YAŞAM

Ay’ın karanlık yüzünde ne var? NASA, Dünya’daki yaşamın izini uyduda arıyor

Artemis II görevi kapsamında Ay’ın arka yüzüne gidecek astronotlar, insanlığın hiç görmediği bölgeleri inceleyerek Güneş Sistemi’nin ve hatta Dünya’daki yaşamın kökenine dair ipuçları arayacak.
Sitede oku
Görev sırasında araç Ay’ın arka tarafına geçtiğinde Dünya ile iletişim yaklaşık bir saat boyunca tamamen kesilecek. Bu 'İletişim karartması' sırasında üç Amerikalı ve bir Kanadalı astronot, bilimsel gözlemler yapacak.

Sessizlikte yapılan kritik gözlemler

Astronotlar bu süreçte Dünya’dan tamamen kopuk şekilde, bugüne kadar insan gözünün doğrudan görmediği bir manzaraya bakacak. Ancak karşılaşacakları görüntü, Dünya’dan görülen parlak ve düz Ay yüzeyinden oldukça farklı.
Ay’ın arka yüzü milyarlarca yıl boyunca yoğun asteroid çarpmalarına maruz kaldı. Bu nedenle yüzey, derin ve üst üste binmiş kraterlerle dolu, delik deşik bir yapı sergiliyor.
Bilim insanlarına göre bu kraterler, erken Dünya’nın da nasıl bir bombardıman sürecinden geçtiğini anlamaya yardımcı olabilir.

Yaşamın kökenine dair ipuçları

Araştırmacılar özellikle iki bölgeye odaklanıyor: Orientale havzası ve Güney Kutbu-Aitken havzası. İkinci bölge, Güneş Sistemi’ndeki bilinen en büyük ve muhtemelen en eski çarpma krateri olarak kabul ediliyor.
Her iki oluşum da yaklaşık 4 milyar yıl öncesine tarihleniyor. Bu dönem, Dünya’da yaşamın ortaya çıkmaya başladığı zaman dilimiyle örtüşüyor.
Bilim insanlarına göre yaşamın ilk yapı taşları, asteroidlerle Dünya’ya taşınmış olabilir. Ay’ın arka yüzündeki kraterler, bu sürecin izlerini hala barındırıyor olabilir.

Ay’ın arka yüzü neden önemli?

Dünya’da levha tektoniği, erozyon ve diğer jeolojik süreçler eski izleri silerken, Ay’da bu süreçler çok sınırlı. Bu nedenle Ay yüzeyi, Güneş Sistemi’nin erken dönemine ait bir 'zaman kapsülü' olarak görülüyor.
Ay’ın Dünya’dan hep aynı yüzünün görülmesinin nedeni ise 'gelgit kilidi'. Ay, Dünya etrafında dönerken kendi ekseni etrafında da aynı sürede döndüğü için arka yüzü doğrudan gözlemlenemiyor.
Ön yüzdeki ince kabuk geçmişte lavların yüzeye çıkmasına izin vererek 'mare' adı verilen geniş düzlükleri oluşturdu. Arka yüzde ise kabuk daha kalın olduğu için bu tür değişimler yaşanmadı ve yüzey daha iyi korundu.

Dev kraterler ve gizemli yapılar

Orientale havzası, yaklaşık 3.8 milyar yıl önce dev bir asteroid çarpmasıyla oluştu. Araştırmalar, çarpmanın ardından yüzeye saçılan materyalin saatler boyunca hareket ederek bugün görülen halka yapısını oluşturduğunu gösteriyor.
Güney Kutbu-Aitken havzası ise yaklaşık 2 bin 500 kilometre genişliğinde devasa bir yapı. Bu bölgede bulunan yoğun kütle anomalisinin, eski bir asteroidin demir-nikel çekirdeği olabileceği düşünülüyor.
Bilim insanlarına göre bu çarpma o kadar güçlüydü ki Ay'ın ekseninde bile kaymaya yol açmış olabilir.

Yeni bir keşif dönemi

Artemis II görevi, 1972’den bu yana ilk kez insanları Ay çevresine taşıyacak. Uzmanlara göre bu görev, insanlığın Ay’a kalıcı dönüşünün ve daha derin uzay keşiflerinin başlangıcı olabilir.
Bilim insanları, Ay’ın karanlık yüzünün artık bilinmeyen olmaktan çıkıp, Dünya’daki yaşamın kökenine ışık tutan bir anahtar haline gelebileceğini düşünüyor.
DÜNYA
Artemis II fırlatıldı: Ay çevresinde 4 astronot ile tur atacak
Yorum yaz