EKSEN

‘Nasrallah savaşı başlatan taraf olmamak için akıllı ve stratejik davranıyor'

Musa Özuğurlu’ya göre, Netanyahu İsrail içinde ve uluslararası baskılar yüzünden geçici ateşkesi kabul etmek zorunda kalırken, Hamas’ın da somut siyasi başarısı söz konusu değil. Nasrallah’ın savaşın yayılmaması için stratejik davrandığını belirten Özuğurlu, el Sisi’nin ‘Gazze’ye Arap Gücü’ önerisinin gerçekleşebileceği görüşünde
Sitede oku
İsrail ve Filistin arasında savaşın 49’uncu gününde nihayet geçici de olsa bir ateşkese ulaşıldı. Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’i uluslararası planda tanınmış topraklarına düzenlediği baskın ve Netanyahu yönetiminin ağır insani kayıplara yol açan misillemesinin ardından çatışmalara dört günlük ‘insani mola’ verildi. Katar, Mısır ve ABD arabuluculuğunda ve garantörlüğündeki geçici ateşkes sayesinde bir kısım İsrailli rehine İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın ve çocuklarla takas edildi. Aynı şekilde Gazze Şeridi’ne insani yardımların koordineli girişine de başlandı.
Ancak geçici ateşkesin kalıcılaşması zor görünüyor. İsrail yönetimi ‘Hamas’ı bitirme’ hedefini vurgularken, çatışmaların molanın ardından devam edeceğini söylüyor. Krizin bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi riski de devam ediyor.
Gazze’de ilan edilen geçici ateşkesi, Netanyahu’nun hedefini, Hamas’ın amacını, Lübnan’daki Hizbulah’ın ile Suriye’nin tutumu ve Arap kamuoyunda Türkiye’nin politikalarına bakışı gazeteci yazar Musa Özuğurlu ile konuştuk.

‘Netanyahu’nun geçici ateşkesi kabul etmesinin sebebi uluslararası tepkiler ve içerideki tepki’

Musa Özuğurlu’ya göre, Gazzedeki çatışmalar öncekileri kıyasla çok daha şiddetli. Geçici ateşkes ilan edilmesinin İsrail’deki Netanyahu yönetiminin ‘sıkışmışlığından’ kaynaklandığını belirten Özuğurlu, İsrial ordusunun 49 günlük savaşta somut hedeflerine ulaşamadığını dile getirdi:
“Önceki çatışmalara kıyasla çok şiddetli bir savaş yaşanıyor bu sefer. Netanyahu’nun bu meselede yayının sıkıştığını görüyoruz. Bu geçici ateşkesten sonra mutlaka devam etmek isteyecektir. Ben, kalıcı bir ateşkese ikna edilebileceğini düşünmüyorum. İçerideki koşullardan kaynaklanan bir pozisyon bu. Şu ana kadar İsrail ordusu, herhangi bir sonuç alabilmiş değil. Yani Netanyahu zorda olmasa da sonuç alabilmiş değil. Elbette 14 binden fazla insan hayatını kaybetti. Fakat İsrail ordusunun kendi hedeflerine bakarsak, hala bir ilerleme söz konusu değil. Bu ateşkesi kabul etmesinin sebepleri de hem uluslararası tepki var, hem de Netanyahu’ya içeride bir tepki var. Netanyahu tabii savaş planlarını da gözden geçirmek istiyor. Yani Gazze halkına nefes aldırmak istediklerini, uzun süre ateşkesi koruyacaklarını düşünmüyorum.”

‘Hamas’ın elde ettiği bir başarı yok’

Özuğurlu’ya göre Hamas’ın 7 Ekim’deki baskın ve sonrasında yaşanan çatışmalarda herhangi bir başarısı yok. Tek görünen somut sonucun Filistin halkının davasının daha güçlügündeme gelmesi olduğunu belirten Özuğurlu ancak bunun ağır bedellerine atıf yaptı. Özuğurlu, Hizbullah lideri Nasrallah’ın 7 Ekim’in siyasi sonuçlarıyla ilgili sorgulamasına da atıfta bulundu:

“Burada başarı yok Hamas açısından. Filistin halkı açısından, bu kadar insanın hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, bu meselenin gündeme gelmesi durumu var. Fakat Hamas’a bakarsak, başarı olmadığı ortada. Bunu hesaplamış olmaları gerekiyordu. Eğer hesapladılarsa, bu kadar kaybı göze almış olmaları kabul edilebilir bir şey değil. Eğer kaybı hesaplamadılarsa, bu yine kendi açılarından olumsuz bir şey.

