Türkiye olarak kim yaparsa yapsın, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırılara tepkimizi ortaya koyarken savaşın yayılmaması için yoğun çaba harcadık. Ülkemizin hava sahasını ve güvenliğini ihlal eden unsurlara karşı da NATO müttefiklerimizle işbirliği içerisinde gerekli tedbirleri aldık. Amacımız bu anlamsız, bu hukuksuz ve son derece yanlış savaşın bir an önce sona erdirilmesidir. Sabırlı, sağduyulu ve serinkanlı bir politikayla provokasyonlara karşı çok dikkatli bir yaklaşımla içinde bulunduğumuz kritik süreci yönetiyoruz. Savaşın ülkemiz ekonomisine ve vatandaşlarımıza menfi etkilerini sınırlı tutmak için gerekli adımları atıyoruz.
14-28 Mayıs seçimlerinde milletimizin nasıl doğru, isabetli ve ferasetli tercihte bulunduğu gün geçtikçe çok daha iyi anlaşılmaktadır. 28 Şubat'tan beri ana muhalefetin gündemine bakmak bile bunu görmek için yeterlidir. Etrafımızda füzeler uçuşurken, beyefendilerin nelerle uğraştığını sizler de takip ediyorsunuz. Ne bölgemizde yaşanan kanlı savaş gündemlerinde ne de Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili bir dertleri var. Tek dertleri polemik üretmek, ona buna sataşmak, mahkemelerde kavga çıkarıp nümayiş yapmak suretiyle bundan siyasi rant elde etmek. Böyle bir dönemde dahi yerli, milli bir duruş sergilemekten uzaklar. Savaş dahil kendi ikballeri dışında hiçbir şeyi umursamıyorlar. Öyle bir ruh hali içindeler ki değil bölgemiz, dünya yansa hatta üçüncü dünya savaşı çıksa inanın bunların umurlarında bile olmaz. Bölgemizdeki hadiselerin vahameti ve bunlar karşısında muhalefetin lakaytlığı bize mesuliyetimizin büyüklüğünü hatırlatmaktadır.