EKSEN

‘Taurusların gönderilmesi 3. Dünya savaşının pimini çeker. Bunun altından kalkamazlar’

Osman Çutsay’a göre, Almanya’da Ukrayna politikasını destekleyen ve rahatsız olanlar arasında mesafe açılıyor. Bundeswehr kayıtlarının sızması tartışmalarını aktaran Çutsay, savaş tehlikesinin altından kalkılamayacağını belirtti. Çutsay, Almanya sanayisi ve ekonomik sistemindeki sıkıntılara dikkat çekerek bunun siyasi cepheye yansıdığını vurguladı.
Sitede oku
Avrupa’da siyasi elitler Rusya Federasyonu’nun ‘saldıracağı’ iddialarıyla savaş tamtamları atarken, Alman Hava Kuvvetleri komutanlığı üst düzeyinin Rusya’yı vurma planları yapması gündeme bomba gibi düştü. Kayıtlar Başbakan Olaf Scholz’un Ukrayna’ya uzun menzilli Taurus füzeleri gönderme baskısı altında bu seçeneği dışladığı ve Macron’un ‘asker göndermeyi göz ardı etmeme’ söylemlerine itiraz ettiği bir dönemde tartışmaları tetikledi. Ancak Almanya’da ses kayıtlarının Rusya’ya saldırı planlamaları yönü değil, nasıl olup da sızdığı odaklı bir tartışma yürütülmesi dikkat çekti.
Gelişmeleri ve Almanya kamuoyundaki tartışmaları gazeteci yazar Osman Çutsay ile konuştuk.

‘Almanya’da Ukrayna politikasından rahatsız olan siyasiler ile destekleyenler arasındaki mesafe açılıyor’

Osman Çutsay’a göre, Almanya Hava Kuvvetleri komutanlarının Rusya’yı vurma planlarına dair kayıtlar şaşırtıcı değil. Ancak Almanya’da Harald Kujat gibi isimlerin uyarılarına dikkat çeken Çutsay, yönetim içerisinde iki farklı görüşün belirginleştiği görüşünde:
“Almanya kamuoyunda büyük bir şaşkınlık olduğunu söyleyemeyiz. Fakat başka bir şey ortaya çıktı. Yönetenler açısından iki tarzı siyaset var. Savunma Bakanı Pistorius, görece şahin bir politikacı olarak biliniyor. Dün dedi ki, ‘Büyük bir hata yok. Bilgisayar sistemlerinde, bağlantılarımızda dışarıdan giriş yok’. O zaman bizim gibi gazeteciler soruyor: O zaman içeriden birileri, yani politikalardan rahatsız olan bazı kesimler mi servise koydular? Bu soruyu sorma hakkımız var. İkincisi, kamuoyundaki sessizlik tuhaf. Çünkü burada Almanya’nın ulaşım sistemini felce uğratacak kadar büyük bir grev var. Almanya cidden büyük bir sorunla karşı karşıya. Alman Hava Kuvvetleri’nin bir numarası Gerhartz çok da seviliyor anlaşılan.. Pistorius ‘Putin istedi diye adam yemem. Kimseyi kurban etmeyiz’ minvalinde bir açıklama yaptı. Demek ki içeride bir sıkıntı var. Bu çok açık. Çünkü biz Harald Kujat’ın açıklamalarını biliyoruz. Kendisi sola sempatisi olmayan eski bir NATO üst düzey görevlisi. ‘Maceralara girmeyin, bu iş kötüye gidiyor’ diye sürekli uyarıyor. Ana akım medyaya çıkarmıyorlar ama milyonların izlediği sosyal medyada sürekli açıklamalar yapıyor. Demek ki izlenen Rusya ve Ukrayna politikalarında da bu işin başında olanlar, Almanya’yı yönetenler açısından da iki tarzı siyaset var. ‘Bu iş böyle olmaz’ diyenler ile ‘Bu iş sertleşerek yürüsün’ diyenler arasındaki mesafe açılıyor.”

