GÖRÜŞ

Em. Tuğg. Erenel: Müdahale edilmezse IŞİD’in İdlib’de devlet yapılanmasına geçişi her an olabilir

Türkiye’nin sınıra 5 kilometre mesafede gerçekleştirdiği operasyonla yeniden gündeme gelen IŞİD tehdidine dair Sputnik’e değerlendirmelerde bulunan Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel, İdlib’deki terör yapılanmasına dikkat çekerek müdahale edilmezse bu bölgenin ciddi güvenlik sorunları yaratacağını söyledi.
Sitede oku
Henüz birkaç yıl önce Irak ve Suriye’de “İslam devleti” kurma yönünde örgütlenerek harekete geçen IŞİD (DAEŞ olarak da anılıyor) tehlikesi çeşitli yöntemlerle varlığını sürdürüyor.
ABD, sözde IŞİD’le mücadele adı altında Suriye’de varlık gösterip YPG’yi desteklerken Türkiye de IŞİD teröründen en fazla etkilenen ülkelerden biri olarak bu örgütle mücadelesine devam ediyor.
Yurt içinde IŞİD’in hücre yapılanmalarına yönelik sıkça operasyonlar yapılırken bir haber de sınırımıza 5 kilometre mesafede yer alan Suriye’nin Afrin/Cinderes bölgesinden geldi.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye'nin kuzeyinde 4 saatlik operasyonla IŞİD'in liderlerinden Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi'yi etkisiz hale getirdi.

Operasyonun ayrıntıları

Güvenlik kaynaklarından basınla paylaşılan bilgiye göre, sık sık yer değiştirdiği tespit edilen "IŞİD’in sözde yeni halifesi" Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi kod adlı teröristin, Suriye'nin kuzeyindeki Afrin/Cinderes'te olduğu ve yakın zamanda yer değiştireceği istihbaratı alındı. MİT'in özel ekibi, teröristin bulunduğu eve 29 Nisan 2023'te gizli operasyon düzenledi. İçinde kamufle edilmiş yeraltı sığınağı da bulunan eve yönelik operasyonda, Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi'ye "teslim ol" çağrısı yapıldı, ancak yanıt alınamadı.
Bunun üzerine MİT'in özel operasyon ekibi, önce evin bahçe duvarını, ardından da arka giriş kapıları ve yan duvarlarını patlatarak binaya girdi. Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi, yakalanacağını anlayınca üzerindeki intihar yeleğini patlattı.
Terör örgütü IŞİD’e 2013'te katılan El Kureyşi’nin, kısa sürede örgüt içinde üst düzey görevlere yükseldiği de aktarıldı. Ebu Hüseyin El Hüseyni El Kureyşi, IŞİD’in önceki lideri Ebu Hasan El Kureyşi'nin öldürülmesi sonrası 30 Kasım 2022'de sözde yeni halife olarak ilan edilmişti. IŞİD’in ilk lideri Ebu Bekir El Bağdadi de ABD tarafından 2019’da İdlib’de Türkiye sınırına yakın noktada yapılan operasyonla öldürülmüştü.

İdlib ve Afrin radikal terörist örgütlenmesi IŞİD'i nasıl besliyor?