Hasan Nasrallah’ın konuşmalarını hatırlayalım. ‘Bu tamamen Hamas’ın kararıdır, üstelik bu saldırıyı gizli tutarak yaptılar’ dedi. Yani diyor ki Nasrallah, ‘Kime danıştınız? Hangi beklentiye girdiniz?’ diye sorguluyor. Ortadoğu’da bir İslami direniş ekseni var. İsrail-Filistin bağlamında da var bu. Dolayısıyla Hamas’ın tek başına böyle bir şeye kalkışmış olması, bu sorumluluğu tamamen kendisine yüklüyor. Artısı-eksisi kendisine yazılabilir ama artısının ne olduğu konusunda henüz bir sonuç göremiyorum. Dolayısıyla, bence Hamas burada bir hata yaptı. Bu sonucu göze alarak yaptıysa hataydı. Eğer hesaplayamadıysa yine hataydı. Dolayısıyla Hamas açısından söylenecek olumlu hiçbir şey söz konusu değil.”

‘İnsanların İsrail’in devlet terörüne karşı çıkması tamamen sivillerle ilgili, Hamas’la ilgili değil’

Özuğurlu, dünya çapında insanların İsrail’in ‘devlet terörü’ diye nitelendirilen saldırılarına Hamas için değil siviller nedeniyle itiraz ettiklerini belirtirken, Arap ülkelerinin de Hamas’ın ‘başlarına açtığı bela’dan kurtulmak görüşünü dile getirdi:
“Öte taraftan Hamas’ın pozisyonunu hesaplamadan, insanların İsrail’in devlet terörü olarak nitelendirilen saldırılarına karşı çıkması, tamamen sivillerle ilgili. Hamas ile ilgili değil. Hatta Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında yayınlanan 30 maddelik bildiride, Filistin'in tek meşru temsilcisi olarak FKÖ’yü tanıdılar. Ben bu görüşte değilim. Ama Arap başkentleri bunu söylüyor. Yani kendileri de Hamas’ın neden bu saldırıyı yaptığını sorguluyor. Kendilerini, Filistin halkı ve sivilleri nedeniyle olaya dahil olmak zorunda hissetti. Hamas’ın başlarına bela açtığını ve kurtulmaları gerektiğini düşünüyorlar.”

‘Müzakere masası kurulursa bu İsrail lehine olacak gibi duruyor’

Hamas’ın veya Filistin direnişinin elde edebileceği tek gerçekçi kazanımın İsrail ile masaya oturmak olduğunu belirten Özuğurlu, İsrail’in Hamas’ı yok etme hedefinden caymayacağı görüşünde. İsrail’in diğer örgütlerle ilgili görünmediğine işaret eden Özuğurlu'ya göre İsrail, İsrail devleti ancak istediği şartları elde ederse müzakere masasına oturmaya gönüllü olabilir:

“Filistin halkı açısından gerçek başarı, bir müzakere masası kurulması olabilir. Ben ileride bir masa kurulacağını da düşünüyorum. Ama şöyle bir şart var; Netanyahu veya İsrail önce inandırıcı bir başarı hikayesi yazarsa, bunu yapacaktır.

Bir de İsrail açısından bu sefer şöyle bir durumu var, Filistin ve Gazze içindeki diğer örgütler ortalıkta gözükmüyor şu anda. Dolayısıyla bu bile aslında bir ölçü Hamas’ın konumunu değerlendirmek açısından. İsrail, ‘Oradaki bütün silahlı örgütleri yok edene kadar devam edeceğim’ demiyor. Hamas’ı yok edeceğini söylüyor. İsrail, Hamas ile ilgili kararlılık içinde. Bu konuda etkili bir saldırı yapabilmiş değiller. O nedenle bir başarı hikayesi yazarsa Netanyahu, Hamas’ı zapt edebileceği bir anlaşmayla ilgili olarak masaya oturabilir. Ama şu ana kadar İsrail’in Gazze’deki kazanımlarından geri adım atacağı anlamına gelmiyor bu. Filistinliler, biraz daha bir şeyleri kaybetmiş olarak masaya otururlar. Bu durum, bundan sonra bu şekilde devam eder. Bir masa kurulabilir ama bu İsrail’in lehine olacak gibi duruyor.”

‘Meselenin büyümemesi için anlaşamasalar da herkes mutabık’

Lübnan’a bir taarruz olması durumunda Hizbullah’ın muhakkak direneceği görüşünü taşıyan Özuğurlu diğer yandan ABD ve İran dahil herkesin anlaşamasalar bile çatışmaların büyümemesi için mutabık göründüğünü söyledi:
“Benim tahminim, Hizbullah’ın durumu ölçerek ve İsrail’in konumuna göre hareket edeceği. İsrail eğer saldırılarını net bir biçimde Lübnan’a dönük yaparsa, Hizbullah çekinmeden cevap verecektir. Yani ABD’nin orada olması, Hizbullah açısından bir ölçüt değil. Yerel dinamikler farklı çalışıyor. ABD’nin müdahalesi de farklı bir yere götürebilir meseleyi. O yüzden ben orada caydırıcı olarak durduklarını zannediyorum. Öte yandan ABD ve İran arasında diyaloglar olduğuna dair haberler vardı. Bu meselenin büyümemesi konusunda herkesin anlaşmasalar da mutabık olduğunu tahmin ediyorum. Hizbullah da buna dikkat ediyor.”

