YOLCU YOLUNDA GEREK

Uzman Klinik Psikolog Çelenoğlu: Kitlesel travma yaşıyoruz

Radyo Sputnik’te Enver Aysever’le Yolcu Yolunda Gerek programında, Kahramanmaraş merkezli ve 10 şehri etkilen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki deprem sonrasında toplumun psikolojisinin nasıl etkilendiği gündeme alındı. Programda ayrıca, deprem sonrasında yıkılan binalarla ilgili yargılamamalara ilişkin de uyarılarda bulunuldu.
Sitede oku
Radyo Sputnik’te Enver Aysever’le Yolcu Yolunda Gerek programının konukları Uzman Klinik Psikolog Aysu Çelenoğlu, Hukukçu Dr. Neval Oğan Balkız, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan oldu.

Aysu Çelenoğlu: ‘En baskın duygular çaresizlik ve suçluluk’

Psikolog Aysu Çelenoğlu, sadece depremi yaşayanların değil, depremi uzaktan takip edenlerin de etkilendiğini söyledi. Çelenoğlu’na göre en baskın duygular çaresizlik ve suçluluk. Buna psikolojide ‘kitlesel travma’ denildiğini söyleyen Çelenoğlu, ‘Kitlesel travmada bir çaresizlik vardır ve yaşanan acı katlanarak artar’ ifadelerini kullandı:
‘Sadece deprem bölgesinde, depreme maruz kalan kişiler değil, bunu izleyerek maruz kalan kişiler de etkilendi. Çünkü çok iç acıtan bir tablo var. En baskın duygunun çaresizlik ve suçluluk olduğunu görüyorum. Bunu kitlesel travma olarak nitelendiriyoruz. Burada bir çaresizlik vardır ve yaşanan acı katlanarak artar. Depremin 12’nci gününde bu haberleri hepimiz takip ediyoruz. Tekrar tekrar maruz kalınca kaygı da artıyor. Psikolojik olarak herkesin derinden etkilendiği bir süreçten geçiyoruz.’
Kaygı ile korkunun farklı olduğunu söyleyen Çelenoğlu, ‘Deprem anında hissettiğiniz şey korkudur, ‘ya deprem olursa’ düşüncesi ise kaygı’ diyerek aradaki farka dikkat çekti.

Neval Oğan Balkız: Olası kastla adam öldürme suçu bu, hepsi sorumlu

Yayının bir sonraki konuğu Hukukçu Dr. Neval Oğan Balkız oldu. Balkız, insan ihmaliyle bir doğa olayının felakete dönüştüğünü söyledi. Mühendisten müteahhite, izin alandan izin verene, yapı-denetim şirketlerinden belediyelere kadar herkesin müteselsilen suçlu olduğu görüşünü savunan Balkız’a göre; ceza hukukunda bunun adı kastla adam öldürme suçuna giriyor:
‘İmar hukuku Türkiye’de en teferruatlı düzenlenmiş, yönetmelik ve kanunlarla işleyişi en ince ayrıntısına kadar detaylandırılmış ender hukuk alanlarından biri. Burada bir muamma yok, asıl sorumlunun kim olduğu ortada. 99 yönetmeliğinden sonra çok büyük yapılar şu anda en hasar görenler. Bu yönetmeliğe uygun olduğu iddia edilen yapıların hepsi; Anemon Oteli gibi, şehir hastanesi, stadyum, havaalanı gibi… Ancak şöyle bir durum daha var; örneğin Armutlu, Samandağ, Narlıca, Reyhanlı yolu gibi yerlerde yıkım çok fazla. Asi Nehri, Amanos Dağları’na paralel olarak akar ve Samandağ’a dökülür. Nehir havzasına yakın olan tüm binalar yıkıldı. Baktığımız zaman yapı hukukunda öncelikle sorumlu sadece yapı-denetim firması değildir. Projesini hazırlayan mühendisten başlayarak, ilgili izinleri alan ve verenler, bunun bitiminde yapı-denetim şirketleri -ki bunlar özel şirketler-… Aziz Nesin’in dediği gibi ‘Sorumluluğu ve suçu dağıttığınızda ortada suçlu kalmaz’. Karşımızdaki gerçeklik şu; ben mühendis olarak suçlu değilim, ben yapı ruhsatını veren belediye olarak suçlu değilim, daha sonra iskan iznini veren belediye yapı imar denetim olarak suçlu değilim gibi kendisini hukuken suçsuz göstermeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bunların hepsi müteselsilen sorumlular ve karşımızda olası kastla adam öldürme suçu var. Ceza hukuku bunu tamamen bu şekilde tanımlar.’

Kemal Okuyan: Bu depremden en büyük darbeyi yoksullar aldı

Programa deprem bölgesindeki organizasyonlarıyla dikkat çeken Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan da katıldı. Okuyan, deprem sürecinde toplumdaki ideolojik dengelerin alt üst olduğuna dikkat çekerek ‘Bu insanlarla TKP arasında bir duygu bağı ortaya çıktı. Bunu biz bir siyasal bilince ve enerjiye elbette dökmek isteriz. Bunu bir daha bunlar yaşanmasın diye isteriz’ dedi ve şöyle konuştu:
‘TKP belki bugünün partisi gibi görünmüyor ama biz bu ülkeyi yönetmeye talip bir partiyiz. Beğenmediğimiz, değişmesini istediğimiz bir sistem var. Bunu yapabilmemiz için Türkiye’deki mevcut ideolojik dengeleri değiştirmemiz gerekiyor. Türkiye’de milliyetçi, liberal, sosyal demokrat kesimlere inanmış kesimler olabilir. Ama biz bu kesimlerin içinde varlığımızla, yaptıklarımızla, iddialarımızla bir değişim gerçekleştirmek zorundayız. Ne yazık ki deprem gibi hepimizde çok derin acılara yol açan bir olay; komünistlerin bu ülkedeki hem varlığını hem de mevcut ideolojilerde ciddi alt üst oluşlara neden oldu. Keşke deprem olmasaydı ve biz bunu başka bir şekilde becerebilseydik. Biz şaşırmıyoruz. Türkiye’de sağcı partilere inanan insanların her birisinin bu düzene içtenlikle sahip çıktığını düşünmüyorduk. Özellikle yoksul insanların önünde sonunda gerçeği göreceğine dair bir inancımız vardı. Bu depremden en büyük darbeyi yoksullar aldı. Evleri çürük, onlara yardım ulaşamadı… Bu insanlarla TKP arasında bir duygu bağı ortaya çıktı. Bunu biz bir siyasal bilince ve enerjiye elbette dökmek isteriz. Bunu bir daha bunlar yaşanmasın diye isteriz. İnsanlarla dayanışma içine girerken herhangi bir siyasi hesap yapmıyoruz ama yarın başka bir deprem olursa yine enkaz altında insan mı arayacağızı düşünmemiz gerekir. İnsanlarımız öldü, kentlerimiz yıkıldı, anılarımız yitirildi. Bunların bir daha yaşanmaması için; bu ülkeyi devletçi ve planlı bir ekonomiyle ayağa kaldırabiliriz diyoruz.’
Yorum yaz