Bu bakımdan Hatay sınırında yer alan İdlib ve Afrin’deki HTŞ ve IŞİD gibi radikal terörist unsurların varlığı sürekli gündeme geliyor. Peki özellikle İdlib ve Afrin radikal terörist örgütlenmesi IŞİD'i nasıl besliyor? Bu bölgeler nasıl temizlenir? Türkiye, Rusya, İran ve Suriye ortak operasyon yapabilir mi?
Bu soruları İstinye Üniversitesi Güvenlik ve Savunma Stratejileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (GÜVSAM) Başkanı ve Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel’e sorduk.
Erenel, “İkinci nesil bir IŞİD’in geldiğini görüyoruz” diyerek şunları söyledi:
“IŞİD ile yerel ama bir devlet yapılanmasına geçmeye çalışan bir terör örgütü ile dünya ilk kez karşılaştı. Akabinde Türkiye’nin de dahil olduğu uluslararası koalisyonun müdahalesi oldu. Şu anda da terör örgütünün bir şekilde etkisiz hale getirildiğine yönelik ABD’nin imaj çizmeye çalıştığını düşünüyorum. Aslında IŞİD ile mücadele stratejilerin sadece hava harekatı ile yürütülen bir mücadelenin ötesine geçmediğini karadaki harekatı ise işine geldiği zaman PKK terör örgütüne havale ettiği işine gelmediği zaman ise IŞİD’in serbest bir şekilde hareket etmesine yol açtığını görebiliyoruz. El Kaide, ABD tarafından kullanılmış ve taahhüt ettiği sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle bir kenara atılarak mücadeleye başlanmış bir örgüt olmuştu. IŞİD de ABD’nin Ortadoğu’da bulunmasının kendisine göre tek meşruiyet kaynağıdır. ABD aslında terörle mücadele etmiyor ama asla bir devlet haline gelmemiş düzenli bir orduya geçmemiş ve asla geçemeyecek olan PKK/YPG üzerinden bu bölgede meşruiyetini sağlamaya çalışıyor.”

‘Türkiye’nin IŞİD liderine operasyonu önem taşıyor’

“ABD’liler IŞİD ile mücadele adı altında Türkiye’ye bu mücadeleye destek vermediğine dair birçok suçlamalarda bulundular. 2014-2015 yıllarında IŞİD’in Türkiye’deki eylemlerine baktığımızda bu kadar insanın hayatını kaybettiği başka bir IŞİD saldırıları yoktur. Bu yüzden de Türkiye mücadele için BMGK kararları ile kurulmuş koalisyonun bir üyesidir ve topraklarını IŞİD ile mücadele için kullandırmaktadır. Bu açıdan IŞİD ile mücadele etmiyor gibi bir savın ortaya konulması karşısında Türkiye’nin IŞİD liderine operasyonu önem taşıyor” diye devam eden Erenel, şunları ekledi:
“Suriye’de IŞİD mensubu teröristlerin arttığını düşünüyorum. 8 ila 10 bin arasında olabilir. Özellikle Suriye’nin güney bölgesindeki ABD’nin Taif üssüne yakın bir bölgede konuşlandıklarını ve ABD’lilerin açıkça burada bir takım terör örgütleri ile çeşitli tatbikatlar yaptığı sık sık gündeme geliyor. Ancak bunların kim olduğu konusunda farklı söylemler var. Ben bu terör örgütlerinin ABD’liler tarafından kullanıldığını değerlendiriyorum. İkinci nesil IŞİD dediğimiz konu önemli. Irak-Şam İslam Devleti adıyla o dönemde bir yapılanma kurulması terör örgütlerinin gözlerinde yeni bir vizyon canlandırdı. O zaman 12-13 yaşlarında olan çocuklar artık 20’li yaşlara geldiler. IŞİD yeni bir kan bulmaya başladı. O zamanlar çocuk yaşta olan ve IŞİD’in yaptıklarından heyecan duyan kitlenin varlığı olduğunu düşünüyorum. Bölgede özellikle de Irak’ta bir otoritenin tam olmaması nedeniyle bu terör örgütünün orada güçlenmeye devam ettiğini ve buradan da Suriye bölgesine geçtiğini düşünüyorum.”

