EKSEN

‘Savaş uzarsa süreç İran lehine işler, ABD’siz İsrail saldırıları sürdüremez’

Prof. Dr. Barış Doster’e göre ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırıların uzaması, süreci İran’ın lehine işletebilir. İsrail’i savaşın bitmesi konusunda ABD’nin önündeki engel olarak okuyan Doster, Tel Aviv yönetiminin saldırıları tek başına sürdüremeyeceği görüşünde.
Sitede oku
Köklü devlet geleneği sayesinde ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana sürdürdüğü saldırılara direnen İran, 20 günün geride kaldığı süreçte Körfez’deki ABD üsleri ile petrol tesislerini hedef almayı sürdürüyor. Güvenliğini ABD’ye emanet eden Körfez, İran’ın saldırılarının ardından yatırım cazibesini kaybederken Avrupa ülkelerinde ise enerji arzı konusunda ciddi bir kriz yaşanıyor.
İç kamuoyuna yönelik bir ‘zafer’ imajı peşinde olan Trump’ın, İsrail’in stratejik hedefleri ve ABD içindeki nüfuzu nedeniyle savaştan çıkış kapısını açamayacağı belirtilirken İran’a olası bir kara operasyonun da yine İsrail ve ABD’nin aleyhine olacağı ifade ediliyor. Son dönemde Türkiye topraklarına düşen füzeler üzerinden gelişen gerilimde ‘sahte bayrak’ operasyonu ve dezenformasyon ihtimali konuşulurken Türkiye ve İran’ın yüzyıllara dayanan ‘dengeli rekabet’ geleneğinin, her iki devlet tarafından da korunması bekleniyor.
ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırılar ve İran’ın misillemeleri ile Türkiye’ye ilişkin gelişmeleri Prof. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

‘İran’ı, 3-5 bin ABD piyadesiyle tasfiye etmek mümkün değil’

İran’ın, ulus aidiyeti, tarihsel hafızası ve geçmiş savaş deneyimleri gibi sebeplerden ötürü ABD ile İsrail’in karşısına aldığı diğer ülkelere benzemediğini ifade eden Doster, kara işgaliyle tasfiyenin mümkün olmadığı görüşünde:
“İran herhangi bir ülke değil. Irak, Suriye, Libya ile kıyaslanabilecek bir ülke de değil. Çünkü çok güçlü bir devlet geleneği, köklü bir ulus aidiyeti ve sağlam bir tarihsel hafızası var. İran’daki sistem ister bürokratik ister güvenlik mekanizmaları ister dini ve siyasi anlamda tek bir kişiye bağlı değil. Sağlam kolonları var. İran 93-95 milyonluk bir nüfusu olan, 1.6 milyon kilometre kareden daha fazla büyüklükte. Türkiye’den iki kat daha fazla büyüklükte. Ayrıca Ukrayna gibi düz değil dağlık bir coğrafya. İran’ın savaş deneyimi de yüksek olan silahlı kuvvetlerini, 3-5 bin tane ABD deniz piyadesini İran’a indirerek tasfiyet etmek pek mümkün değil. İran’ın cephe derinliği sağlam. Kendi elini güçlendiren bir coğrafyası var.”

‘Bize, tarih ve iktisat bilmeyen Avrupalılara ‘Oh olsun’ demek düşüyor’

