’21. yüzyıl dünyası irrasyonel hareketlere sahne oluyor’
‘Trump ABD’yi bir şirket gibi yönetiyor’
‘Trump Ukrayna konusunda zaten bunları söyleyerek geldi’
‘Avrupa karşılıklı bağımlılık mantığını anlayamadığı için sistemden dışlanıyor’
“Ben Trump döneminde savaşı olası görmüyorum. Trump’ın iş adamı geçmişine atıf yaptığım üzere karşılıklı bağımlılıkları iyi okuyan bir aktör. Bugün sistemde Avrupa’yı dışlamasının en önemli nedenlerinden biri de bu karşılıklı bağımlılık mantığını Avrupa’nın anlamaması. Rusya-Ukrayna savaşını örnek verelim; Avrupa enerji noktasında yaptırım uyguladı ama bu bumerang gibi kendisine döndü. En son Baltık ülkeleri Rusya ile elektrik hattını ayırdı ve o hattı Avrupa içerisine bağlamış oldu. Ama bir hafta içerisinde yüzde 300’ün üzerinde zam geldiğini söylüyorlar. Günün sonunda kendinizi çok büyük ya da çok süper güç noktasında görürseniz karşılıklı bağımlılıkları yanlış okuyorsunuz.
Bence Amerika Biden sürecinde bunların yanlış okunduğu bir 4 yıl geçirdi. Yani pür bir soğuk savaş söylemi üzerinden ilerleyen ötekileştirmeler, savunma bütçelerini artırma girişimleri vardı. Ama Trump burada biraz daha farklı hareket ediyor. Evet, uluslararası alanda çok sert açıklamaları var. Gazze politikası ayrı bir tartışma konusu. Ama şunu görmek gerekiyor; Çin, Rusya bağlamında hareket alanlarını biraz daha genişletmeye çalışıyor. Sanırım an itibariyle Rus dış politikası noktasında ‘buraya gelinir mi?’ diye sorduğumuzda büyük bir ihtimalle bu kadar hızlı bir süreci kimse beklemiyordu. Çünkü şu an Rusya’nın karşısında büyük bir NATO şüpheciliğini içerisinde barındıran Amerika var, zaten Avrupa’nın durumu ortada. Ukrayna’da Trump’ın Zelenskiy ile ilgili açıklamaları ortada. Günün sonunda masa kurulduğu zaman nasıl bir yaklaşımın çıkacağından ziyade ilk aşamada hem Rusya hem de Amerika normalleşme sürecine odaklandılar. Bunun da görülmesi gerekiyor, 3 yılın ardından bir normalleşme süreci var. Doğrudan bir anlaşma süreci yok. Ama II. Dünya Savaşı dönemi atıflarını da görüyoruz. Yani büyük güçler masaya oturup diğer devletler üzerinde politikalarını tartışıyorlar. Bu da çok önemli. Bir paradigma değişim sürecindeyiz.”
‘Trump çatışmaları dondurma politikası izliyor’
“Çin’i nereye konumlandıracağız? Trump’ın bir önceki başkanlık döneminde de en büyük ticaret savaşı ötekisi Çin’di. Bence an itibariyle hala Çin. Ama Trump’ın daha önce yaptığı açıklamalarda özellikle silahlanma ya da güvenlik alanları noktasında belli vurguları yapıp Çin’e de Rusya’ya da ‘bunları söyleyeceğim’ tarzında bir alt metinlerle gönderme yapması önemli. En azından şu an itibariyle küresel sistemde doğrudan bir savaştan ziyade ticaret savaşlarının devam edebileceği alanları görüyoruz. Bu açıdan Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’nın durumu Amerika açısından çok önemli. Çünkü Çin ile devam ettirdiğini düşündüğü o ticaret savaşlarında madenler ve elementler karşımıza çıkıyor. Bu da Amerika’nın en fazla ihtiyaç duyduğu alanlardan. Pek çok ülke bugün cep telefonlarından yeşil enerji alanına kadar pek çok alanda bu nadir elementleri ve kritik madenleri kullanıyor. Beyaz altın denilen lityuma baktığınızda onun kullanılmadığı alan neredeyse yok pek çok sanayileşmiş ve gelişmiş ülke açısından. Hal böyle olunca bunun devamlılığı için bir çatışma mı yoksa uzlaşı sağlanabilecek alanları mı artırmak gerekiyor buna bakmak gerekiyor.