‘İdlib terör örgütlerinin yeni bir Afganistan’ı gibidir’

İdlib bölgesinin IŞİD yapılanması için önemli olduğunu vurgulayan Erenel, bu konuda şunları anlattı:
“IŞİD’in İdlib bölgesinden çok ciddi destek aldığını ifade etmek gerekir. Bu bölgedeki özellikle Vahhabi-Cihadi birçok terör örgütü var. IŞİD’in bunlarla eylem şekilleri farklı olsa da işbirliği yaptıklarına dair ciddi kanıtlar var. Bu bölge terör örgütlerinin yeni bir Afganistan’ı gibidir. Bu bölgeye Türkiye müdahale ederse teröristler güneye doğru inecek. Güneyden Suriye-Rusya müdahale ederse teröristler Hatay gibi sınırlardan Türkiye’ye doğru hareket edecekler. Dolayısıyla burada Türkiye-Rusya ve Suriye’nin bir araya gelerek bir operasyon yapması halinde sınır bölgesinde sayıları bir buçuk milyona yakın göçmenin Türkiye’ye gelme tehlikesi var. Bu durumda içlerinde terör örgütü mensuplarının sızması da söz konusu olacak. Güneye süpürülmesini de Suriye kabul etmiyor. Türkiye, Soçi anlaşması ile buradaki terör örgütlerini temizlemek için bir taahhüt vermişti ancak bu gerçekleşemedi. Çünkü Türkiye tarafından o tarihte verilen sözün kapsamlı bir analiz sonucu verildiğini pek de değerlendirmiyorum. Böyle bir şeyi terör örgütlerini ikna ederek Türkiye’nin tek başına gerçekleştirmesi zor. Ettiniz diyelim nereye götüreceksiniz bunları? Doğu Türkistan’dan gelenleri Çin’e verip, Çeçenistan’dan gelenleri Rusya’ya mı teslim edeceksiniz? Tek çözüm bunları bulunduğu yerde etkisiz hale getirip imha etmektir.”

‘Teröristler artık bu bölgede aileleri ile birlikte yer almaya başladılar’

“Teröristler artık bu bölgede aileleri ile birlikte yer almaya başladılar. Eğer zamanında müdahale edilemezse IŞİD’in İdlib’de Irak-Suriye devleti gibi bir yapılanmaya geçişi her an mümkün olabilir. Çok sayıda terör örgütünün bölgede olması nedeniyle bunu kısa vadede mümkün görmüyoruz ama IŞİD’in de batıya doğru kayıyor olmasının en önemli nedeni deniz ile bağlantı kurma çabasıdır. Türkiye’de PKK terör örgütünün Amanoslar ve Samandağ üzerinden Akdeniz’e ulaşma çabaları olduğunu görüyoruz. Diğer terör örgütlerinin Lazkiye üzerinden bunu kurmaya çalıştığını biliyoruz. Bu yüzden Türkiye-Rusya ve Suriye’nin bir araya gelerek terörle mücadele operasyonu başlatması çok ciddi bir koordinasyon gerektiriyor. Bunun etkileri çok fazla olacaktır. Başka ülkelerin de desteği gerekebilir.”

‘Dörtlü görüşmelerin ardından ortak bir terörle mücadele yapılanması kurulabilir’

Peki operasyon nasıl olabilir? Erenel, şunları söyledi:
“Aynı zamanda bu süreçte Rusya’nın Ukrayna savaşını da dikkate aldığımız bu süreçte bu bölgeye çok ciddi bir katkı sağlamaktan ziyade mevcut statükonun zarar görmeden devam ettirilmesi yönünde bir bakışının olduğu düşünülebilir. Bu açıdan da Türkiye de dahil bu statükonun yani terör daha güneye gitmeden ya da Türkiye topraklarına girmeden bulundukları bölgede kalması tercih edilebilir. Terör örgütleri ile görüşmeler yoluyla bunun çözümlenmesi de zor. Rusya’nın Ukrayna’daki krizi nihai hale getirdikten sonra bu bölgeye yönelmesi önem taşıyacak. Dörtlü görüşmelerin ardından İran’ın da denkleme girmesiyle oluşacak ortak bir terörle mücadele yapılanması kurulabilir. Bu mücadele aynı anda Türkiye ve Suriye’nin İdlib’e sınırından iki yönlü başlatılabilir.”
Yorum yaz