Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş, sekizinci haftasına girerken, iki haftalık ateşkesin sona ermesine saatler kala diplomatik çabalar yoğunlaştı.
Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, İran tarafından resmi yanıt beklendiğini, İslamabad’ın Tahran yönetimini müzakerelere katılmaya ikna etmek için samimi çabalar gösterdiğini kaydetti.
Tarar, arabulucu olarak İran ile temas halinde olduklarını vurguladı.
Ancak Washington’ın son günlerde attığı sert adımlar, süreci daha da karmaşık hale getiriyor.
Beyaz Saray yetkilileri ise ABD Başkan Yardımcısı Vance'in henüz İran ile görüşmeler için yola çıkmadığını bildirdi.
En büyük soru İran'ın masaya dönüp dönmeyeceği
Ateşkesin süresinin dolmasına kısa süre kala en büyük soru, İran’ın müzakere masasına dönüp dönmeyeceği. Tahran’dan gelen çelişkili sinyaller, son anda bir heyetin Pakistan’a gidebileceğine işaret etse de belirsizlik sürüyor.
Topyekun savaşa geri dönülür mü?
Analistlere göre görüşmelerin başarısız olması halinde yeniden topyekun çatışma ihtimali oldukça yüksek. Bu senaryonun ise bölgede geniş çaplı yıkım ve istikrarsızlık riskini beraberinde getireceği uyarısı yapılıyor.
ABD heyetinde kimler var?
Pakistan’ın başkent Islamabad’da çarşamba günü başlaması beklenen görüşmeler öncesi ABD heyetinin ülkeye ulaştığı, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de Pakistan’a gitmeye hazırlandığı bildiriliyor. Heyette ayrıca Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın da yer alması bekleniyor. Bu isimler, 11 Nisan’da yine İslamabad’da yapılan ilk doğrudan temaslarda da bulunmuştu.
İran henüz kararını vermedi
Ancak Tahran cephesinden gelen açıklamalar, müzakere ihtimaline gölge düşürüyor. İran yönetimi, baskı ve tehdit altında görüşmelere dönmeyeceğini vurgularken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin görüşmeleri “teslimiyet masasına” dönüştürmeye çalıştığını savundu. İranlı yetkililer, gerekirse sahada yeni hamleler yapmaya hazır olduklarını da dile getirdi.
Gerilimi artıran son gelişmelerden biri denizde yaşandı. ABD donanmasının Umman Körfezi’nde İran bayraklı bir yük gemisine müdahale etmesi ve ardından Asya-Pasifik’te ikinci bir gemiye el koyması, Tahran tarafından ateşkes ihlali olarak nitelendirildi.
İran, bu adımları “tehlikeli” ve “suç niteliğinde” olarak tanımlarken, ulusal çıkarlarını korumak için tüm seçenekleri kullanacağını açıkladı.
‘Merkezde Hürmüz Boğazı var’
Uzmanlara göre, krizin merkezinde Hürmüz Boğazı ve enerji akışı bulunuyor. İran, petrol ihracatının kısıtlanması halinde bölgedeki diğer aktörlerin de rahat hareket etmesine izin vermeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın müzakerelerde en kritik kozlardan biri olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.
İran iç siyasetinde de sertlik yanlısı unsurların etkisi dikkat çekiyor. Özellikle İran Devrim muhafızlarının, ABD’nin deniz ablukası tamamen kaldırılmadan müzakereye dönülmesine karşı çıktığı belirtiliyor. Buna rağmen analistler, bir anlaşma sağlanması durumunda sistem içindeki farklı aktörlerin ortak bir çizgide buluşabileceğini ifade ediyor.
Trump’ın peş peşe açıklamaları
Diplomatik süreci zorlaştıran bir diğer unsur da Trump’ın kamuoyuna yönelik açıklamaları. ABD liderinin henüz netleşmemiş maddeleri kesinleşmiş gibi sunması, İran’ın Washington’a duyduğu güvensizliği derinleştiren nedenler arasında görünüyor.
Buna karşın bazı uzmanlar, bu söylemlerin daha çok pazarlık stratejisinin parçası olduğunu düşünüyor.