Ben şunu da görüyorum; Amerika’nın Asya Pasifik bölgesi bağlamından hareketle Çin ve Tayvan sorununu kızıştırıp burada yeni bir savaş başlatacağına dair... Şunu okumak gerekiyor; günün sonunda bu savaş kime, hangi cepheye ya da hangi bağlamda bir avantaj sağlayacak? Bunları da görmek gerekiyor. Ben Trump’ın şu an için biraz daha çatışmaları dondurma ya da en azından kendi istediği gibi çözme politikası takip ettiğini düşünüyorum. Ama iyi, ama kötü. Bir şekilde sistemde bunu açıkça beyan ediyor, elini de her zaman en yüksekten açıyor.”
‘Macron Napolyonluğa soyunuyor…Putin’in 2007’de söylediğini Münih’te gördük’
“Ben Transatlantik ilişkilerinde an itibariyle büyük bir paradigma değişimi ve parçalanmışlık görüyorum. Avrupa’ya baktığımızda yaptırımlar noktasında bir bumerang etkisi yaşadılar. Bugün Avrupa’ya baktığımız zaman güçlü bir isim ya da güçlü bir aktör görebiliyor muyuz? Daha öncesinde 90’larda, 2000’lerin başlarında güçlü isimler, aktörler görüyorduk ama an itibariyle dönem dönem Macron Napolyon’luğa sonuyor. Bu açıdan bakınca net, güçlü, somut politikalar maalesef göremiyoruz. Bence Münih ile ilgili şunu düşünmek gerekiyor; iki noktaya dikkat çekeceğim. Birincisi: Vladimir Putin 2007’de Münih’teki konuşmasında çok kutupluluğa dikkat çekmişti. Aradan 18 yıl geçti, bu yıl Münih Zirvesi’nin başlığı çok kutupluluktu. İkincisi: Bir Alman diplomat Münih Konferansı’nı ağlayarak kapattı. Bu Avrupa’nın durumunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Transatlantik ilişkiler böyle olmamalıydı minvalinde ortaya konan bir şey. Ama bunların yaşanmasına şaşırmamaları gerekiyor. Zaten Trump başta açıkça söyledi; ‘Avrupa sahip olamayacağı bir hayalin peşinde o Soğuk Savaş söylemleri ile koştu. Günün sonuna geldiğimizde siyasi, iktisadi anlamda zorlanan bir Avrupa ile karşı karşıyayız. JD Vance Münih’e gittiğinde Scholz’la görüşmesini bekliyorlardı, ama AfD ile görüştü. Çünkü kendilerini onlara daha yakın hissediyorlar ve zaten Elon Musk uzun bir süredir bunu X platformu üzerinden duyuruyor. Takip ettiği politikalarda, açıklamalarda, attığı her tweette biz bunu görüyoruz. Sadece AfD değil, aynı zamanda İtalya’da Meloni ile ilişkileri ortada, yine Almanya’da Reform UK partisine desteği ortada. Hal böyle olunca biz aşırı sağın desteklendiği bir Avrupa görüyoruz ve gerçekten JD Vance orada konuşma yaparken Avrupa’yı kendi değerleri ile vurdu. Ama şunun da altını çizelim; Amerika da bu değerlere çok sadık değil. En basitinden Associated Press’in basın toplantılarına girmesi yasaklandı.
Tamamen karmaşık bir süreçten bahsediyoruz. Ama herkes birbirine bir yerde ders veriyor. Ben bu paradigma değişiminin sonuçlarını merak ediyorum. Uluslararası alanda tam bir karmaşa, pazarlıklar, yeni ittifak kuruluşları, bir yanda kendi değerleriyle eleştirilme söz konusu ama günün sonunda şunu görmek gerekiyor; Avrupa, Gazze ve Ukrayna konusunda her iki tarafta da siviller hayatını kaybederken çok farklı davrandı. Günün sonunda ne oluyor Avrupa’nın kendi politikalarında kendini gösteriyor. Amerika Avrupa’yı bıraktı mı? En son Paris’te toplanan toplantıya baktığımızda bunun yanıtı var. Yunanistan bu toplantıya dahil olamadı diye çok üzülerek uluslararası alanda açıklamalar yaptı. Sonra da Türkiye akıllarına geldi. Çok ilginçtir Zelenskiy’nin Türkiye ziyareti sonrasında bunlar biraz daha öne getirildi.”