GÖRÜŞ

Depremlerin ardından uzaktan eğitime geçildi: Bu karar üniversite eğitimini nasıl etkileyecek?

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’de üniversiteler uzaktan eğitime geçti. Bu kararı değerlendiren CHP’li vekil Yıldırım Kaya “Bir kuşak kaybediyoruz” derken, eski ODTÜ rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, halihazırda eğitim kalitesinin düşüklüğünden bahsederek eğitimin ancak yüz yüze yapılabileceğini dile getirdi.
Sitede oku
6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerden 5 gün sonra Türkiye’de üniversitelerin bu sene itibariyle uzaktan eğitime geçeceği açıklandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan kararda üniversitelerin KYK yurtlarında depremzedelerin yerleştirileceği gerekçesiyle kararın alındığı da belirtiliyor. Yükseköğretim Kurulu’nun konuya ilişkin soruları cevapladığı açıklamasına göre, uzaktan eğitim kararı Nisan ayında tekrar gözden geçirilecek ve ‘şartlar sağlanırsa’ hibrit bir yönteme geçilecek.

Muhalefet partilerinden tepki: ‘Turizm sektörünün kapasitesi ve büyükşehirlerdeki boş konutlar kullanılsın’

Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesine ise muhalefet partilerinden, akademisyenlerden ve öğrenci birliklerinden tepkiler yükseliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından “Üniversiteleri açın, bölgeden gelip barınma sorunu olan herkesi yerleştirmeye talibiz” çağrısında bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Diyarbakır’da yaptığı bir açıklamada “Derhal, derhal, derhal bu olmayacak karardan vazgeçin. Üniversite öğrencilerinin yüz yüze eğitim yapmalarının önünü açın” ifadelerini kullandı. Öte yandan Millet İttifakı partilerinin ‘deprem’ konulu toplantısının ardından yaptığı yazılı bildiride “Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir. Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir” ifadeleri de yer aldı.
Halihazırda koronavirüs pandemisinde yaklaşık 1.5 sene uzaktan eğitimle devam etmiş olan Türkiye’de eğitim öğretim hayatı, doğal afet sonrası alınan bu karardan nasıl etkilenecek? Sputnik’e TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyon Üyesi, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) University Ranking by Academic Performance Laboratuvarının (URAP) Koordinatörü ve aynı zamanda eski ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut değerlendirdi.

‘Bir kuşak kaybediyoruz’

Eğitim öğretimin ancak yüz yüze gerçekleşebileceğini söyleyen vekil Kaya “Şu anda hem pandemi döneminde 1.5 yılı hem de şimdiki durumu uzaktan öğretim şeklinde tarif edebiliriz. Türkiye’de 8 milyon öğrenciyi ilgilendiren ve yaklaşık olarak aileleriyle birlikte 24-25 milyon insanı ilgilendiren bir olaydan bahsediyoruz. Eğitimin bu halde olması ve üniversiteyi bitirenlerin zaten yüzde 30’unun işsiz kaldığı bir süreçte, bu dönemde üniversiteyi bitirenlere ne özel işletmeler ne de bir başka yapıdan iş bulma olanağı da yok. Haklı olarak ‘sen eğitim görmedin ki seni nasıl işe alayım’ diyecekler. Bu toplum psikolojisini çok ciddi anlamda olumsuz etkileyecek. Bir kuşak kaybediyoruz. Pandemi sürecinde bunu anlatamadık, dinletemedik. Bu süreçte ne internet ne bilgisayar ne de tablet sorunu çözülebildi, mış gibi yapıldı” diye konuştu.

‘Depremzedeler de şikayetçi, öğrenciye göre dizayn edilmiş yurtlarda aileler yapamaz’

