Orta Doğu’daki gerilim yalnızca askeri ve diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik bir cephede de sürüyor. Bu mücadelenin merkezinde ise İran’a ait olduğu belirtilen yaklaşık 120 milyar dolarlık “dondurulmuş varlıklar” bulunuyor.
Söz konusu varlıklar, Batılı ülkeler tarafından Tahran üzerindeki en etkili baskı araçlarından biri olarak görülürken, İran açısından ise ekonomik bir “can simidi” niteliği taşıyor.
Varlıklar dünyaya dağılmış durumda
İran’a ait finansal kaynaklar tek bir merkezde toplanmıyor. Banka hesapları, tahviller, gayrimenkuller ve yatırımlar şeklinde dünyanın farklı bölgelerine yayılmış durumda.
En büyük paylardan birinin Çin’de olduğu belirtiliyor. Petrol gelirlerinden elde edilen 20 milyar doların üzerindeki bir meblağın Çin bankalarında tutulduğu ifade ediliyor. Ancak Pekin yönetimi, ABD yaptırımları nedeniyle bu kaynakların serbest kullanımına izin vermiyor.
Katar’da ise yaklaşık 6 milyar dolarlık bir fonun, 2023’te Güney Kore’den Doha’ya transfer edildiği, ancak bölgesel gelişmeler sonrası yeniden dondurulduğu aktarılıyor.
Irak’ta doğal gaz satışlarından elde edilen yaklaşık 10 milyar dolar tutulurken, Japonya ve Avrupa’daki bankalarda da önemli miktarda İran varlığı bulunuyor.
Gayri̇menkuller ve altın rezervleri̇ de bloke
Dondurulan varlıklar yalnızca nakit ve finansal araçlarla sınırlı değil. İran’a ait gayrimenkuller, altın rezervleri ve uluslararası yatırımlar da bu kapsamda yer alıyor.
ABD’de 1979’dan bu yana dondurulan ve değeri 50 milyon doları aşan taşınmazlar bulunuyor. Avrupa’da ise özellikle Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ta İran bağlantılı vakıflara ait ticari mülkler öne çıkıyor.
İran Merkez Bankası’na ait altın ve döviz rezervlerinin bir kısmının İsviçre ve Türkiye’de tutulduğu, ancak yaptırımlar nedeniyle erişimin sınırlı olduğu belirtiliyor.
Batı’nın üç kri̇ti̇k gerekçesi̇
ABD ve Avrupa Birliği, bu varlıkları yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir kaldıraç olarak kullanıyor. Bu yaklaşımın arkasında üç temel neden bulunuyor:
İran’ın nükleer programı
Bölgedeki silahlı gruplara destek iddiaları
Hürmüz Boğazı’nda enerji güvenliği
Batılı ülkeler, bu varlıkların serbest bırakılmasının Tahran’ın askeri ve nükleer kapasitesini güçlendirebileceğini savunuyor.
Hukuki̇ engeller: Mi̇lyarlarca dolarlık tazmi̇nat kararları
Dondurulmuş varlıkların çözülmesinin önünde sadece siyasi değil, hukuki engeller de bulunuyor. ABD mahkemeleri, geçmişteki saldırılarla bağlantılı olarak İran aleyhine milyarlarca dolarlık tazminat kararları verdi.
Toplam değeri 40-50 milyar doları bulan bu kararlar, İran’a ait varlıkların önemli bir bölümünün hukuki süreçler nedeniyle bloke kalmasına yol açıyor.
'İnsani̇ koridor' modeli̇: Sınırlı eri̇şi̇m
Batı, tüm varlıkları tamamen kilitlemek yerine bazı alanlarda kontrollü kullanım mekanizmaları oluşturdu. Bu kapsamda gıda, ilaç ve tarım ürünleri gibi temel ihtiyaçlar için sınırlı finansal akış sağlanıyor.
Bu modelle yaptırımların doğrudan halkı hedef almasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
İran ekonomisine doğrudan etki̇
Uzmanlara göre dondurulan varlıklar yalnızca devlet bütçesini değil, İran halkının günlük yaşamını da doğrudan etkiliyor. Döviz sıkıntısı, yüksek enflasyon ve ithalat zorlukları ekonomik baskıyı artırıyor.
Bazı alanlarda ilaç temininde aksaklıklar yaşanırken, genç nüfus arasında yurt dışına yönelim de dikkat çekiyor.
Kri̇pto para ve alternati̇f fi̇nans arayışı
Tahran yönetimi, uluslararası finans sistemine erişimde yaşadığı zorluklar nedeniyle alternatif yollar arıyor. Bu kapsamda kripto para üretimi ve kullanımı öne çıkarken, ABD bu alandaki İran bağlantılı işlemleri yakından izliyor.
Gözler yeni̇ müzakerelerde
Son dönemde yürütülen diplomatik temaslarda, dondurulan varlıkların bir kısmının serbest bırakılabileceğine yönelik iddialar gündeme gelse de Washington yönetimi temkinli davranıyor.
Uzmanlar, bu varlıkların geleceğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik dengeleri açısından da belirleyici olacağı görüşünde.