalışan Yorgos ve Paris, geçen yıl binlerce sığınmacıyı ağırlayan bölgedeki boş çadırları bekliyor. IRC’de çalışmasının yanı sıra Molyvos'un merkezinde pizza restoranı bulunan Yorgos’a göre, adadakilerin durumu hiç iç açıcı değil:
“Buradaki insanların çoğu geçimini turizmden sağlıyor; sezon açık olduğunda altı ay çalışıyorlar ve kazandıkları parayla bütün yıl geçiniyorlar. Bu yıl ise durum çok kötü, kimsenin yılın yarısına bile yetecek kadar para kazandığını sanmıyorum.”
‘İNSANLARIMIZ ÇALIŞMAK İÇİN ALMANYA’YA GİDİYOR’
“İçişleri Bakanı, Türkiye ve AB arasındaki anlaşmanın sona ermemesini umduğunu söylüyor. Aynı şeyi biz de umuyoruz, ama bundan başka yapmamız gereken şeyler de var. Sığınmacı krizinden etkilenmeyen adalarda her şey normal, turizm yolunda. Bizim insanlarımız ise çalışmak için Almanya’ya gidiyor” diyen Yorgos’a göre, anlaşmanın sona ermesi durumunda Midillililer geçen sene ne yaptılarsa aynısını tekrarlayacaklar ama artık onlar da evlerinden olan, başka ülkelere göç etmek zorunda kalan sığınmacılarla ortak bir hisse sahip: Yalnızlık.
‘MİDİLLİLİLER YİNE AYNISINI YAPACAK AMA…’
“Yaptıklarımızla gurur duyuyoruz. Hepimiz bir araya geldik ve o insanlara yardım ettik, onları denizden kurtardık, kuruttuk, yemek verdik ve gülümsedik, çünkü yapılması gereken buydu. Türkiye anlaşmadan çekilir de yeniden Midilli’ye akın olursa farklı bir görüntü olmayacak. Umarım öyle bir şey olmaz ama olduğunda, Midillililer yine aynı şekilde davranacak. Yaptıklarımız için pişman değiliz ama karşılığında elde ettiğimizin destek yerine yalnızlık olması bizi üzüyor.”