Kılıçdaroğlu’nun çağrısını hatırlatan Kaya “Ankara, İstanbul, İzmir büyükşehir belediyeleri bu yönde adımlar attı. Hatta Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde 10 bine yakın depremzedeyi zaten şu anda barındırıyoruz. Biz evlerimizi açtık, benim evimde de depremzede kalıyor. Ben milletvekili olarak deprem bölgesindeyim ama evimi bir depremzedeye verdim. Öğrenci yurtlarını depremzedeye veriyoruz dediğinizde onları da mağdur ediyorsunuz. Ben Ankara Çubuk’ta 2 bin depremzedenin kaldığı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi kampüsü içerisindeki öğrenci yurduna gittim, depremzedelerle görüştüm. Günübirlik, başlarını sokacak bir yer olduğu için ilk önce mutluluklarını söylüyorlar. Ama söyledikleri şu; ortak banyo, tuvalet. Öğrenciye göre dizayn edilmiş bir yeri ailelerle yapamazsınız. Mesela bir koğuşta 6 ranza var. Bir aile karı koca kalıyor, 4 ranza boş. 6 kişilik bir aile bulacaksınız, oraya yerleştireceksiniz… Bu kabul edilebilir ve doğru bir yöntem değil. Tamamen eğitim öğretimi içinden çıkılmaz bir hale sokmak için bunu yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

‘10 deprem bölgesinden üniversiteyi kazanmış farklı illerde olan öğrencileri de yurtlardan çıkardılar’

İlgili bakanlıklara ve kurumlara soru önergeleri verdiği söyleyen Kaya, hibrit eğitim için barınma sorunun çözülmesine dikkat çekti. Kaya “Bir de toplumun çok dikkat etmediği ve özellikle siyasal iktidarın da dikkate almadığı bir durum var. 10 deprem bölgesinden üniversiteyi kazanmış farklı illerde olan öğrencileri de yurtlardan çıkardılar. Bu çocuklar annesini babasını kardeşini kaybetmiş, memleketinde evi yıkılmış; hem eğitim öğretimden oluyorlar hem de barındıkları yurtlardan atıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil, gerçekten akıl zoru bir iş” dedi.

‘Bu hatadan kısa bir sürede dönülmesi gerekir, depremin yıkımını tüm Türkiye’ye yayıyorsunuz’

Kaya “Zaten hepi topu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 850 bin. Hakkari’den Karabük hattına kadar zaten hiçbir depremzede gitmiyor. Doğu Anadolu bölgesine zaten depremzede gitmiyor. Depremzedelerin gittiği yerler zaten Mersin, Antalya, Muğla, İzmir, İstanbul, Eskişehir, Ankara. Buradaki KYK yurtlarının kapasitesini zaten topladığınızda 200 bine bile ulaşmıyor. 200 bin depremzedeyi her koşulda 85 milyon dayanışma duygusuyla barındırır. Yurtların bu gerekçeyle boşaltılması tamamen art niyetli bir uygulamadır. Üniversite rektörleri suskunluklarını bozmalı. Bugün konuşmayacak üniversite rektörü, eğitim politikalar kurulu ne zaman konuşacak? Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanı Bakanı sessiz. Ama konuşmaması ve müdahil olması gereken farklı kurumlar ileri geri konuşuyor. Bence bu hatadan çok kısa bir sürede dönülmesi lazım. Eğer dönülmezse gerçekten Türkiye’nin psikolojisi bozulacak. Çünkü depremin yıkımını, tahribatını siz Türkiye’nin bütününe yayıyorsunuz” diye konuştu ve ekledi:

‘Sadece öğrencilerin protesto etmesi yetmez, üniversitelerdeki hocalar da sessizliğini bozsun artık’

“Halbuki tüm eğitim bilimciler bu tip doğal afetlerde insanların toplu olarak bir arada bulunması, birbirlerine terapi yöntemleriyle psikolojik durumlarını çözebilmeleri durumunu söylerler. Hocalarla öğrencilerin aynı mekanda bulunması elzemdir. Ama benim duyduğuma göre bazı üniversite rektörleri ‘senatoları toplamayın, hibrit eğitime geçme kararı almayın’ diye tehdit ediliyormuş. Artık üniversite rektörleri gerçekten eğitimci olarak buna koltuklarını kaybetme pahasına müdahale etmeliler. Üniversitelerdeki hocalar da sessizliğini bozsun artık, yeter. Sadece öğrencinin açıklama yapması, protesto etmesi yetmez. Çünkü deprem kuşağında olan hiçbir yerde zaten doğru düzgün iletişim hattı yok, internet doğru düzgün çalışmıyor. Uzaktan eğitim olmaz, uzaktan öğretimi bile yapacak olanaklardan yoksun öğrencilerimiz. Bir an önce eğitim öğretime tüm birimlerde dönülmesi gerekir.”

