Estetik dünyasında 'çığır açıcı' olarak tanıtılan yeni bir uygulama, beraberinde tartışmaları getirdi. ABD’de geliştirilen ve ölü donörlerden alınan yağ dokusunun enjekte edilmesine dayanan “Alloclae” adlı dolgu yöntemi, son dönemde hızla yaygınlaşırken hem tıbbi hem de etik açıdan soru işaretleri doğurdu.
Yeni yöntem, kadavralardan elde edilen yağ hücrelerinin özel işlemlerden geçirilerek genetik materyalden arındırılması ve ardından hastaya enjekte edilmesi esasına dayanmakta.
ABD’de bazı kliniklerde uygulanan işlem özellikle kalça, göğüs ve yüz bölgesinde hacim artırma amacıyla tercih ediliyor. İşlemin 30 ila 60 dakika sürdüğü ve genel anestezi gerektirmediği belirtiliyor.
'Trend' hızla yayılıyor
Uzmanlara göre bu yönteme olan ilgi, özellikle hızlı kilo kaybına yol açan GLP-1 türü ilaçların yaygınlaşmasıyla arttı. Bu ilaçları kullanan kişilerde vücut hacminde istenmeyen kayıplar yaşanması, estetik müdahalelere olan talebi artırıyor.
Klasik yağ transferi yönteminde hastanın kendi vücudundan yağ alınarak başka bölgelere enjekte edilirken, bu yeni teknikte dış kaynaktan, yani ölü donörlerden, elde edilen yağ kullanılıyor. Bu da yeterli yağ dokusu bulunmayan hastalar için alternatif bir çözüm olarak sunuluyor.
Bazı hastalar, uygulamanın özgüvenlerini artırdığını ve fiziksel görünümlerinde belirgin değişim sağladığını ifade ediyor. Ancak, yerel basındaki haberlerde, yöntemin maliyetinin oldukça yüksek olduğu ve bazı işlemlerin on binlerce doları bulabileceği belirtildi.
Uzmanlardan uyarı
Buna karşın birçok uzman, yöntemin uzun vadeli etkilerine dair yeterli bilimsel veri bulunmadığına dikkat çekti. Plastik cerrahlar, özellikle yeni bir teknoloji olması nedeniyle daha fazla klinik çalışma ve takip verisine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Bazı uzmanlar, bu tür uygulamaların meme dokusunda kullanılması durumunda kanser taramalarını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca enfeksiyon, ağrı, bağışıklık tepkisi ve ciltte renk değişimi gibi yan etkilerin de mümkün olduğu belirtildi.
Bir diğer tartışma ise etik boyutta yoğunlaşıyor. Donörlerin bağışladıkları dokuların estetik amaçlarla kullanılacağının her zaman açık şekilde belirtilip belirtilmediği sorgulandı. Bazı araştırmalar, bağış süreçlerinde bu bilginin her zaman net aktarılmadığını da ortaya koydu.
Tartışma yarattı
Uzmanlara göre organ ve doku bağışı genellikle hayat kurtarma amacıyla yapılırken, bu dokuların estetik işlemlerde kullanılması bazı kesimler tarafından eleştiriliyor. Öte yandan savunucular, bir donörün birden fazla kişiye hem hayati hem de estetik katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Tıp dünyasında kadavradan elde edilen dokuların kullanımı yeni değil. Daha önce yanık tedavileri, ortopedik operasyonlar ve diş cerrahisi gibi alanlarda benzer uygulamalar yaygın şekilde kullanılıyordu. Ancak estetik amaçlı kullanımın artması, bu konudaki hassasiyeti daha görünür hale getirdi.
Geleceği belirsiz ama ilgi büyük
Uzmanlar, 'zombi dolgu' olarak da anılan bu yöntemin estetik sektöründe yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini, ancak düzenleyici kurumların ve bilimsel çalışmaların süreci yakından takip etmesi gerektiğini belirtiyor. Artan talep ve sınırlı donör kaynağı nedeniyle bu tür uygulamaların gelecekte nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor.