YOLCU YOLUNDA GEREK

'Doğu Alman istihbaratı, Batılı istihbaratla ilişkileri nedeniyle Türk sağını yakından takip etti'

Doğu Alman istihbaratının arşivlerinde çalışan Prof. Özkan, Destici’nin Erkan Baş’ı hedef alan sözleriyle ilgili konuştu. Özkan, Türkiye’de sağ hareket ile Batı ülkelerinin istihbarat örgütlerinin ilişkisini anlattı.
Sitede oku
Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Mustafa Destici, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın Alman istihbaratının kontrolünde yetiştirildiğini öne sürmüştü. Bunun üzerine başlayan tartışmalarla ilgili, Doğu Alman istihbaratının arşivlerinde çalışan akademisyen Behlül Özkan, Türkiye’deki sağ ve ülkücü hareketin Batılı istihbarat örgütleriyle girdiği ilişkileri anlattı.

‘Tito saygı duyulması gereken tarihi bir şahsiyet’

Özkan, şu ifadeleri kullandı:
“Destici’nin açıklamalarını şaşkınlıkla dinledim. İlki Tito’yla ilgili sözlerle ilgili şaşkınlık yaşadım. Soğuk Savaş’tan beri kriminalize ederek yaftalamaya çok alışkın bir oluşum. Uluslararası ilişkiler dengelerinden bihaber Sayın Destici. Tito, bağımsızlar hareketi lideri. Sovyetler’e karşı da çok sert çıkışları oldu. Nazilere karşı verdiği direnişle, Kızıl Ordu’nun girmesine gerek kalmadan ülkesinden Nazileri atan ve saygı duyulması gereken bir tarihi şahsiyet. Bu konuyla ilgili hemen hiç bilgisi olmadığını düşünüyorum.”

‘Doğu Alman istihbaratı, Batılı istihbarat örgütleriyle ilişkileri nedeniyle Türk sağını yakından takip etti’

Türkiye’deki ülkücü hareketin, 60’lı 70’li yıllarda, Batı ülkelerinin istihbarat örgütleriyle çalıştıklarını ve bu nedenle Doğu Alman istihbaratının yakın takibinde olduğunu söyleyen Özkan şöyle konuştu:
“Ben Doğu Almanya’nın arşivlerine giriyorum. Bu arşivlerde uzun zamandır çalışıyorum. Burada çalışan biri olarak henüz hiçbir şey yazmadım. Çok fazla belge, bilgi var toplayıp yazmam lazım. Sayın Destici bu açıklamayı yapınca, Erkan Baş’ın Alman istihbaratına çalıştığını söyleyince, benim gibi arşivde çalışan bir akademisyene volelik bir orta açmış oldu kendisi. Doğu Alman İstihbarat Bakanlığının arşivlerinde, benim elimde Türkiye’ye dair binlerce belge var. Büyük bölümü milliyetçi harekete, ülkücü harekete ait. Niye takip etmişler Türk sağını? Çünkü önemli aktörleri başta BND ve CIA’ye çalıştıkları için, Doğu Alman istihbaratı da bu örgütün önde gelenlerini tehdit olarak algılamış. Sayın Destici kendi siyasi geleneğinin tarihini bilmediğini düşünüyorum.
Türk işçiler Almanya’ya gittiğinde, bunlar mavi yakalı işçiler, sol hareket burada çok örgütlü. Bugünkü durumun tam tersi vardı 60’larda. Bunların da önde gelenlerinden biri Türkiye Komünist Partisi. Partinin merkezi Leipzig’de, yani Doğu Almanya’da. Bu nedenle Batı’daki sendikal hareketlerle ilişkileri var. Bir anda çok kuvvetleniyor ve Batı’da bu tehdit olarak algılanıyor. Sağ örgütlerin güçlenmesini, sola karşı bir panzehir olarak görerek Batı istihbaratı destekliyor. Doğu Alman istihbaratı bunu fark edince, ülkücülerin faaliyetlerini yakın izlemeye alıyorlar. Elimde öyle ilginç belgeler var ki… Ülkü ocaklarının binalarının çizim planı var. Sürekli dinleme var, içeri ajan sokma var… Kelimenin tam anlamıyla bütün faaliyetlerini afişe etmişler.”

‘MHP’nin üst düzey yöneticilerinden Murat Bayrak’ın Batı Alman istihbaratıyla yakın ilişkileri vardı’

Murat Bayrak, üzerinden Türk sağı ile Batı istihbaratının ilişkilerini anlatan Özkan şöyle konuştu:
“Erkan Baş’ın ailesi Yugoslavya göçmeni. Buradan Türk işçiler gibi Batı Almanya’ya çalışmaya gidiyorlar. Sonra da İstanbul’a geliyorlar. Murat Bayrak, 1940’ların ortasında, Naziler Yugoslavya’yı işgal ettiklerinde Nazilerin birliklerine katılıyor. Yani ülkesini işgal edenlerle birlikte çatışıyor. Vatan hainleriyle işbirliği yapan, faşist bir işbirlikçi diyebiliriz. Fakat Tito liderliğinde partizanlar savaşı kazanınca, Nazilerin yardımıyla Türkiye’ye kaçıyor. 50’lerde, Sancak Tül fabrikasını kuruyor. 60’lı yıllarda sendikal hareket yükselmeye başladığında, bu harekete karşı bir sermaye sahibi olarak çok sert önlemler almaya başlıyor. Muhtemelen o dönemde Batı Alman ve ABD istihbaratının radarına giriyor. 70’lerin başında kendi yeri olan Ayvalık’ta bir bölgede ülkücülerin askeri, silahlı eğitim almasını sağlayan bir komando kampı kuruyor. Bu afişe oluyor ama gizlenmeye çalışılıyor. Cumhuriyet gazetesi o dönem bun yayınlıyor. Sonra milletvekili seçiliyor ancak Demirel’i yeterince anti-komünist bulmayarak MHP’ye geçiyor. Eski ilişki ağını burada canlandırarak, Batı Almanya’daki Türk soluna karşı 70’li yıllarda sağcıları örgütleyenlerden biri. 80 darbesinden sonra Almanya’ya kaçabilen tek MHP’li. Askeri rejim kaçmasına izin veriyor. Cemalettin Kaplan var. O da çok karanlık birisi. 70’lerde Adana Müftülüğü yapmış ve İncirlik üssünde Amerikalılarla yakın ilişkileri olan biri. 81 yılında Almanya’ya kaçıyor ve iltica etmek istiyor. Burada devreye Murat Bayrak giriyor. MHP’de yöneticilik yapmış bir isim, Cemalettin Kaplan gibi Atatürk’ü ‘şeytan’ olarak gören, hilafet isteyen birinin Almanya’ya sığınma hakkı alabilmesi için Alman yetkililer nezdinde devreye giriyor. Bu ikisi Bonn’da aynı evde yaşıyorlar bir süre. Alman Dışişleri Bakanlığının yazışmalarına ulaştım. Bu afişe oldu bir ara Türkiye’de ve manşetlere çıktı. Ben kendi yazışmalarına ulaştım. Murat Bayrak’la ilgili 87’deki bir belgede “Alman bakanlarıyla ilişkileri vardır” diyor. Dolayısıyla, buradan şunu çıkartıyoruz, Murat Bayrak gibi ülkücü harekette yer almış bir ismin İkinci Dünya Savaşı zamanında, sonra devamında önce Nazilerle sonra Batı Alman istihbaratıyla ilişkilerini görüyoruz.”
Yorum yaz