Yazar Buket Arbatlı, ilk öykü kitabı “Erkeklere Her Şey Anlatılmaz”da kadınların farklı cephelerde verdiği mücadeleleri odağına almıştı. Arbatlı, son kitabı “Korkunun Kıyılarında”, Millî Mücadele yıllarına, savaşın harap ettiği coğrafyalara götürüyor okuru.
Çocukluğu Burdur’da geçen Buket Arbatlı, edebiyatla kurduğu ilişkinin temelinde küçük bir şehirde kitaplarla kurulan güçlü bağın yattığını söyledi. İnternetin olmadığı yıllarda Burdur’da en büyük eğlencenin sinema ve kütüphane olduğunu anlatan Arbatlı, “Küçük bir şehirde yaşarken dünyanın öteki uçlarına edebiyatla ulaşmaya çalışıyordum” dedi. Babasının edebiyata düşkünlüğünün okuma alışkanlığını beslediğini vurgulayan Arbatlı, gençlik yıllarında edebiyatın kendisi için bir kaçış ve sığınak olduğunu ifade etti.
Üniversite tercihlerinde bilgisayar mühendisliği hayali kurduğunu, ancak dönemin koşulları ve ailesinin yönlendirmesiyle tıp fakültesine gittiğini anlatan Arbatlı, doktorluk mesleğinin hiçbir zaman asıl isteği olmadığını dile getirdi. Mecburi hizmetle Giresun Bulancak’ta yaşadığı zorlu sürecin, hayatında derin izler bıraktığını belirten Arbatlı, “Zorla gönderilmek insanın üzerinde çok ağır bir duygu bırakıyor” diye konuştu.
“Amacım taraf tutmak değil, bir kamera gözüyle bakabilmekti”
Edebiyatla bağının hiçbir zaman kopmadığını vurgulayan Arbatlı, yazarlık serüveninin edebiyat atölyeleriyle yeniden canlandığını belirtti. İlk öykü kitabı Erkeklere Her Şey Anlatılmaz'ın yayımlanma sürecini anlatan Arbatlı, kitabın adının yarattığı tartışmaların özellikle kadın okurlar arasında güçlü bir karşılık bulduğunu ifade etti.
İkinci kitabı Korkunun Kıyılarında ise tarihsel ve toplumsal kırılmaları farklı karakterlerin gözünden ele aldığını söyleyen Arbatlı, mübadele ve erken Cumhuriyet dönemine dair anlatıların yoğun bir araştırma sürecine dayandığını vurguladı. Arbatlı, “Amacım taraf tutmak değil, bir kamera gözüyle bakabilmekti” diye konuştu.