‘Simonyan’ın kayıtları yayınlaması bir sinire, bir yaraya dokundu’

Çutsay, Macron’un Ukrayna’ya asker gönderme söylemleriyle beliren kırılmaya işaret etti:
“Macron’un açıklamalarına biliyorsunuz Berlin ‘Öyle olmaz’ cevabını verdi. Fakat medyada çok büyütülmese de, Çek Cumhurbaşkanı Pavel bir açıklama yaptı. Kendisi eski bir NATO komutanı. Mealen ‘Asker de olur. Niye göndermeyi düşünmeyelim?’ dedi. Demek ki NATO ve Avrupa içinde de bir ikili ayrım var. Birbirlerine karşı karşı değiller ama ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Margarita Simonyan’ın kayıtları yayınlaması bir sinire, bir yaraya dokundu. Pistorius’a haberleşme sistemine sızma olmadığını iddia ediyorsa, o zaman kim servis sorusu var. Frank Grafen var Tuğgeneral. Kabak onun başına patlayacak muhtemelen.”

‘Avrupa silahlanma projesiyle karşı karşıyayız. Bu dizginler bir anda elden çıkabilir’

Avrupa halkındaki suskunluğun kabul edişten ziyade bir bekleyişi işaret ettiği görüşündeki Osman Çutsay, bir yandan silahlanma çağrıları yapılırken öte yandan ekonomik resesyon ihtimalinin artmasına dikkat çekti. Çutsay, bir noktada gelişmelerin önünü alamama riski bulunduğunu vurguladı:

“Toplumda bir tedirginliğin yavaş yavaş başladığını düşünebiliriz. Bu hayra alamet değil. Genç kuşaklarda 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı acılar unutulmuş olabilir. Fakat şu soruyu şöyle de sorabiliriz: Herhangi bir Erdoğan politikasının, ana akım medyada tepkiyle karşılaşabileceğini düşünüyor musunuz? Ana akım medyada Türkiye’de neyse, burada da öyle. Toplum bir biçimde kendisini sosyal medyaya veya sokaklardaki tartışmalara itmiş durumda. Bu bir yerde açık verir. Bu bir sıkışma. Sıkışan genleşir. Bu bir yerde açık verecek. Görmeye başladık. Nereden? Alman ekonomisinin daralma yaşayacağı açık. Üç ay içinde küçülme olacağını söyleniyor. Binde bir küçülme bile resesyon demek. Emekli maaşları ve primleri ile ilgili bir tartışma patladı. Grevler patladı. Bu kadar sessizlik hayra alamet değil. Ünlü fıkradaki gibi, ‘millet oynamaya başladı, biz bu vergileri almayalım’ diyen vezir-padişah ilişkisine benziyor. Avrupa halklarının bu suskunluğunu kabullenmeden çok, bakalım görelim ama iş kötüye gidiyor beklemesi olarak yorumlama hakkımız var.

Bunun sonu nereye varır tam onu bilemiyoruz. Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ‘Savaş sanayisine geçelim’ diye önerdi. ‘Avrupa kendisini savaşa uyarlamalı’ dedi. Avrupa Birliği’nin milyarlık bir silahlanma planı var. AB içinde silahlanma harcamalarını konuşuyorlar. Bu Amerika’ya bir işaret çünkü AB silah satın alımlarının yüzde 80’i AB dışından. Büyük bölümü de ABD’den. Yani ABD’yi rahatsız edecek bir Avrupa silahlanma projesiyle karşı karşıyayız. Bu dizginler bir anda elden çıkabilir. İnsanların ‘ne oluyor’ deme hakkı var.”

