MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

Giresun'un yüzde 85'i maden arama faaliyetine açıldı: 'Fındık yetişen yerde altın arayacaklar'

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Gazeteci Ulaş Barış ve Avukat Sevda Karataş oldu.
Sitede oku
Gazeteci Ulaş Barış, KKTC’de yaşanan eylemleri anlatırken Avukat Sevda Karataş ise Giresun’da halkın maden faaliyetlerine karşı direnişini aktardı.

‘KKTC’de halk 25 yıl sonra parlamentoyu bastı’

Gazeteci Ulaş Barış şunları söyledi:
Şimdi protestolar devam etmiyor, onu söyleyeyim. Protestolar dağıldı ama tabi meclisteki konu devam ediyor. Sorun çözülmüş değil.Dolayısıyla her iki tarafta karşılıklı olarak geri adım atmıyor. Yani hükümet bu söz konusu, hayat bağlılığını, dondurma yasa tasarısını geri çekecek değil. Sendikalar da geri çekilmesini istiyor.Dolayısıyla iki taraf da geri adım atmadı. Az önce Cumhurbaşkanı'yla görüştüler. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Başkanlığına toplandığı bakanların bir kısmı, bir takım hükümet ve komite kuruldu burada bunun için.Oradan da pek bir sonuç çıkmadı. Çünkü çıkışta Başbakan Batı'nın ısrarlı sorularına rağmen cevap vermedi hiçbir şeye. Tabi hükümetin kendi içerisinde de sorun var.Bir de şöyle bir şey oldu Mustafa Bey. Tabi şimdi mesele biraz hayat bağlılığı meselesinden çıktı. Çünkü bugünkü hükümet, yani şu anda iktidara olan hükümet, uzun süredir yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla zaten çok çarşısı geçirdi.Dolayısıyla bugün meclisi basan gösterişlerin aslında esas hedefi, hükümetin istifası ve erken seçim talihinin aşıklanması. Böyle bir durum var. Gerçekten küçücük adanın çok karışık işleri diyeceğim.Biz de gazeteciler olarak konuyu anlamaya çalışıyoruz ama dediğim gibi başka başka hesaplar da var işin içerisinde. Bir gerçek var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 25 yıl sonra bir kez daha parlamento basıldı.Bundan 25 sene önce, 26'tan önce bir kez daha basılmıştı bankalar krizi zamanında. Bu da ikinci oldu. Bir sonuç alınamazsa bugünki toplantılardan.Yarın sabah tekrardan genel görev, sağlıkta, eğitimde her tarafta görev görev var. Yine gösteri yapılacak. Her zaman ara bulmaya şey yapan bir kişidir kendisi.Oraya gelip sendikacıları oradan, sendika başkanlarını alıp Cumhurbaşkanlığına götürdü ve hükümet yetkilileriyle buluşturdu. Yani orada bir ara buluşuruz. Eylemin içerisine girdi o protestoları.Sonra onlarla alıp Cumhurbaşkanlığı... Evet. Çünkü o an tam Tufan Önurman'ın geldiği dakikalarda göstericiler meclis katasını zorluyordu zaten. Bizim açımızdan biraz Cumhurbaşkanı eylemcilerinin arasına gelip orada onlarla diyalog kurup sonra onları Cumhurbaşkanlığı... Orada adı ne? Cumhurbaşkanlığı konutu mu? Cumhurbaşkanlığı konutuna götürecek, orada onlarla konuşacak falan.Tabii şey gibi, film gibi. Bizim için de o şey çok tuhaf.

'Fındık yetişen yerde altın arayacaklar'

