YENİ ŞEYLER REHBERİ

Türk bilim insanları, Alzheimer hastalığının tedavisini bulmaya çok yaklaştı

Serhat Ayan’la Yeni Şeyler Rehberi’ne konuk olan GEN Ar-Ge ve Klinik Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Nadir Ulu, Alzheimer için FAZ1 çalışmalarına geçen Türk ilaç projesinin detaylarını paylaştı.
Sitede oku
GEN Ar-Ge ve Klinik Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Nadir Ulu, projenin ilham kaynağının kş uykusuna yatan hayvanlar olduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
“Projemizin ilhamı, kış uykusuna yatan hayvanlarla ilgili gözlemlere dayanıyor. 2007’de kış uykusuna yatan hayvanlarda gözlenen bazı iyi durumların, insanlarda neden gözlenmediğini merak etmeyle başlıyor. Hollanda’da Groningen Üniversitesi’nde doktoro yaptığım dönemde başlıyor bu gözlem. Soru şöyle: Eğer insanlar kış uykusuna yatırabilseydik, bu mümkün olabilseydi, insanlar 200 yaşına kadar yaşayabilir miydi? Kadınlar, 70 yaşında çocuk sahibi olabilir miydi? Dünya üzerindeki nüfusun dörtte üçü, hava sıcaklıklarının 15 derece ve altına düştüğü yerlerde yaşıyor. Eğer kış uykusuna yatırabilseydiniz bu kişileri, 5-6 ay civarında uyutabilirdiniz hayvanlara göre düşündüğünüzde. Böylece yakıt, su, enerji ihtiyacını ve dolayısıyla insanlığın ekolojik ayak izini azaltabileceğimiz fikriyle yola çıkılıyor. Tabii bu hayal bizim için çok erken bir noktada henüz. Ama biz çocukluğumuzda hayal edebildiğimiz birçok konunun, hayallerimizin ötesine geçebildiğini görüyoruz. Çocuklarımızın hayal gücü bizden gelişmiş olduğuna göre bir gün bu hayal de mümkün olabilecek. Ama şu aşamada en basitinden insanları kış uykusuna yatırmak yerine ‘Organları ve hücreleri kış uykusuna yatırabilir miyiz?’ diye düşündüğümüzde, bunu elde edebildiğimiz bilgiler dahilinde, kimyasal olarak insan vücuduna uygulayabileceğimiz moleküllerle gerçekleştirebileceğimiz inancıyla yola çıktık. Burada on yıl boyunca, 2007-2018 arasında çok farklı testler yapıldı. Hem hücre kültürleri, hem hayvan deneyleri test edildi. Birbirini tamamlayan, birbirini destekleyen ve uyumlu çok güzel bulgular elde ettik. Bu heyecanla yola çıktık ve bu projede bu ilacı alzheimer hastalığı için geliştirmek istiyoruz. Burada en önemli heyecan duyduğumuz nokta, Türkiye’den böyle bir projeyi sıfırdan başlayıp geliştirmek ve insanlığın hizmetine sunmak. Bu heyecanla bu şekilde başladık. Bu inançla başladık. Her şey de planladığımız gibi gidiyor. Çok memnunuz durumdan açıkçası.”
Hücre kültürü ve hayvan deneylerini tamamladıklarını belirten Dr. Ulu, FAZ-1 çalışmalarına geçtiklerini aktardı:

“Normalde insan çalışmalarına başlayabilmemiz için farmakolojide önce ‘pre-klinik testler’ dediğimiz hayvan deneylerinin, hücre kültürü deneylerinin, kanıt sağlayabilecek hayvan modellerinde deneylerin yapılması ve toksikoloji oluşturulması lazım. Yani bu ciddi anlamda, insan çalışması için onay alması öncesinde bir dosya oluşturma süreci. Biz bu dosyaların tamamını hazırladık iki yıl süren yoğun bir çalışma ile. İlk insanda kullanılacak çalışmalar için onayımızı etik kurullarımızdan ve Sağlık Bakanlık’ımızdan aldık. Şu anda 19 Şubat itibarıyla, Kayseri’de İyi Klinik Uygulamalar Merkezi’nde sağlıklı gönüllülerde FAZ-1 aşamasına geçtik. Bu, bizim için şu anlama geliyor: İnsanlarda, daha sonra hastalarda kullanılabilecek dozun belirlenmesi için, ciddi anlamda insan vücudunda bu ürünün neler yaptığının, nasıl dolaştığının tespit edilmesi, istediğimiz bölgelere gidip gitmediğinin test edilmesi gerekiyor. Bu sağlıklı gönüllülerde yapılan bir çalışma. Sağlıklı gönüllülerde dozu bulduktan sonra FAZ-2 aşamasında bunu hasta gönüllülerde test etmeye başlayacağız.”

