MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

Mustafa Hoş ilk kez açıkladı: İşte Fatma Nur Çelik'in son konuşmaları!

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Avukatlar Tuba Torun ve Buse Naz Güneş oldu.
Sitede oku
İBB soruşturmasının yargılanma aşamasına geçildi. Bugün başlayan duruşmada ne yaşandığını Avukat Tuba Torun canlı yayında anlattı. Kızı İkra ile intihar ettiği görüntüleri ortaya çıkan ve cansız bedeni bulunan Fatma Nur Çelik’in avukat Buse Naz Güneş ise soruşturmanın geldiği noktayı anlatt

‘Bu duruşma psikolojik bir savaştı ama biz ezilmedik’

Avukat Tuba Torun şunları söyledi:
Mahkeme değil de başka bir şey gibi dersen, evet çünkü mahkeme kural olarak hukuka uygun davranan, özellikle hukukun üstünlüğü ülkesinin geçerli olduğu bir hukuk devletinde, hukuka uygun davranan yargı makamıdır. Burada hukuka en başından beri, ilk andan itibaren Ekrem Başkan'ın bu dosyanın önünde söylüyorum, gözaltına alındığı an itibariyle hukuka uygun davranılmadığı için, tabii geldiğimiz bu noktada mahkemede hiç hukuka uygun bir şekilde geçmedi. Kendi kararını veremeyen bir mahkeme, ben şahsi yorumumu söylüyorum, kendi kararını veremeyen bir mahkeme görüyoruz. Her aşamasında irade göstermeme hali mi? Çünkü bakın şöyledir, sayın Fikret İlkiz, müsaadımızdır, o da ilk söz aldığında şunu söyledi, ikinci yarı itibariyle, ben böyle bir ceza davasına hiç girmedim daha önceden. En deneyimli ceza avukatlarından biridir Türkiye'nin. O yüzden yaptığınız sesi çok doğru, zaten tipik bir ceza davası değildi. Bugünkü şuydu, ben size söyleyeyim, psikolojik üstünlük sağlama savaşıydı aslında. Biz ezilmedik, onlar da ezilmeye çalıştılar. Bu arada mahkeme heyeti, nedir? Tarafsız ve bağımsızlık ilkesiyle bağlı olan heyetten bahsediyoruz. Bu bir psikolojik dövüştü, ben böyle görüyorum. Bizim de bu tavır karşısında soluna kadar direnmemiz zaten son derece meşru ve hukuktur. Nitekim hukukun dışına çıkan bir şey de yapmadık zaten. Bakıyorsunuz heyetten, bir kişi daha bir buçuk iki yıl olmuş Atanalı, öbürü de aynı şekilde. En tecrübelisi mahkeme başkanı, o da yedi yıl olmuş avukatlıktan geçmiş. Oradaki tek üst derece hakim statüsünde mahkeme başkanı var. Ama bakıyorsunuz, sürü aykırılıklar zaten diz boyu. Adeta sanki hukuk bilmezmiş gibi bir davranış tarzı biçimi. İkinci yarı itibariyle şunu gördük, hakim adeta akışına bıraktı. Bu defa da avukatlar bütün usulü talepleri uzun uzun söylediler. Ondan sonra hakim hiçbir şekilde müdahale etmiyor. Ama haklıyla da meslektaşlarımızla beraber ciddi bir direniş gösterdik aslında.
Avukat Buse Naz Güneş, şöyle konuştu:
Ben gerçekten kısacık ömrü mücadeleyle geçmiş bir kadının arkasından atılan iftiralara sessiz kalmak istemiyorum. Bunlar benim zoruma gidiyor. Yani şu an tabii çok vaktimiz olmadığı için size de kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum o konuda.Şimdi şöyle, bu hastane süreci, son hastane süreciyle ilgili ben konuşmak istiyorum. Öncelikle 25 Aralık günü, Hifa'nın iştahsızlığı arttığı, gitgide dış dünyayla iletişimini daha fazla kesmeye başladığı şikayetleriyle Fatmalar kızını sağlık tedbirinin bulunduğu hastaneye götürüyor. Burada Hifa'nın acilen yatışının yapılması gerektiği, ancak hastanede yer olmadığı başka bir hastaneye gitmeleri gerektiği söyleniyor.Fatmalar da diyor ki tamam siz beni kabul etmiyorsunuz, o zaman yazılı bir belge verin bana. Bunu da vermiyorlar kendisine. O gün Fatma kucağında kızıyla en az 3 tane hastane gezmiştir.Hiçbiri kabul etmedi, yatışını yapmadığı çocuğun hem yer olmadığını söylemişler, hem de çocuğu yıllardır başka bir doktor, başka bir hastane takip ediyor. Tedaviye de aynı şekilde o hastanenin, o doktorların devam etmesi gerekiyor demişler. Devamlılık da önemlidir onda.Tabii ki zaten ikisi de hassas, özellikle çocuk. Çünkü bu hastaneleri gezerken, kabul almaya çalışırken de doğal olarak yeni yeni yabancı doktorlar muayene etmeye çalışıyor. Çocuk, yabancılar kendisine dokunmasını istiyor.Orada da çok fazla bir korku yaşıyor aslında, orada da bir kriz dönemi oluyor o görüşünde. Arka planda bize de söylüyor bu durumu. Arka planda biz de araştırıyoruz, doktorlar görüşüyoruz, ne yapalım, nasıl hastane bulalım vs.diye. Bize söylenen şu oldu. O kadar küçük bir yaş grubunu yatılı bir şekilde psikiyatri servisinde tedavi edebilecek hastane sayısı yok denecek kadar az ve ciddi bir yer sorunu var.Bunu siz çözemezsiniz. 