‘Buradaki ana akımda demokrasi keşfetmeye meraklı olanlar var’

Ana akım medyanın Türkiye’de de Almanya’da da aynı işlediğine parmak basan Çutsay, Almanya muhalefetinden umutlu değil:
“Siz Türkiye’de ana akım medyadan olan bitenin nabzını çok iyi tutabiliyor musunuz? Tutamıyorsunuz. O zaman Almanya’da da tutamazsınız. Buradaki ana akımda demokrasi keşfetmeye meraklı olanlar var. Ana akım medyanın dışındaymış gibi görünen ama aslında bunun parçası olan muhalifler de var. Çirkin oyunlar oynanıyor. Yani Türkiye’de hangi oyunlar oynanıyorsa, medyada hangi yemekler pişiriliyorsa, burada da var. Biraz daha tatlı, biraz daha terbiyeli belki ama aynısı. Almanya’da muhalefetten pek de bir şey beklememek lazım.”

‘Almanya, Avrupa için her şey. Burada sallanacak bir ağaç bütün Avrupa’yı sarsar’

Çutsay, siyasi tablonun şekillenmesinde ekonominin oynadığı rollere dikkat çekti. Özellikle Almanya’da sanayinin durumu, grevler ve üretimde enerji kaynağının pahalılaşmasının yarattığı sıkıntılara dikkat çeken Çutsay, sanayide yaşanan tıkanıklığın siyasi tabloya doğrudan yansımalarının altını çizdi:

“Sahneyi şöyle anlatayım: Son kamuoyu araştırmalarına göre; Hristiyan Demokrat partilerin yüzde 30-32 bandına, Sosyal Demokrat Parti yüzde 13-15 bandına takıldı. Bundan ileri gidemeyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Yüzde 12-14 bandında Yeşiller var. Esas yükselen, yüzde 18-20 bandındaki Almanya İçin Alternatif, yani aşırı sağ olarak nitelendirilen AFD. Bu, özellikle Doğu Almanya’da çok daha hızla güçleniyor. Belki de iş böyle giderse tek başına iktidara gelme olanağı var. AFD, hakikaten Ukrayna meselesinde Rusya’ya karşı bir politika izlemiyor. Açıkça söylüyorlar. Ama şunu biliyoruz: Bu mesele, endüstriyi bölmüş durumda. Ulaştırma grevlerinde dikkat edilecek noktalar var. Bu grevler bir sanayi ülkesi olan Almanya’da, endüstrinin ara mal girdilerine engel koymuş olacak. Esas mesele o. Ulaşım özgürlüğü engellenmesi argümanını kullanıyorlar. Ama esasen sanayideki üretimi kesintiye uğratacak cinsten.

Dünyadaki en büyük otomobil üreticilerinden Tesla, sabotajla karşı karşıya kaldı. Çok tuhaf şeyler oluyor. Almanya’da esas sanayinin bakış açısını irdelemek lazım. Avrupa’da da öyle. Her şey çok pahalandı. Hata payı olabilir ama ABD’de üretim dörtte bir oranla daha ucuz. Rusya’dan enerji girdisinin kesilmesi sebebiyle Avrupa’daki üretim pahalılaşıyor. Sanayinin bunu yükleneceğini beklemeyelim.. ‘Biz Çin otomobillerini sokmayacağız Avrupa’ya’ demeye başladılar. Hakikaten çok ucuza üretiyorlar. Bu büyük bir sorun. Avrupa otomotiv sanayisi sarsıntı geçiriyor. Çin girerse piyasaya iyice dağılacaklar. Yani sanayideki tıkanmalarla siyasi durum yakından ilişkili. Almanya, Avrupa için hemen hemen her şey. Burada sallanacak bir ağaç bütün Avrupa’yı sarsar. Çok ciddi bir durum var.”

‘Wagenknecht hareketi Yeşilleri savaş kışkırtıcısı olarak eleştiriyor, Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesini vurguluyor’