Diğer Alzheimer çalışmalarından farklı olarak Türk bilim insanlarının üzerinde çalıştığı projenin mitokondri fonksiyonlarına odaklandığının altını çizen Dr. Nadir Ulu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aslında Alzheimer modelleriyle ilgili yapılan çalışmalar, 2000’li yılların başından beri ilginç hale gelmeye başladı. Bununla birlikte farklı Alzheimer çalışmalarında, klinik aşamaya ulaşmış, hala mevcutta bulunan yeni inovatif ürünleri kastetmekle birlikte; vitaminler ve çeşitli kimyasallar denenmiş ama bunlar kısıtlı bir etki edebilmiş. Kısıtlı etki edebilmelerinin temel sebebin de, vücuttaki biyo-yararlanım dediğimiz etki bölgesine gidip etki göstermesi gereken dozun tespit edilmesiydi. Büyük ihtimalle bu noktada bir biyo-yararlanım problemi olduğu için bu çalışmalar ilerleyemedi. Kısmi başarılı olanlar veya başarısız olanlar var. Bizim buradaki hedeflediğimiz noktayı, kış uykusuna yatan hayvan modelleriyle anlatmak lazım. Kış uykusuna yatan hayvanlarda, uykuya geçtikleri dönemde mitokondrilerdeki yapı çok ciddi biçimde bozuluyor. Uyanma dönemlerinde ise bu mitokondrideki bozulmuş yapıyı çok hızlı biçimde yerine koyabildiklerini gözlemledik. Bu gözlemlediğimiz veri şu anlama geliyor: Normalde de insanlarda nörodejeneratif hastalıklar gibi hastalıklarda, mitokondri fonksiyonu kilit bir rol oynuyor. Tüm mekanizmaların ortasında bir yerde duruyor. Bu bozulduktan sonra tekrar yerine yenisini koyaiblmek için bir ajan yok. Eğer mitokondri fonksiyonunu tekrar yerine koyabilecek bir ajanla düzeltebilirseniz, bu tedavi etmek anlamına geliyor. Yani bozulanı hem yerine getirmiş oluyorsunuz hem de daha fazla bozulmasını engellemiş oluyorsunuz.”
FAZ çalışmalarının ne kadar süreceğine dair detayları paylaşan Dr. Ulu, iki yıl içinde FAZ-2 etabına geçmeyi hedeflediklerini belirtti:
“Normal şartlarda FAZ-1 çalışması, dünya ortalamasında bir-bir buçuk yıl sürer. Çünkü bu çalışmada hem çoklu hem de tekli dozlarda deney yapıp, elde ettiğimiz verilerle çeşitli gereklilikleri de cevaplayacağız. Örneğin ilaç aç karnına mı tok karnına mı alınmalı gibi. Bunları elde ettikten sonra FAZ-2 çalışmalarına geçmemiz ortalama bir buçuk-iki yıl civarında diye ön görebiliriz. Tabii Alzheimer gibi hastalıklar uzun soluklu hastalıklar olduğu için, burada yapılan FAZ-2 ve FAZ-3 çalışmaları uzun dönemli oluyor. Mesela bazı hastalıklarda bir aylık tedavi ile sonuca ulaşabilirken bazılarında aylarca tedavi etmeniz gerekiyor. Çünkü göstermeniz gereken şey, bilişsel fonksiyonda bir iyileşme. Bunu gösterebilmeniz için uygun bir süre tedavi etmeniz gerekiyor. O yüzden Alzheimer çalışmalarında genellike 72 hafta, 96 hafta, 120 hafta gibi FAZ-3 çalışmaları var. Bu bir süreç. Bu süreç, FAZ-2, FAZ-3 süreçleri, ortalama altı-yedi yıl kadar sürer. Fakat bundan daha hızlı şekilde nasıl ilerleyebiliriz diye tüm gücümüzle çalışıyoruz. Eğer hipotezimiz, öngördüğümüz doğrultada ilerlerse, çok önemli bir molekülü geliştirme aşamasında olabiliriz.”
Dünyada bu yönde bir çalışma olmadığını vurgulayan Dr. Ulu’ya göre, SUL-238 başarılı olursa, yeni bir ilaç grubunun ilk tedavi örneği olacak ve Alzheimer tedavisinde kritik rol oynayacak:
“Bu bahsettiğim yayınlar daha çok pre-klinik, yani hayvan çalışmaları olduğu için belli bir grup takip ediyor. Bu çalışmaların dünya üzerinde ses getirebilmesi için, insan çalışma sonuçlarını sunmanız çok önemli. Ama yine de bununla birlikte bu grupla beraber hareket eden, kış uykusuna yatan hayvanlarla ilgili yıllık düzenlenen toplantılar var Avrupa çapında. Oralarda da gündeme geliyor bu. Bizim taraftan bakacak olursak, mitokondri fonksiyonunu hedefleyen, bizim aşamamızda bulunan herhangi bir tedavi alternatifi şu anda şu aşamada yok. Sebebi, farklı noktaları hedeflemeleri. Genel anlamda Türkiye değil ama global verileri paylaşacak olursak; Amerikan Alzheimer Derneği verilerine göre, 173 tane farklı klinik çalışmada 142 tane farkı molekül araştırma aşamasında. Ama bunların çoğunluğu, Alzheimer’da gözlemlediğimiz protein biriktirimlerini hedef alan, yani bu proteinlerin uzaklaştırılması ile tedavi hedefleyen çalışmalar. Ama bu çalışmamız, SUL-238 yeni bir ilaç grubunun ilk tedavi örneği olacak eğer başarabilirsek.”
Yorum yaz