Kastamonu konseri iptal edilen Sanatçı İlkay Akkaya, Radyo Sputnik canlı yayınında yaşananları anlattı. Siyasetçi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ise İran’a süren saldırıları yorumladı.
‘Memleketimin şehirlerine gitmeye devam edeceğim’
Sanatçı İlkay Akkaya şunları söyledi:
Aslında şöyle gelişti olay, biraz da bir bilgi kirliliği oldu. Organizasyon iptal etti gibi bir bilgi yayıldı ama Organizasyon değil iptal eden. Şimdi oradaki yerelde bu linç kampanyasını, konser olmasın diye algı oluşturma operasyonunu yürüten insanlar salon sahibine baskı kurmuşlar.Salonu aldılar elimizden. Böylece fiziki olarak konseri yapabilme şansı ortadan kalkmış oldu. Biz şimdi yeni bir salon arayışı içindeyiz aslında ama düşük bir olasılık da olsa bunu zorluyoruz.Şimdi olmazsa başka bir tarihte yine zorlayacağız Kastamonu'ya gitmeyi. Çünkü birlikte şarkı söylemek isteyen insanların sayısı gerçekten fazlaydı. Yani bilet satışına baktığımız zaman orada demokrat yani temel insan haklarına saygılı yoğun bir nüfusun olduğunu da görüyoruz aslında.Ama bir araya gelmişler, güçlü bir ses çıkartmayı başarabilmişler, bir örgütlenme olmuş orada. Antidemokratik olduğunu tabii ki söyleyeceğim, herkes de biliyor bunu aslında. Çünkü ifade özgürlüğüne, çalışma hakkına, birçok insan hakkına aykırı bir davranış içindeler.Ama maalesef işte bunu görebilecek bir algıdan da yani üzülerek söylüyorum zekadan da bence yoksunlar. Vandallar dediğim zaman çok açık bir şey ki konser olursa, ilk ayakkabı bu şehre gelirse olay çıkarırız. Onu burada istemiyoruz, konseri basarız.O terörist falan diyenleri kastettiğimi nasıl algılayamıyorlar? Çok ilginç değil mi bu? Kastamonulara vandal deyip sonra da Kastamonu'da konser vermeye kalkışmak da başka bir şey olur zaten. Yani bilmiyorum çok garip bir durumla karşı karşıya Türkiye. Bazı şehirlerde, Bursa'ya mesela 5 yıldır mahkemeyi kazanmış olmama rağmen gidemiyorum.Yine belli odakların sayesinde oluyor bu. Ama tabii her seferinde yeniden başvurmaktan vazgeçmiyorum, vazgeçmeyeceğim de. Bursa'ya da gideceğim, Kastamonu ya da benim memleketimin şehirleri bunlar.Benim bugüne kadar olan profilim ortada. Her zaman insan hakları alanında mücadele ettim. Sonra işte dünyanın aktığı noktada kendi bilincimizdeki perdeler kastıtça, turculukla ilgili bir mücadelenin içine girdim.Yani dünya üzerinde yaşayan herkesin hakkını, şu an bana saldıranların da insan hakkını savunuyorum aslında. 6 yıldan beri hemen hemen sistematik dönem dönem böyle bir linç kampanyası oluyor. Geçtiğimiz değil, yaklaşık 10 yıl önceki galiba yerel seçimlerde Avukatım Arif Cangri ile birlikte bir fotoğrafımız var HDP'nin seçim ofisinde.Arkada bir Öcalan posteri görünüyor. Bunu dolaşması, nereden elde ettiler o fotoğrafı da bilmiyorum hiç. Zaten büyük ihtimalle foto montajı olduğunu da düşünüyorum.Hiç hatırlamadığım falan bir şey. Ama şimdi kurucu Önder'de falan diyorlar, İmralı'ya gidip görüşmeler yapıyorlar. Yani bu kadar tekrar… Çok enteresan, çok enteresan.Tehdit edenler olmuştu beni, terörist diyenler olmuştu. Ben mahkemeye vermiştim onları. Daha sonra benimle bağlantı kurdular uzlaşmak için.İşte ben böyle olduğunuzu bilmiyordum. Ben işte bana yazılanları gördüğüm için, galeyana geldiğim için yazdığım gibi şeyler. Onların bazı kişileri gerçekten ben mahkemeden vazgeçtim bazıları hakkında.Bazılarına da şey dedim yani vereceğim adrese köpek maması gönderin gibi küçük şeylerle, cezalarla uzlaştım onlarla. Güneşin Olsun'u dinlesinler..Ağla Sevgili Yurdum da olabilir.
‘Kara harekatı için Türkiye'yi kullanmak istediler ama olmadı'
Siyasetçi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, şöyle konuştu:
Yani hakikaten İsrail, Amerika, İran'ı bombalıyorlar. O da karşılık veriyor. Ummadıkları gibi tabi dirençle karşılaştılar ve hatta baya hayal kırıklığına doğradılar.Fakat dünyada her savaş muhakkak kara ordularıyla zafere ulaşır. Yani yukarıdan bombalamakla bitmiyor, biliyorsunuz devletleri pek çökertemezsiniz. Nitekim İran gibi bir köklü bir devleti de ortadan kaldırmak o kadar kolay değil, mağlup etmek o kadar kolay değil aslında.Onun için karar harekatı gerekiyor. Dikkat ederseniz zaman zaman Amerika Birleşik Devletleri işte bir takım 5000 kişiyle bilmem neyle karar harekatı düşündüklerini söylüyorlar. Fakat sürekli kaçınıyorlar.Çünkü karar harekatı öyle basit bir iş değil. Çok daha farklı bir durumla karşılaşabilirler. Bunun için en uygun bu savaşta yer alabilecek bir ülke gibi görülüyor Türkiye.Çünkü kara orduları güçlü. İran'la baş edebilir. Şimdi böyledir ama Türkiye'nin İran'la neden savaşacağı meselesi gündeme gelmesi lazım.Türkiye ve Azerbaycan tarafından bu olaylara kanarak savaş meselesine söz konusu olmadı. Amerika ve İsrail karar harekatı için Türkiye'yi kullanmak istediler. İki din aynı dine mensup iki ulusun üstelik de Türklerin birbirini kırması gibi bir durum söz konusu olacağı için çok iyi bir manevra ile bu iş düzene sokuldu diye düşünüyorum.İran Türkiye ne yapılırsa yapılsın bütün provokasyonlar ya da işte etnik mezhepsel büsün kışkırtmalar da olsa İran Türkiye savaşır mı? İran'dan ben şöyle söyleyeyim böyle bir akılsızlık yapılacağına asla kanaat getirmiyorum. Şu ana kadarki bir savaş aklına bakınca böyle bir şey asla İran tarafında olmayacak. Çünkü aptallık eder yani şöyle düşünün.ABD ve İsrail'in herhangi bir karar harekatına girişmesi mümkün değil İran üzerinde coğrafyası çok geniş bir defa. Ama kara orduları açısından Türkiye ile sınırı bulunan bir İran tutup da kendi başına yeni bir cepheyi hem de kara cephesi neden atsın ki? Yani bakın Arap ülkelerine açık açık söylüyor ben fize atıyorum diyor vuruyor. Ama Türkiye'ye öyle bir mesela gelen üç fizenin üçünde de aynı şey söyledi asla biz dedi göndermedik.