112'yi arayacaksınız, onlar organize edecekler. Hangi hastanede yer var, nerede yatış yapılabilir vs.diye. Önceki tedavisini yapıldığı hastanede yer yokmuş denilip, başkent sanma bir tutum sergilenmiş. Hatta Fatma bu durumdan o kadar çok rahatsız oldu ki, Ertesi gün 26 Aralık'ta benim yapmamasını tavsiye etmeme rağmen gururunu yediremeyip, sosyal hizmetlere bir dilekçe veriyor.Bu dilekçede de beni çok zor zamanda yalnız bırakıyorsunuz, gereken desteği sağlamıyorsunuz. Ben de artık sizin maddi yardımınızı kabul etmiyorum, tamamen kesilmesini istiyorum şeklinde ifadelerde bulunuyor. Bu dilekçe 26 Aralık 2025 tarihidir.Nitekim Korkunç'ta geçen bir duruşmanın üzerine Fatma kamuoyuna da yansıyan bu adalet nöbetine başlıyor. Artık sesini duyurabilmek için. Bizim sosyal hizmetlerden Fatma'yı uzaklaştırmaya çalıştığımız, veya sosyal hizmetler yardım etmek isterken bizim buna engel olduğumuz şeklinde ifadeler bir kere başından beri hatalı.Zaten ben kendim bile 3 Şubat'ta basın yoluyla çağrıda bulundum sosyal hizmetlere. Bu çocuğun acilen sağlık hizmetine ulaşması lazım. Görevinizi yapın, bu çocuk ölecek diye.Bunların da kayıpları mevcuttur. Fakat ne hikmetse 13 Şubat'ta Gülben Ergin'in ulaşması ve en azından acil müdahale yapılsın. Çocuk yemek yemiyor, su içmiyor.Değerleri düştü. En azından ilk müdahalesi yapılsın diye. Özellikle hastane için aracı olduğu gün birdenbire sosyal hizmetlerin de bu konuya ilgisi artıyor.Her gün hastaneye gidip gelmeler başlıyor. Şimdi bu görüşmelerle ilgili de işte biz anneyle çok ilgilendik, çok destek olmaya çalıştık şeklinde bunu yansıtıyorlar. Ama bunların içeriğini tabii ki biz bilemiyoruz.Fakat Fatma'nın bana söylediği gelen kişilerin kendisine iyi davranmadığı yani kibirli konuştukları, üstü kapalı bir şekilde çocuğun velayetiyle ilgili kendisine tehdit etmelerini söyledi. Bu görüşmelerde zaten kayıpları tek taraflı sosyal hizmetler tarafından tutulmuştur. Bizim onunla ilgili herhangi bir bilgimiz yok ne yazık ki.Burada şunu da özellikle söylemek istiyorum. Bu süreçte uzmanların da bize tavsiyesi şu oldu. Bu çocuk annesine çok bağlı.Onları böyle bıçakla keser gibi ayırmak hiç sağlıklı değil. Bunu da vicdanlı bir yerden söylemiyorlar yani bilimsel bir yerden tutsun. Çocuğun tedavisini sektöre uğratır.Uzmanlar aracılığıyla kontrollü bir şekilde çocuğun anneyle bağını sağlıklı bir noktaya taşımak gerekiyor. Bütünüyle ayırmak kesinlikle değil. Size söylenen de budur.Bu sebeple de ben sosyal hizmetler neden görevini yapmadı derken neden çocuğu annesinden almadınız demiyorum tabii ki. Neden sağlık tedbirini uygulamadınız. Çocuğu alıp bir hastaneye yatırmadınız.Anneyle çocuğun iletişimini devam ettireceği şekilde diyoruz. Biz bunu sorguluyoruz. Fatma'nın bu son birkaç gün devlet hastanelerinden çekinmesinin işte sosyal hizmetlere güvenmemesinin sebebi de yıllardır süre gelen bu tutumlar ve işte anneye bir şekilde güven verememeleri zaten.Yani burada en iyi ihtimalle benim en iyi imtihar olduğum senaryoda ortaya çıkan sonuç şu ki bir traumatize olmuş bir anne ve çocukla iletişim kurması için bu konuda yeterli uzmanlığa sahip kişileri göndermemişler. Ki bu ihtimalde dahi bakanlığın sorumluluğu kalıp evet eksiklerimiz hatalarımız olmuş sorumlular içinde gereken yaptırımları uygulayacağız demesi gerekirdi. Mağdur suçlayıcılıktan bir vazgeçilsin.Bu kadın ömrünü çocuğuna adadı. Sesini duyurmaya adadı. Bari arkalarından bu şekilde saygısızlık yapılmasın.Dediğiniz gibi eskiden bir ölüye saygı vardı. Sanırım üzerinden sorumluluk atmak söz konusu olunca artık böyle değerler değerlerinde bir önemi kalmamış oluyor. Rica ediyorum artık bu saygısızlıktan vazgeçilsin.Benim tek isteğim budur.
Yorum yaz