‘Kapalı bir mekan, hoca ve öğrenci olacak; eğitim bu demek’

Prof. Dr. Akbulut ise yüz yüze eğitimin uzaktan eğitimle mukayese bile edilemeyeceğini söyleyerek “Pandemi vardı buna mecburduk, tüm dünya yaptı ancak zarar verdi. Ama şu anda böyle bir mecburiyet yok. Herhalde çok fazla ölçülüp biçilmeden verilen bir karar, doğru olduğunu da düşünmüyor. Çünkü eğitim milattan önce 3000 yılında yüz yüze bir şekilde Sümerler tarafından başlatıldı. O kadar başarılı bir sistem oldu ki tüm dünyaya buradan yayıldı. Kapalı bir mekan, hoca ve öğrenci olacak; eğitim bu demek. Diğeri başka türlü, bu gibi eğitimleri gazete okuyarak da televizyondan da alabilirsiniz. Bununla formal bir eğitim asla aynı olmaz. Çünkü çocukların gözüne bakıyorsunuz, onlar da sizin gözünüze bakıyor ve hissediyorsunuz. Kavradılar mı yoksa anlamadılar mı; biz bunu sınıfta hissedebiliyoruz. Ama öğrencilerin yüzünü görmeden kavrayıp kavrayamadıklarını anlayamıyorsunuz. Öğrenci de sizi hissediyor, konsantresi bozulduğunda bir bakış atıyorsunuz ve kendini toparlıyor. Ama uzaktan eğitimde dersteyken bir yandan santraç da oynuyor, kamerayı kapatıp arkadaşıyla konuşuyor, hatta sadece dersi açık bırakıp gidip mutfakta yemek yiyor, derste sadece fotoğrafı kalıyor” dedi.

‘Öğrencinin eğitiminin yarısı öğretim üyesinin yüzünü görmeden geçmiş olacak’

“Zaten 1.5 sene bu yaşandı, şimdi bir daha olduğunda öğrencinin eğitiminin yarısı öğretim üyesinin yüzünü görmeden geçmiş olacak” ifadelerini kullanan Akbulut “Böyle eğitim olabilir mi? Bu neden oldu? Yurtlara aile getirmek için. Yurtlara aile getirmek kadar yanlış bir şey olamaz. Tüm üniversitelerin misafirhanesi var, getirin misafirhanemize. Bütün kamu kurumlarının demiryollarının, karayollarının, devlet su işlerinin, valiliklerin, kaymakamlıkların hepsinin misafirhanesi var. Bu misafirhanelere koyarsınız yetmediyse, o zaman oteller var her yerde. Bu otellere yerleştirirsiniz, parasını ödersiniz” diye konuştu.

‘Maalesef bazı yeni kurulan üniversitelerde hoca olmadığı için eğitim kalitesi son derece düştü, yarı eğitimli insanlar ülke ekonomisine zarar verir’

Üniversite sayılarının artmasının kalite düşüklüğüne sebep olduğunu vurgulayan Akbulut “Maalesef bazı yeni kurulan üniversitelerde hoca olmadığı için eğitim kalitesi son derece düştü. Siz bunu bir de internete koyduğunuz zaman bu insanlara artık üniversite mezunu demek insanın içinden gelmez. O kadar kopuklar ki bilgiden çünkü hoca yok. Var olan hocayla çocuk hiç olmazsa yüz yüze gelip bir şeyler öğreniyordu. Biz öğrencilerle teneffüste sohbet ediyoruz, odamız açık. Ama uzaktan eğitim olunca çocuk çekiniyor. Ben hiç hatırlamıyorum, uzaktan eğitim verdiğimde hiçbir öğrencinin bana dersten sonra soru sorduğunu” dedi ve sözlerine son verdi:
“Ortalama eğitim düzeyini 1 yıl artırmak milli geliri yüzde 10 artırır. Ama kaliteli eğitimden bahsediyoruz. Eğitim diye yarım yamalak bir şey verdiğiniz zaman bu yarar yerine zarar getirir. Yarı eğitimli insanlar ülke ekonomisine zarar getirir.”
Yorum yaz