“Yaşanan süreçlerin ardından Suriye hem küresel hem de bölgesel anlamda yeniden odak noktası oldu. Bölgesel olarak YPG/SDG yapılanmasının akıbeti ve geleceği merak konusu. Ama bir de küresel boyutta Suriye’nin kıyıları ve Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları meselesi önem kazandı. Özellikle Doğu Akdeniz’deki gaz çalışmaları bizim daha çok odaklandığımız bir faktör olarak karşımıza çıktı. Suriye’de bir hareketlilik olması beklentisi içerisindeydim. Beyrut Limanı'nın patlatılmasından sonra Doğu Akdeniz’de enerji hareketliliğinde bir değişiklik yaşanacağını hissettik. Çin ve Rusya Suriye’de varlık gösteriyor ama İran üzerinden. İran bölgede çok aktif bir hale geldi. Lübnan Limanı Hizbullah’ın kontrolündeydi, bütün ticari akışkanlık da doğrudan bir bloğu temsil ediyordu.”
‘Suriye'nin merkezi otoritesi PKK ve benzeri yapılara sert müdahalelerde bulunabilir’
“Bu savaş atmosferinde gelinen noktada bir müzakere yaşandı fakat bu müzakerenin çok kolay olmadığını da görüyorum. Burada yabancı savaşçıların transferine de tanık olduk. ABD’nin YPG/SDG dediğimiz yapılanmaya karşı hala birtakım tavizler vermek istediğini görüyoruz. Ama Ankara’nın buna çok müsaade etmeyeceğini ve bu yapıyı Fırat’ın doğusunda silahsızlandırarak en fazla kolluk gücü olarak bir yapı olarak tutmaya razı olabileceğini de görüyoruz. ABD bu kartı her zaman Türkiye’ye karşı tutmak isteyecek. Türkiye için Fırat’ın doğusunda güvenli hale getirilebilecek bir alan Suriye’ye güç katabilir. Ama bu durumun aksi bir süreç yaşanırsa, Suriye’nin merkezi otoritesi Türkiye’nin de vereceği katkıyla YPG/PKK benzeri yapılara sert müdahalelerde de bulunabilir.”