MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI

Yavuz Selim Demirağ: MHP’yi ele geçiren Bahçeli, kendisine verilen görevi yapıyor

Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları Gazeteci Yavuz Selim Demirağ, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Pınar Giritlioğlu ve Avukat Onur Cingil oldu.
Sitede oku
Gazeteci Yavuz Selim Demirağ, MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP lideri Özgür Özel’in karşılıklı açıklamalarını canlı yayında değerlendirdi. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Pınar Giritlioğlu ve Avukat Onur Cingil ise Resmi Gazete’de yayımlanan ve “Kentsel dönüşüme razı olmayanın tapusunun elinden alınacağı” haberlerini yorumladı.

‘MHP’yi ele geçiren Bahçeli, kendisine verilen görevi yapıyor’

Gazeteci Yavuz Selim Demirağ şunları söyledi:
Devlet Bahçeli'yi kendisine verilen görevi yerine getiriyor. Yani Devlet Bahçeli, hükümette başbakan yardımcısı iken malumunuz, İmralı'daki idam cezasını meclise indirmeyerek Apo'yu kurtaran kişiydi. Devlet Bahçeli böyle kendisine gizem vermeyi de sever, devletin boyutu olmaz diyelim, devlet kelimesini sevmiyorum ama İstihbarat Teşkilatı'nda bir takım isimlerle zaman zaman bir araya gelir, onlarla görüşür ve etrafına der ki sizin bilmediğiniz şeyler var. Ne yazık ki MHP 60 yıllık geleneğini bir kenara bırakmış, liderimizin bir bildiği vardır teslimiyetine dönmüş. Bir nevi tarikat gibi, yani biat kültürü oluştu, oysa Türk milliyetçiliğinde biat kültürü yoktur. Sekülerdir Türk milliyetçileri, layıklık konusunda ve demokrasi konusunda çok zor sınavlardan geçmişlerdir ama Devlet Bahçeli. Sonuçta MHP'yi ele geçirdi, yaklaşık 30 yıllarda bir genel müdür gibi başında duruyor, istediği şekle sokuyor. Bazen inan Mustafa, MHP'nin grup toplantılarını seyrederken acaba diyorum Kuzey Kore liderini mi izliyorum? Malum bir Kuzey Kore var dünyada, orada da devlet başkanı çıkıp ne söylerse söylesin, herkes alkışlıyor böyle ellerini patlatırcasına. Kuzey Kore'de bile gözyaşı da döküyorlar ama şu anda MHP'de henüz Sevinç gözyaşlarını göremedik. Fakat bir tiyatro izler gibi olağanüstü bir şey var, alkış var. İp attığı zaman da alkışlıyorlar, Öcalan'a kurucu önder dediği zaman da alkışlıyorlar, o çıkacak diyor alkışlıyorlar, Ahmetler yerine gelecek diyor alkışlıyorlar. Uzun süredir Selahattin Demirtaş'a takmıştı mesela, Edirne, İmralı'ya hesap verecek diyordu. Birdenbire Selahattin Demirtaş'ı da halkanın içerisine aldı, galiba böyle bir talimat aldı. Bu evet Öcalan bir faktör ama Selahattin Demirtaş da özellikle genç Kürtlerin fenomeni haline geldiği için onu da programa dahil edelim diye, zannediyorum Bahçeli'ye bir telkinde bulundular, o da görevini yerine getiriyor. Bu defa da işte Selahattin Demirtaş'ı da dahil etti, o da dedi çıkmalı. Sigara içmeyen, ayak ayak üstüne atmayan işte son derece kibar centilmen olarak bilirdik ama son yıllarda o eski Devlet Bahçeli gitti, Çukurova'lı Şeyh Muzo'ya geldi, elinde tespih, bazen kasket takıyor, çizme falan giyiyor, süvari çizmesi, işte asarım keserim, yok musun şu 82. vilayetimiz, gerçek Türk milliyetçileri ve ülkücüler MHP'yi terk ettiler. O kendi koltuğunu da, MHP Genel Başkanlığını da borçlu olduğu Recep Tayyip Erdoğan'a her türlü diyeti ödemeye hazır görünüyor.

“Anayasa’da tanımlanan ‘mülkiyet hakkı’ ve ‘konut dokunulmazlığı’ ayaklar altında”

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Pınar Giritlioğlu, şöyle konuştu:
Bundan elbette ki tedirgin olmak gerekiyor. Şöyle hatırlayalım. 6306 sayılı kanun aslında zaman içerisinde depremleri de fırsat bilerek bazı düzenlemeler getirdi, dayatmacı düzenlemeler getirdi ve öyle bir hal aldı ki, ikensel dönüşüm dediğimiz şey, dili değişti. Cebren, Reysen, mahkeme kararıyla, tebligatlar gibi vatandaşı bugüne kadar karşı karşıya kalmadı. Yeni bir anlayışla karşı karşıya getirdi. Bunu önce 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanunun 6a maddesiyle yaptı. Riski alanlarda bakanlığın reçel işlem yapmasına izin vererek yaptı ki, bunu uygulamaların örneklerini çok gördük. İşte Tozkoparan'da gördük, İstanbul'da, Fethi Tepe'de gördük, Beykoz, Tokatköy'de gördük. Neredeyse kilitli kapılar, zabıt kolluk kuvvetleri yardımıyla açılarak evlere girilir hale geldi. Zaten özel alan gibi bir şey kalmadı. Anayasayla tanımlanan mülkiyet hakkı, konut dokunulmazlığı gibi ilkeler artık tamamen ayaklar altına alınmıştır. Bugün kimsenin ne konut dokunulmazlığı kalmıştır, ne mülkiyet hakkı kalmıştır, ne özel hayatı kalmıştır. Yani bu artık kamu yararını falan, planlama ülkelerini tamamen dışlayan, noktayan bambaşka bir süreci beraberinde getiriyor. Bu doğrudan vatandaşın mülkünün üstüne çökmez, yasalarının son noktasıdır. Öyle söyleyebilirim kısaca.
Yorum yaz