İsrail- Filistin çatışması

‘İran’a Sudan’da askeri üs kurma izni çıkmadı' iddiası

Hint Okyanusu’nu Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e bağlayan ve Asya’yı Avrupa ve Atlantik Dünyası’na taşıyan en kısa ve maliyetsiz su yolu olarak bilinen Kızıldeniz’deki güç mücadelesi sürüyor.
Sitede oku
İsrail’in Gazze saldırılarına Husilerin tepkisi, sonrasında ise ticaret yollarını koruma bahanesiyle Kızıldeniz’e donanma yollayan ABD ve İngiltere’nin Yemen saldırıları ardından giderek daha fazla ısınan Kızıldeniz’deki jeopolitik kamplaşmaya dahil olan İran’ın, Kızıldeniz kıyısında kalıcı bir askeri üs inşa etmek için Sudan'dan izin istediği iddia edildi.
Wall Street Journal'ın (WSJ) üst düzey bir Sudanlı istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberine göre İran, askeri yardım karşılığında Kızıldeniz kıyısında kalıcı bir deniz üssü inşa etmek için Sudan'dan izin isterken, ancak bu izne ABD korkusu nedeniyle onay çıkmadığı kaydedildi.
Sudan askeri liderinin istihbarat danışmanı Ahmet Hasan Mohamed, WSJ’ye yaptığı açıklamada İran'ın Kızıldeniz kıyısında kalıcı bir deniz üssü inşa etmek için Sudan'dan izin almadığını söylerken, İran tarafının, Sudan'ın üs inşasına izin vermesi halinde savaş gemisiyle birlikte insansız hava araçları (İHA) ve helikopter vermeyi teklif ettiği de belirtildi.
Sudanlı danışman, Tahran'ın üssü istihbarat toplamak için kullanmak istediğini ve savaş gemilerini de buraya yerleştirmeyi planladığını söylerken, ülkesinin ABD ve İsrail ile ilişkilerde sorun yaşanmaması için teklifi reddettiğini de sözlerine ekledi.
Kızıldeniz bölgesi dünya ticaret rotası açısından son derece önemli olan Bab el-Mendeb Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi iki önemli su yolunu barındırıyor.
Kızıldeniz’in dünya ticareti, enerji ulaştırması ve taşımacılık ağları bağlamında taşıdığı önemin farkında olan küresel ve bölgesel aktörlerin, Kızıldeniz çevresine nüfuz edebilmek ya da bölgedeki gelişmeleri yakından izleyebilmek amacıyla hedefledikleri en önemli uygulamanın ise bölge ülkelerinde ‘askeri üs’ imkanları elde edebilmek olduğuna inanılıyor.

ABD’den Davos’ta tehdit gibi mesaj: Tarihin tekerrür etmesine izin vermeyeceğiz

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, İran'ın Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların ‘nihai sorumlusu’ olduğunu savunurken, Washington, Tahran’ın Kızıldeniz'deki mevcut çatışmalar üzerinden Batı'ya vermek istediği mesajlarını Husiler aracılığıyla ilettiğine inanıyor.
Öte yandan bölgedeki savaşın ABD yüzünden genişlediğine ve daha da yayılma riski bulunduğuna dikkati çeken İran, tüm tarafların gerilimi düşürmeye çalışması ve siyasi çözüme odaklanması gerektiğinin altını çizerken, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Bugün ABD, İsrail'e lojistik, silah, siyasi ve medya desteğini keser ve Gazze'deki soykırıma yardım etmezse Netanyahu savaşı 10 dakika sürdüremez" ifadelerini kullanıyor.
Bu yılın ocak ayında Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) konuşan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, uluslararası toplumun dünya düzeni için kıyasıya bir rekabetin yaşandığı yeni bir dönemin şafağında olduğunu söylemişti.
İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) düzenlenen özel oturumda, mevcut uluslararası durumu savaş öncesi yıllarla karşılaştıran Jake Sullivan, ancak ABD'nin 1930'lardan farklı olarak kendi kendini tecrit altına almayacağını vurgularken, tarihin tekerrür etmesine izin vermeyeceğini vurgulamıştı.
Bugün yeni bir dönemin ilk yıllarını yaşıyoruz” diyen Sullivan, yabüyük güçlerin geçmişteki Soğuk Savaş'ın herhangi bir noktasında olduğundan çok daha fazla birbirine bağımlı olduğuna dikkat çekerken, “Ancak aynı zamanda inşa etmek istediğimiz dünya düzeni için de amansız bir rekabet içindeyiz” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı, ABD’nin geçmişi tekrarlamaya asla mahkum olmadığına dair derin inanca sahip olduğunu belirtirken, yeni dünya düzeniyle ilgili değerlendirmesini şu şekilde sürdürdü:

Bir dönemden diğerine geçiş, bize daha akıllıca seçim yapma sorumluluğu ve fırsatıyla birlikte geliyor. ABD, ‘bariz saldırganlığa’ karşı dünyayı harekete geçiriyor ve en önemli ilişkilerini yönetmek için yoğun ve aktif diplomasi yürütüyor. Kendisinin ve müttefiklerinin ‘güç kaynaklarına’ yatırım yaparken küresel ekonomik sistemi terk etmediği gibi bu sistemi ‘bugünün ve yarının zorluklarına’ uyarlıyor.

Blinken'a göre ise Ortadoğu'da 'dönüm noktasına' gelindi

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında katıldığı oturumda, güncel siyasi gelişmelere yönelik soruları yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise, Ortadoğu'da "dönüm noktasına" gelindiğini ve zor kararların alınması gerektiğini kaydetmişti.
DÜNYA
İran, boru hattındaki patlamanın arkasında kimlerin olduğunu açıkladı
Yorum yaz