Avukat Sevda Karataş, şöyle konuştu:
Zaten az çok biliyorsunuz, Giresun Görelekarlıbel Köyü ve Tirebolu Seküyü kapsayan Alagöz tarafından yapılması planlanan bir yarmasonlar yöntemiyle dördüncü grup maden arama faaliyeti vardı. Buna dair müdürlüğün vermiş olduğu bir feda olumlu kararı vardı. Biz buna dair bir iptal davası açmıştık, Tirebolu Çevre Derneği olarak.Bu davada 24 Şubat'ta işlemin yetkili olmayan Çevre Çevrecilik ve İl Müdürlüğü tarafından yapıldığı gerekçesiyle hükmeye durdurma kararı verilmişti. Siz de söylediniz, bugün davada karar verildi ve davamızı kabul ederek davayı kazandık. İdari işlemimizde hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildi.Bu maden arama faaliyetine dair verilen feda olumlu kararı hukuka aykırıdır denilerek iptal edildi. Ancak bu süreçte 4 Nisan'da, zaten dediğim gibi kamuoyuna yansıdığı 4 Nisan'da Alagöz o tarihte yürütmeyi durdurma kararı aldığımız alanda sonlaşma çalışması yapmak üzere makinelerini getirdi. 3 gün boyunca, 3 gündür, bugün dördüncü gündeyiz. Köylüler gece gündüz direndi. Makineye geçit vermediler alanda. Ama bugün sabahın erken saatlerinde, köylü daha evlerinde uyurken 6'da, 6.30'da Sondaj makinesi onlarca jandarma eşliğinde alana çıkarıldı. Günlerdir köylüye yol kapatmak suçtur diye kanun hatırlatanlar, köylüleri gözaltıyla tehdit edenler bu sebeplerle köylülerin kendi köyünde araçlarıyla hareket etmesi izin vermediler. Alana geçenlerle müdahale ettiler, yollarını kapattılar köylülerin. Israrla bize şunu söylüyorlar. Bu başka bir işlem, bu başka bir işlem değil. Bunlar birbirinden bağımsız işlemler değildir. Şu an alanda yapılan şey, bahsedilen işlemler sondaj işlemleridir. Söz konusu kaptanlıcı kararlardan sonraki tarihte, aynı maden ursa sahasında jandarma ve sondaj işlemleriyle maden aramaya karar verilmiş. Bu kararı alınmıştı. Artık ikzal kararı var. Dolayısıyla orada sondaj işlemi yapılması mümkün değil. Hukuken söylüyorum tabii ki bunu. İl müdürlüğü şirketle birlikte mahkeme kararına rağmen bunun uygulanması için ısrar mı ediyor? Evet, evet buna dair ısrarlı olarak görüş veriyorlar. Yani biz diyoruz ki yapmayın, hukuku kaykırır. Müdürlük ertesi gün bir yazı daha gönderiyor. Ertesi gün bir yazı daha gönderiyor. Sırf orada Alagöz Holding işleri kolaylaşsın diye. Aylık kaymakamlık, oradaki kolluk kuvveti bunu uygulamazsa veya geciktirirse doğrudan bir hukuk kaykırlık oluşur. Hatta zararı tazminatörden ödemek mümkün olurlar. Hem de cezai anlamda, görevi kötüye kullanma anlamında da sorumluluklar doğacaktır. Bunu biz ısrarla anlatmamıza rağmen. Zaten bizim oradaki amacımız o. Suç oluşmasın, zarar oluşmasın. Oluştuktan sonra giderilmesin. Hiçbir anlamı yok. Bu kadar ısrarcı olmaların nedeni nedir? Yani ne var orada? Maden ne var? Evet, altın. Hem de zaten ala göz sadece buraya başvuru yapmadı. Birçok yerde başvurusu var. Bu %84 rakamı doğru mudur? Girasun'un %84'ünü. Bizim bildiğimiz fındık mı yetişiyor orada? Evet. Fındığın ağırlıklı yetiştiği bir bölge midir bütün buralar? Kesinlikle. Buranın %85'i belki daha fazlası fındıkla geçimini sağlayan köylülerden oluşuyor. Hayvancılık da var ama yoğunluğu %85'i fındıkçılıkla geçiniyor. Dolayısıyla zaten maden faaliyeti gerçekleştiği takdirde köylü bunu biliyor. Köylü zaten keyfinden, oradan canı sıkıldığından dört gündür düzenmiyor. Benim suyum gidecek, benim geçim kaynağım gidecek. Orada zaten farkındalar. Başka madenlerden kaynaklı derelerindeki balıkların öldüğünün. Biz bunu anlatmadan zaten onların gerçekliği yaşadık. Yani daha yakın sayılır. Fatsa bunun bedelini ağır ödedi. Evet. Biraz da o örneklerle zaten aslında çok yakından bunu deneyimlemiş oldular, biliyor oluyorlar.
Yorum yaz