‘Hamas bu çizgiden çıktı fakat Hizbullah topa girmedi’

Özuğurlu, diğer yandan Nasrallah’ın savaşı başlatan taraf olmamak ve çatışmaların Ortadoğu’ya yayılmaması için oldukça akıllı ve stratejik davrandığını işaret etti:
“Elbette İsrail ve Hizbullah arasında çatışmalar var ama resmi olarak savaş ilan edilmiş değil. Savaşı başlatan taraf, sorumlu taraf olacak. O yüzden Hizbullah bunu yapmak istemiyor. Hizbullah ayrıca savaşın yayılmasının tüm Ortadoğu için büyük zarar getireceğini bildiği için, akıllıca davranıyor. Nasrallah’ın ilk konuşmasında herkes savaş ilanı bekledi ama o ‘hayır’ dedi. ‘Savaşıyoruz’ dedi ama onu da İsrail saldırılarına yanıt olarak söyledi. Hizbullah’ın sınırdaki İsrail askeri birliklerine saldırıları oldu ama İsrail topraklarına topyekun saldırısı olmadı. Nasrallah da aslında Hamas’ın yaptıklarıyla ilgili Hamas ile aynı fikirde değil. Burada Hamas’ın yaptığının etik olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu. Şunun farkındalar: Ortadoğu’da durum çok hassas, dolayısıyla herkesin hassas davranması ve tek başına hareket etmemesi gerekiyor. Herkesin stratejik davranması gerekiyor. Hamas bu çizgiden çıktı fakat Hizbullah topa girmedi.”

‘Bu emperyalist savaşta Hamas da dahil bir takım örgütlerin ihaneti olmasaydı, Suriye bu kadar zayıflamayacaktı’

Suriye’nin Filistin politikasındaki ilkesel duruşunun hiç değişmediğini vurgulayan Özuğurlu, Hamas’ın da dahil olduğu grupların ise direnişin en önemli temsilcisi olarak Suriye devletini zayıflatan politikalarına işaret etti. Özuğurlu “Hamas, Ortadoğu’daki birçok başkentte, daima kendi ilkelerini satacak bir örgüt olarak görülüyor” vurgusu yaptı:

“Suriye, bu meseleye her zaman ilkesel yaklaştı. Bir takım örgütlerin desteklenmesi, konjektürel olarak İsrail’e karşı bir kart olarak değerlendirilebilir, fakat Suriye’nin Filistin halkı lehine pozisyon aldığını gördük. Esad’ın şu anki konumu da bu. Esad’ın bütün eleştirileri de diğer Arap devletlerinin İsrail’e karşı etkili bir politika yürütememesi üzerine. Duruşu değişmedi. Şu anda zaten Suriye’nin yaşadığı şartlar yüzünden pasif durumdalar. Herkes fırsat bilip Suriye’ye yükleniyor. Mesela İsrail yine Suriye’yi bombaladı. Hamas da dahil bir takım örgütlerin ihaneti olmasaydı bu emperyalist savaşta, Suriye bu kadar zayıflamayacaktı.

Suriye’deki İslami Cihat, Hamas ile aynı konumu almadı. Ya da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi zaten bir sosyalist örgüt olarak hiçbir zaman böyle yapmaz. Hamas, Ortadoğu’daki birçok başkentte, daima kendi ilkelerini satacak bir örgüt olarak görülüyor. Boşuna değil İsmail Haniye’ye yapılan eleştiriler. Haniye’ye eleştiri yapılmış bu ateşkes açıklamasıyla ilgili. Çok çarpıcı bence: ‘Biz Lübnan İslami Direniş hareketine teşekkür ediyoruz. Yemen’e, Irak’a teşekkür ediyoruz.’ Kim bunlar? Hizbullah, Husiler, Şiiler. Nerede diğer başkentler? Yani bu örgütlerin meseleye yaklaşımı, sürpriz sayılır aslında. Bunu Hamas için değil, Filistin halkı için yapıyorlar. Suriye de bu direniş ekseninde yer alan önemli bir halka olarak, stratejisini bunun üzerinden yürütüyor. Suriye’nin pozisyonu değişmiş değil. Aynı zamanda bu direniş ekseni olarak bilinen oluşumun sıçrama tahtalarından da birisi Suriye. Suriye, kendi coğrafyasını tüm saldırılara rağmen açmış durumda. Eğer mesele daha ileri giderse, Irak’tan da başka yerlerden de buralara gelen insan gücünü göreceğiz. Önceden de gelenlerin olduğu ve birtakım hazırlıkların yapıldığı da ortada.”