Doster; İran’ın, Körfez’deki ABD üsleri ile petrol tesislerini vurmasının bölge ülkelerini ‘yatırım ülkesi’ olmaktan çıkarttığını ifade etti. Doster’e göre İran’a açılan savaş, ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki çatlağı derinleştirdi:
“ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ‘Bu bizim savaşımız değil, İran’dan bize doğrudan bir tehdit yoktu biz İsrail’in kuyruğuna takıldık’ diyerek istifa etti. Ayrıca İran, 12 Gün Savaşları’ndan gerekli dersleri çıkarttı. İran, Körfez’de tamamı ABD emperyalizminin kuyruğuna takılmış ülkelere saldırılar düzenledi. O ülkelerden henüz yanıt gelmedi. Ancak bu ülkelerin bir yatırım ülkesi ya da turist açısından cazip görüntüleri tuzla buz oldu. Bu aşamadan sonra Suudi Arabistan liderliğindeki şeyhlikler, emirlikler şimdiye kadar olduğu gibi yüksek miktarda yabancı yatırımcı ve turist çekemez. İsrail siyonizmi artı ABD emperyalizmi İran içerisinde fiziki ve teknik istihbarat anlamında örgütlü. Çok sayıda İranlının bu emperyalist barbarlarla iş birliği yaptığı anlaşılıyor. İranlıların kendi rejimlerine yönelik haklı, meşru ve anlaşılabilir talepleri olabilir ancak İran halkının çok büyük bir çoğunluğu rejime karşıtlıkla vatanı savunmak arasındaki ayrımı bilebilecek ferasete, tarihsel birikime sahip. İsrail ve ABD’nin ‘Bu İran’da dirençli çıktı, tahminlerden fazla mukavemet gösteriyorlar’ yakınmaları beni hiç şaşırtmadı. 2003-2004-2005 yıllarında Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da dünyaca ünlü borsa vurguncusu George Soros’un da katkılarıyla Batı yanlısı ABD güdümünde iktidarlar gelmişti. Ancak İran’ın sadece Suriye ile Irak ile Libya ile değil bu ülkelerle de kıyaslanamayacak kadar dirençli olduğu ortaya çıktı. Avrupa Birliği’nin ‘Yandım Allah’ demesi, Trump’ın Hürmüz konusunda Avrupalı müttefiklerinden umduğu desteği görmemesi, İngiltere’nin dahi Trump ile aynı noktada hizalanmaması Batı ittifakında, Atlantik’teki çatlağı gösteriyor. Rusya-Ukrayna savaşından sonra Rusya’ya yaptırımlar koydular. Şimdi Hürmüz de ortada. Avrupalılar petrolü ve doğalgazı kimden, hangi tedarikçilerden, hangi güzergahlardan alacaklar? ABD Başkanı Trump şarlatanının arkasından giden o kadar çok Avrupalı var ki şu an kışta titreyip ağlaşıyorlar. Bize, tarih ve iktisat bilmeyen Avrupalılara ‘Oh olsun’ demek düşüyor.”

‘İsrail, ABD desteği olmadan savaşı en fazla bir ay sürdürebilir’

Savaşın uzamasının İran’ın elini güçlendireceğini belirten Doster; İsrail’i, Trump’ın önündeki engel olarak okuyor. Doster, ABD desteği almayan bir İsrail’in savaşı uzun süre devam ettiremeyeceği görüşünde:
“Savaş uzarsa süreç daha fazla İran’ın lehine işlemeye başlar. ABD içindeki çatlaklardan, Avrupa’nın ‘Yandım Allah’ demesinden dolayı daha fazla işlemeye başlar. ABD ve İsrail’in stoklarının sınırlı olmasından ötürü de süreç İran’ın lehine işleyecektir. Trump yalan söyleyen ve öngörülemez bir insan. İç kamuoyuna karşı ‘Zafer kazandım’ diyebilir. Ancak bu bağlamda Trump’ın önünde engel var. O engel de İsrail. ABD, kendi nam ve hesabı için bu savaştan bir şekilde çıkmak istese de İsrail buna ne kadar izin verecek? ABD içinde örgütlü olan, ABD ekonomisinde ve bürokrasisinde nüfuz sahibi olan İsrail barbarlığı Trump’a çıkış kapısı açar mı? Açsa dahi İsrail, ABD yanında olmaksızın bir müddet daha savaşı kendi gücüyle ve ABD’den aldıkları destekle devam ettirmeye çalışabilir. Ancak ABD’nin desteği olmaksızın İsrail, İran’a saldırılarını daha ne kadar sürdürebilir? Belki üç hafta ya da bir ay sürdürülebilir. Başından beri ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi, Trump şarlatanı ve Netanyahu barbarı askeri anlamda İran Devrim Muhafızları’nın savaşma direncini tasfiye etmek, İran’ın nükleer faaliyetlerini etkisiz kılmak istediler. Siyasi hedef ise rejimi değiştirmekti. Bunun yanında İran’ın sınırlarını değiştirmeyi de istiyorlar. Suriye Kürtleri ve Dürzileri öncülüğünde istedikleri gibi İran’ı bölüp parçalamayı hedefliyorlar. İran’ın nüfuzunun kabaca yüzde 10’unu oluşturan İran Kürtleri çoğunlukla Sünni Kürtler. Ancak siyasi hedeflere ulaşmayı bırakın askeri hedeflere ulaşma noktasında bile tıkandılar. ABD’de kasım ayında seçimler de olacak. Trump yalan söyleyerek şarlatanlıkla ‘Biz istediğimizi aldık, çekiliyoruz’ diyebilir. Ancak İsrail bunu engellemek için elinden geleni yapacak. İsrail de İran’a kadar üç ya da dört hafta tek başına saldırabilir. İş uzarsa İsrail’in de gücü kalmaz.”