Sahra Wagenknecht’in henüz parti kurmadan Almanya’nın belli bölgelerinde yüzde 20’lik desteğe eriştiğini aktaran Osman Çutsay, Wagenknecht’in kimlikçi sol partileri açıkça eleştirdiğini özellikle de Yeşilleri savaş kışkırtıcısı olarak nitelediklerini anımsattı:
“Sol Parti, yani solculuğu kimlikçilik olarak tanımlayan bir parti, yüzde 2-3 bandına düştü. Onun yerine gelen Sahra Wagenknecht ve arkadaşlarının ‘Sahra Wagenknecht İttifakı’ olarak adlandırılan grup partileşme süreci içinde. Daha partileşmeden, AFD’nin önünü kesen sinyaller vermeye başladılar. Bu tabii sol bir çıkış. Bizim açımızdan ilginç olan, kimlikçiliğin solculuk olmadığını söylemeye cesaret etmeleri. Türkiye’deki ilerici hareketi nasıl gördüklerini bilmiyoruz. Biraz kuşkulu adımlar var. Belki de çok makul adımlar atıyorlar, bilemiyoruz. Ama burada izlenen politikaları eleştirip ‘Yeşiller savaş kışkırtıcısı’ diyebildiler. Sahra Wagenknecht’in bir analizini okudum. Artık bu çılgınlıktan vazgeçilmesi gerektiğini, 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıya kalabileceğimizi söyledi. Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesini ve Rusya ile birlikte yaşanılacağı gerçeğinin kabullenilmesini parti politikası haline getirmek zorundalar. Eğer farklılaşmak istiyorlarsa... Bu konuda da umutsuz değiller. Burada siyasi bir yaşam alanı var. Daha partileşmemiş bir hareketin Doğu Almanya’da yüzde 20’lik bir desteğe sahip olduğunu gösteren araştırmalar var.”

‘Doğu Almanya’daki Hristiyan Demokratlar farklı bakıyor’

Çutsay, Wagenknecht faktörü dışında Hrıstiyan Demokratların Doğu Almanyna’daki kanadının şahin politikaları savunmadığını söyledi. Çutsay’a göre sonbahardaki eyalet seçimlerinde tartışmaların etkileri görülecek:
“Hristiyan Demokratlar, elde kılıçla Rusya’ya gitmeyi savunuyor mu bilmiyoruz. Özellikle Doğu Almanya’daki Hristiyan Demokratlar’ın buna izin vereceğini düşünmüyorum. Orada çok başka bir 40 yıl yaşandı çünkü. Oradaki savaşın acıları, eski Alman Demokratik Cumhuriyeti boyunca halka aktarıldı. Oradaki hafızayı buradaki medya darmaduman edebilir doğru ama Doğu Almanya farklı işliyor. Hristiyan Demokratlar da tamamen şahinlerden oluşmuyor. Ama Sahra Wagenknecht hareketinin bu ülkedeki en ciddi çıkışlardan biri olacağını şimdiden görmemiz mümkün. Haziranda Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Sonbaharda da Doğu Almanya yerel seçimleri var. Sahra Wagenknecht’in kuracağı partinin bir anda kilit rol üstlenebileceğini düşünebiliriz.”

‘Avrupa çorbası daha çok karıştırılır’

Osman Çutsay’a göre, Taurus füzelerinin gönderilmesi ve Rusya’ya karşı kullanılması, 3. Dünya Savaşı’nın “pimini” çekebilir:
“Taurus füzelerinin gönderilmesi ve Rusya’ya saldırıda kullanılması, Almanya’nın 3. Dünya Savaşı’nın pimini çekmesine yol açar. Ortalık çok karışır. Bunun altından kalkamazlar. Vektörler farklı hızlarda çalışıyor. Şu olursa böyle olur, öyle olursa şöyle olur, diyemezsiniz. Vektörlerin etki hızları değişiyor. An be an izlemek lazım. Rusya’nın verdiği mesaj çok açıktı. ‘Atom silahlarımız var, vururuz’ dedi. Nereyi vuracak? Akıllı Almanlar görüyor. Putin’in açıklaması sonrası Scholz itibar kaybetti. ‘Göndermeyiz’ dedi. Fakat Almanya, asker gönderme meselesinde ‘Yapmayız’ dese Çekler var güneyde. Slovaklar farklı bir şey diyor. Yani Avrupa çorbası daha çok karıştırılır ve sonunda bir savaş çıkmaz umarız ki.”
Yorum yaz