Muğla İkizköy’deki acele kamulaştırmalara direndiği için 31 Mart’ta tutuklanan yaşam savunucusu Esra Işık tahliye edildi. Tahliyenin ardından ilk duygularını Radyo Sputnik'te Gazeteci Mustafa Hoş'a anlattı. İYİ Partili Buğra Kavuncu ise, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğü iddialarını canlı yayında yanıtladı.
Esra Işık ilk kez Radyo Sputnik'e konuştu
Yaşam savunucusu Esra Işık şunları söyledi:
Gerçekten kelimelerle anlatmak çok zor. Yani çok mutluyum, çok heyecanlıyım. İçeride olduğum süre boyunca aklım hep oradaydı; hep köylülerimizdeydi, ağaçlarımızdaydı. O hani testere seslerini duymamak için dua ediyorduk her an. Ve dün o kararı duyduğumda, üstüne bir de tahliye haberini alınca gerçekten inanamadım. Bu bir dayanışmanın zaferidir. Yani sadece benim değil; oradaki köylülerin, avukatlarımızın, bize destek veren binlerce insanın zaferidir bu. Haklılığımız tescillenmiş oldu. Ama şunu da söyleyeyim; henüz bitmedi. Biz o nöbet alanında olmaya, o ağaçları beklemeye devam edeceğiz. Yani zor bir süreçti tabii ki. Ama dışarıdaki o desteği hissetmek, insanların Akbelen'i bırakmadığını bilmek bana çok büyük bir güç verdi. Hiç kendimi yalnız hissetmedim orada. Dediğim gibi, bu bir "yaşam savunusu" ve yaşam her zaman kazanır. Biz de bunun için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz. Şimdi tek isteğim bir an önce arkadaşlarıma ve o topraklara kavuşmak.
'Saçma sapan bir şey, deli saçması; böyle bir görüşme yok'
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, şöyle konuştu:
Böyle bir görüşme olmadı. Biz buna cevap verme, yani bununla ilgili bir açıklama yapma gereği bile duymadık. Çünkü Türkiye'de siyaseti azıcık takip eden, genel başkanımızı takip eden, bilen hiç kimse bunun, böyle bir görüşmenin... Tabii ki Cumhurbaşkanı Türkiye'deki her siyasi partinin genel başkanıyla görüşür ama öyle de bir kurgu, öyle de bir içerik yapılmış ki yani saçma sapan bir şey, deli saçması. Böyle bir görüşme yok. Bunu Cumhurbaşkanlığı kaynakları da teyit etti zaten olmadığını. Görüşme olmamıştır. Bizim duruşumuz nettir, çizgimiz nettir. Muhalefet eden bir partiyiz. Bir herhangi bir görüşme olursa da bunun hepsi açık, şeffaf bir şekilde olur. Neye itiraz ettiğimiz; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne, yani bunun mimarı olan, dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı'nı da en net şekilde eleştiren, güçlendirilmiş parlamenter sisteme Türkiye'nin dönmesi gerektiğini savunan, efendim terörsüz Türkiye süreciyle ilgili hiç lafı dolandırmadan, kıvırmadan orada da çok net duruş sergileyen bir partiyiz. mYani bu tür konularda da açık ve şeffaf davranan bir partiyiz. Genel başkanımızın böyle bir görüşme yapmadığı zaten hem kendisi bizzat bir gazetecinin sorusu üzerine yaptığı açıklama var, hem Cumhurbaşkanlığı kaynaklarının verdiği beyanlar var. Yani böyle bir görüşme olmamıştır. Bunlar özellikle son sürece girildiğinde çok olacak, yaşanacaktır. Fakat bizim ilkemiz netlik ve şeffaflık. Çünkü hakikatin bir gün gün yüzüne çıkma gibi bir doğal tarafı var. Onun için bizden duyulmadığı, işitilmediği sürece bu tür açıklamalara hiç itibar edilmesin. Yani Türkiye'de 50+1'in getirdiği bir mecburiyet var tabii. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiğinde şöyle bir varsayım yapılmıştı; eskinin sol-sağ savaş döneminin devamındaki varsayımlar bunlar. O dönemler de artık bitiyor, geçiyor. Yani Türkiye'de sağ partiler %60-65'tir, dolayısıyla işte bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bundan sonra zaten bir daha ilelebet hükümet hiçbir şekilde el değiştirmez. Tam bunların konuşulduğu dönem İYİ Parti kuruldu. 8. yılını tamamlıyor. Ve hakikaten evdeki hesap çarşıya uymadı ve bir oy geçişkenliği sağlandı. Nereden? İşte o da sağ seçmen diye nitelendirilebilecek seçmenden İYİ Parti'nin bünyesinde toplandı bu. Bu tabii çok kimseyi rahatsız etti. Belki hesapları bozdu. Bundan dolayı da gerçekten çok yüklenildi İYİ Parti'ye, her anlamda yüklenildi.