ABD ve İsrail’in, müzakerelerin sürdüğü bir dönemde 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaş; İran ve Lübnan sahasında tüm şiddetiyle devam ediyor. 1 Nisan 2026 itibarıyla 33. gününe giren çatışmalarda İran, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve BAE’deki ABD üslerini hedef almayı sürdürüyor. İsrail’in 2 Mart’ta Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonlarıyla genişleyen savaş, 28 Mart itibarıyla Husilerin de dahil olmasıyla daha da yayılmış durumda. Donald Trump, ABD’nin İran’la olan savaşı birkaç hafta içinde sonlandırabileceğini savunurken; Tahran yönetimi ise uzun soluklu bir çatışmaya hazır olduğu mesajını veriyor. Peki sahadaki bu zıt açıklamalar ne anlama geliyor? Perde arkasında yürüyen bir diplomasi trafiği var mı? Ve en kritik soru: Bu savaş ne zaman sona erecek? Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, Sputnik’e anlattı.
‘İki taraf da zamana oynuyor’
Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, ABD ve İran arasında temasların olduğunu ancak buna müzakere denemeyeceğini söyleyerek iki tarafın zamana uğradığını ama Trump’ın esas hedefinin kamuoyunu yatıştırmak olduğunu belirtti:
“İki taraf da zamana oynuyor ama Trump'ın esas gayesi bir kamuoyunu yatıştırmak, özellikle Batı ve Amerikan kamuoyunu yatıştırmak ve iki piyasaları yatıştırmak. Yani teskin etmek, piyasaların yükselmesine sadece petrol değil, yani her şey birbirini tetikliyor ve dolayısıyla bütün alanlarını teskin etmek istiyor. Bir de itirazlar da çok var Avrupa'dan, Amerika'dan, farklı ülkelerden. Dolayısıyla ikisi de bu müzakere oldu, olmadığı ile birbirlerine karşı bir mühendislik oyunu gibi kullanılıyor.”
‘İran, masada elini güçlendirmek istiyor’
Bulut, iki ülke arasındaki diyaloglara değinirken İran’ın masada elini güçlendirmek istediğinin altını çizdi:
“İran ise normalde müzakerelere de bence başladı bile yani. Ama tam anlamıyla müzakere falan değil; irtibat, dolaylı temaslar, araya gelenler falan. Buna bakarsanız temas ve diyalog başladı. Masaya sadece maddelerin konulması meselesi var o kadar. İran belki de hani şeye ben Amerika'yı bize getireceğim, şöyle edeceğim, böyle edeceğim. Biraz ‘maneviyat açısından iman tazeliyor’ hani türkçesini böyle söyleyeyim. Halka da moral vermek istiyor. Biraz da tabii masada elini güçlendirmek istiyor.”
“Bu müzakereyle ilgili beş ismin yani beş kişinin olduğunu biliyorum. Bunlardan birisi Meclis Başkanı Kalibaf biri de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi. O da diplomasi hafızası olması nedeniyle ön plana çıkanlar bunlar. Müzakerenin olması demek için anlaşmaların olabileceği anlamına gelmiyor. Yani malum üç aldı, beş verdi meselesi önemlidir. Malum Amerika hani 15 madde sıraladı. İran'da önce 5 madde, sonra 1 madde daha ekledi 6 madde. Ama her halükarda iki tarafında sergilediği, yani sıraladığı ve önerdiği, gösterdiği ya da elini açtığı maddeler, pazarlığa tabii maddelerdir. Ama birkaç noktası var. İki taraf açısından da mümkün değil kabul edilmesi.”
‘ABD İran’ı dize getirip teslim almak istiyor, bu mümkün değil’
Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, müzakere sürecinde öne çıkan birkaç ismin olduğunu söyledi:
“Amerika bir çerçeve olarak baktığında, İran'ı dize getirip teslim almak istiyor, bu mümkün değil. Yani ne pratik de mümkündür, ne de müzakere tekniği açısından mümkündür. Amerika zaten ondan da vazgeçti. ‘Yok rejimi devireceğiz, yerine şunu getireceğiz, bunu getireceğiz, Pehlevi’yi getireceğiz’ sonra da baktı bizim için vakfı olan Kalibaf demeye başladılar. Devletlerin rejim içinde kendileriyle uzlaşabilecekleri birilerini arıyorlar.”
‘ABD, Batı’yı yanına çekmek istedi ama olmadı’
Bulut, Amerika’nın özellikle Avrupa’yı yanına çekmek istediğini ama bunu başaramadığına değinirken daha sonra da Arap ülkelerini savaşa hazırlamaya çalıştığını aktardı:
“Amerika mesela Batı'yı yanına çekmek istedi, olmadı. Avrupa'yı özellikle. Arap ülkelerine yatırım yapmaya çalıştı, savaşa hazırlamaya çalıştı, birlikte savaşalım demeye getirdi. Körfez ülkeleriyle yine Mısır gibi, Ürdün gibi ülkeleri de hesaba katarsan, evet söylemde İran'a bayağı ağır sözler söylüyorlar ama pratikte şunu düşünüyorlar ‘Amerika bizi koruyamadı. Amerika bizi koruyamadığına göre zafer, yani galibiyet almayacaksa niye yanında olalım? Ola ki Amerika rejimi de deviremedi, o da rejim ayakta durdu. Bizim bu rejimle de yine işimiz var.’ Dolayısıyla müzakere sonrasında Arap ülkelerine kalkıp; ‘Savaş zamanında beni koruyamadın, şimdi de barış oldu. O zaman zaten bize korunmaya ihtiyacımız yok’ diyecekler.”
‘İran, ABD’nin karın boşluğunu, hassas noktalarını buldu’
Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, son olarak Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ya da kara operasyonu gibi çeşitli seçenekler bile Amerika'yı kurtaramayacağının altını çizerken ‘İleride ne olur bilemem, savaş çünkü başı belli olmayan, sonu belli olmayan buna klasik anlamda bir savaş bile diyemiyoruz’ dedi.
“Nitekim Amerika operasyon diye başladı, şimdi stratejik savaşa dönüşüm yapıyor ama İran yani Amerika kadar gücü olmayan, donanması olmayan, füzeleri olmayan, yüksek teknolojik uçaklar olmayan İran bu asimetrik durumunu yani nispeten dezavantajını avantaja çevirdi ve Amerika'nın o karın boşluğunu, hassas noktalarına buldu ve böyle mesela Körfez’deki iki katmanlı radar sistemi, hava savunma sistemi, demir kubbe meğer bir ana radara bağlıymış ya da ana üsse bağlıymış. İran hepsine birden vurmak yerine o ana radarı hedef alarak hepsi devre dışı kaldı. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Dolayısıyla nereden biteceğini henüz bilemiyorum ama birkaç ay böyle devam edecek zaten. Ne zaman duracağını ortam da belirleyecek ama Trump savaşa girerken de kendinden habersizdi nokta koymakta da zorlanıyor şu anda.”