‘Arap başkentleri artık bu meseleden bıkmış durumda’

Musa Özuğurlu, Mısır lideri el Sisi tarafından ortaya atılan ‘Gazze’yi Arap koalisyonu kontrol etsin’ planının, Filistin halkının daha fazla can ve toprak kaybetmemesi amacı taşıdığı görüşünde:

“Arap başkentleri artık bu meseleden bıkmış durumda Ceyda. Uzun yıllardır bir ilgisizlik söz konusuydu. Şu 50 gündür yaşanan süreç olmasaydı tekrar gündeme gelmeyecekti mesele. Bu, İsrail’in devam eden saldırılarını bitirmeyecekti. Filistinliler hem hayatlarını hem topraklarını kaybetmeye devam edecekti.

Fakat bir yandan çaresizlik söz konusu, diğer yandan da Filistin halkının lehine Hamas gibi örgütlerin böyle çılgınlık yapmaması için, Gazze’de Arap koalisyonu bulunmasını bir formül olarak görüyorlar. ‘Tamam, Filistin devleti tanınsın ki biz de karşımızda devlet muhatabı olduğu için bir düzenleme yapalım’ diyor Sisi. Bu, diğer Arap ülkeleri nezdinde kabul görebilecek bir formül. Hatta ben bunun diğer Arap başkentleri ile istişare olmadan yapıldığını düşünmüyorum. Dolayısıyla evet, Sisi’nin açıklaması genel görüşü yansıtıyor. Peki Filistinliler kaybetti ve kaybedecekler mi? Evet, maalesef öyle. Burada amaç, kaybı ne kadar erken kesebileceklerine dönük adımlar atmak. Bu kadar büyük bir çaresizlik maalesef.”

‘Pratikte, Türkiye’nin İsrail’e karşı adım atmadığı Arap kamuoyunda çok iyi biliniyor’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinde haklı olduğunu fakat Türkiye’nin eyleme geçmediğinin de Arap kamuoyunda görüldüğünü belirten Özuğurlu, Arap devletlerinin de benzer politika izlediğini hatırlattı. Geçici ateşkeste Türkiye’nin en önemli ortağı Katar rol oynarken, Türkiye’nin isminin anılmamasına işaret eden Musa Özuğurlu, Katar yönetiminin Ankara’nın söyleminden farklı duruşuna işaret etti. Özuğurlu’ya göre, Erdoğan’ın Hamas çıkışı sonrasında Türkiye, arabulucu rolü oynama şansını kaybetti:

“Şu ana kadar Türkiye’nin herhangi bir etkili adımı olmadı. Öte yandan Arap başkentlerinin de olmadı. Dolayısıyla, Arap basınına, yapılan eleştirilere baktığımızda, bu sıklıkla vurgulanıyor. Etkisiz kalındığı söyleniyor. Sonuçta pratiğe baktığımızda, insanlar ölmeye devam ediyor ve bunun önüne geçebilmiş değiller. Sebebi de eyleme geçilmemesi. Aynı eleştirileri Türkiye için de yapıyorlar. Son dönemde Erdoğan’ın dozajını artırdığını, haklı ifadeler kullandığını biliyoruz. Ama bunların yetmediğini de biliyoruz. Mesela Katar ve Mısır arabuluculuğunda yapılan ateşkesten bahsediyoruz. Katar ve Türkiye stratejik ortak fakat Türkiye’nin ismi anılmıyor bile. Bu tabii Katar’ın aynı zamanda hem Batı ile hem de Hamas ile olan yakın ilişkilerinden kaynaklanan bir durum. Yani Hamas’ı ikna edebilecek bir konumda olmasından kaynaklanan bir durum.

Şu da çıkıyor ortaya: Katar, hiçbir zaman Hamas ile ilgili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu türden açıklamalar yapmadı. Yani ‘Hamas cihat yapıyor’ demedi. O kadar yakın olmasına rağmen böyle bir açıklama yapmadı. Dolayısıyla Katar arabuluculuk konusunda muhatap alınıyor fakat Türkiye maalesef bu şansını kaybetmiş oldu. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı da İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği zirvesinde bazı ülkeler yetkilendirildikten sonra ‘İlk durağımız Çin olacak’ dedi. Suudi Arabistan’ın inisiyatif aldığı anlamına geliyor. Burada Türkiye yine yok. Yani bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinden kaynaklanıyor. Pratikte, İsrail’e karşı atmış olduğu bir adım yok ve bu Arap kamuoyunda çok iyi biliniyor.”

Yorum yaz