‘İran’ın kara kuvvetleri oldukça deneyimli’

İran’a olası bir kara harekatını ‘çılgınlık’ olarak nitelendiren Doster, Tahran’ın silahlı kuvvetlerinin omurgasını kara kuvvetlerinin oluşturduğunu söyledi. Doster, Harg Adası’na dönük hamleyi de düşük bir ihtimal görüyor:
“Karadan bir operasyon büyük bir çılgınlık, akıl tutulması olur. Suriye ile kara sınırımız 911 kilometre. Bunun iki katından daha fazla 2 bin kilometrelik bir kara sınırına kaç bin ABD deniz piyadesiyle işgale kalkışabilirler? Ek olarak İran’ın kara kuvvetlerinin nasıl bir mukavemet göstereceğini tahmin edebiliyor musunuz? İran’ın hava savunması ve güvenlik, istihbarat konusunda zaafı olabilir. Ancak İran kara kuvvetleri, 1979 İran İnkılabı’ndan sonra yaşanan Irak-İran Savaşı’nda deneyim kazanmış bir ordu. İran kara kuvvetleri, İran silahlı kuvvetlerinin omurgasını oluşturur. Trump işi bir gösteriye dönüştürmek amacında. ABD’li deniz piyadelerinin kaybını da göze alarak Harg Adası’na karşı hamle yapabilir. Düşük ihtimal de olsa yapabilir. Ancak orada da bir mukavemet olması kaçınılmaz. Orada İran’ın tesisleri ve üsleri var. İran, Harg’ı ekonomik ve stratejik anlamda önemsiyor. Orada bu iş çok kanlı olur. Trump, istediği fotoğrafı veremezse madara olabilir. Bu sebeple riskli de.”

‘Olası Türkiye ile İran savaşında füzeler uçuşmaz, kara sınırı var’

İran’dan fırlatıldığı belirtilen ve Türkiye’ye düşen füzelere ilişkin ise Doster, sahte bayrak operasyonlarını hatırlattı. Doster, Türkiye ile İran arasındaki olası savaş ile ilgili kara sınırı vurgusu yaptı:
“Geçtiğimiz hafta Türkiye topraklarına üç tane İran füzesi düştüğü belirtildi. İran, bunun kendilerinden kaynaklanmadığını söyledi ve ortak komisyon kurmayı teklif etti. Türkiye, ‘Bunlar İran’dan ateşlenmiştir’ dedi. 2026 teknolojisinde her türlü üç kağıt olabilir. Her savaş bir propaganda ve dezenformasyon savaşıdır. Sahte bayrak ihtimali de var. İsrail siyonizminin Tahran içerisinde drone fabrikası kuracak kadar örgütlendiği bir ortamda bu da ihtimal dahilinde. Ancak tarihsel ve siyasal analiz yapmak lazım. Bizim en eski sınırımız İran ile olan sınırımız. Her iki devlet de aralarındaki tarihsel, siyasal, kültürel, jeopolitik, mezhepsel gerilime rağmen ‘dengeli rekabeti’ önemser. Her iki devlet de rejimlerin karakterlerinden bağımsız bu dengeli rekabete önem verir. İpi nerede gereceklerini ve yumuşatacaklarını bilirler. Ayrıca İran zaten şu anda ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmine karşı canhıraş mücadele veriyor. Karşısında Avrupa Birliği, İngilizler, Körfez’deki şeyhlikler var. Bu İran bir de cepheyi daha da genişletip Türkiye gibi orta ölçekli aktörle savaşmak istemez. Beklemiyorum ancak Türkiye-İran savaşı, Türk-Fars, Sünni-Şii savaşı demektir. İki ülkenin kara sınırı da var. İkisi arasındaki silahlı çatışma, havadan havaya olmaz. Doğrudan kara kuvvetleri üzerinden olur. Bu sebeple Türkiye’nin de soğukkanlılığını koruyacağını İran’ın da cepheyi daha da genişletmeyeceğini düşünüyorum.”
Yorum yaz