YOLCU YOLUNDA GEREK

Hediye Levent: Esad, Türkiye’deki muhalefet yerine Erdoğan’ı tercih etti

Radyo Sputnik’te Enver Aysever ile Yolcu Yolunda Gerek programının gündemi medyanın geldiği durum, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Türkiye-Suriye ilişkileri oldu.
Sitede oku
Enver Aysever’in Yolcu Yolunda Gerek programının konukları, gazeteciler Ünsal Ünlü, Sedat Bozkurt, Hediye Levent ve Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve Dışişleri eski Bakanı Şükrü Sina Gürel oldu.

Şükrü Sina Güler: İlk aday tercihimiz Mansur Yavaş

Zafer Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve Dışişleri eski Bakanı Şükrü Sina Gürel, “Genel başkanımız tabii ki adaylığa en yakın konumda olan kişidir. Bunu hep beraber divanımızda, genel idare kurulumuzda konuşur karara bağlarız. Ama ilk tercihimiz tabii ki genel başkanın açıkladığı gibi Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesidir. Ama bu mümkün olmazsa biz tabii ki kendi adayımızı çıkarırız” değerlendirmesinde bulundu.
Devlet Bahçeli’nin Zafer Partisi’ne yönelik ‘ajan’ suçlamasına da yanıt veren Gürel şöyle devam etti:
‘Sayın Bahçeli’yle uzunca bir süre aynı kabinede görev yaptım. Kendisiyle uyumlu bir çalışmamız oldu geçmişte. Fakat tabii koalisyonun son döneminde çok büyük bir hata yaptı ve bilmiyorum niye yaptı ama adeta bir döneme son vermek istercesine bizi erken seçime doğru götürdü. O zaman da kendisine söylenmişti; gerekirse sorumluluğu siz alın ve başbakan olun denmişti. Daha sonra da bu galiba başkaları tarafından 2015 seçimlerinden sonra söylendi ama tıpkı son dönemde yaptığı gibi bu sorumluluğu almak istemedi. Sorumluluk yüklenmek, siyaset yapıyorsanız, asıl amacınız olmalı. Bu sorumluluktan neden kaçtı bilmiyorum. Son dönemde Zafer Partisi’ne ve Genel Başkanım Ümit Özdağ’a söyledikleri de son derece yakışıksız. Kendisine yakışmıyor. Ümit Özdağ’ın verdiği cevap dışında kendisine söyleyecek bir şey bulamıyorum.’

Hediye Levent: BAE, Türkiye, Suriye ve Rusya dışişleri bakanları görüşebilir

Türkiye-Suriye ilişkilerini değerlendiren Gazeteci Hediye Levent, “Şam’ın Türkiye’ye iki temel şartı var; birincisi Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesi, ikincisi de Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin desteklediği silahlı gruplara verdiği desteği kesmesi şeklinde. Ancak bu şartlarla ilgili de Şam’a yakın basına yansıyan haberlere göre küçük de olsa ilerleme sağlanmış. Önceki hafta Şam’da yayın yapan El-Vatan gazetesi, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinden çekilmeyi kabul ettiğini yazdı. Zaten hemen ardından Türkiye-Suriye-Rusya dışişleri bakanlarının Moskova’da bir görüşmesi söz konusu oldu. Şimdi ikinci aşamaya geçilmesi konuşuluyor. Hatta yarın Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye, Suriye ve Rusya dışişleri bakanlarının görüşebileceği iddiaları var Arap basınında” ifadelerini kullandı.

'Şam, Türkiye muhalefeti yerine Erdoğan’la uzlaşma noktasına gelmek üzere'

Erdoğan’ın randevu istediği ama Esad’ın vermediği iddialarının Suriye basınında yer almadığını söyleyen Levent şöyle devam etti:
‘Daha çok Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birtakım gelişmeler sağlanmadan görüşmesinin gereksiz olduğunu düşündüğüne dair haberler ve analizler var. Önce aramızdaki çok büyük meselelerle ilgili ‘uzlaşabiliriz’ noktasında da olsa bir asgari düzeyde anlaşalım, sonra fotoğraf da veririz el de sıkışırız modunda Şam.
Farklı kesimler bunu kişiselleştirilmiş bir mesele olarak görüyor. Esad, Erdoğan’dan intikam aldığı için görüşmeye ayak diriyor şeklinde yorumlayanlar var. Ancak Şam’a yakın kalemlerin analizlerine bakacak olursak, aksine, Türkiye’deki muhalefetin Suriye başta olmak üzere dış politikasının çok belirsiz olması sebebiyle Şam, Erdoğan’la uzlaşırsak belki daha iyi bile olabilir noktasına gelmek üzere.’

Ünsal Ünlü: Tekmeyi yiyince demokrat oluyorlar

Gazeteci Ünsal Ünlü, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde medyanın hâlini anlattı. Geleneksel medyayla ilgili “Orada gördüğüm tek şey utanç” diyen Ünlü, “Çok demokrat insanlar var ama tekmeyi yiyince demokrat oluyorlar” diyerek isim vermeden bazı gazetecileri de eleştirdi.
Ünlü şöyle konuştu:
‘Türkçe çok güzel, çok kullanışlı bir dil. Ben de hayatımı 40 küsür senedir Türkçe konuşarak kazanıyorum. Bu dile, öğrendikçe daha çok aşık oluyorum. Bizde çok güzel bir Anadolu deyişi vardır; hâlimiz itten beter keyfimiz paşada yok. Yaşadığımız ortamı bu kadar şık anlatabilecek başka bir söz bilmiyorum ben. Yayın yapacak mecra, geleneksel medya o kadar daraldı ki artık… Orada yapılan işler çok tuhaf. Şu anda gördüğüm tek şey utanç. İçinde olmamak değil, içinde olmak son derece sıkıntılı bir durum. Çok demokrat insanlar var ama tekmeyi yiyince demokrat oluyorlar. O kanallardan şutlanıyorlar acayip demokrat oluyorlar. Bir anda demokrasi geliyor aklına. Özgürlükçü oluyor, eleştirmeye başlıyor… Maaşını alırken tıkır tıkır hiç sıkıntı yok yalnız. Alternatif medya hikâyesi, ben öyle demeyi seviyorum ama yeni ana akım medya biz olduk, orada yaptığımız işle en azından bu mesleğin hiç değilse gördüğümüz, bildiğimiz, öğrenebildiğimiz bayrağını düşürmemeye çalışıyoruz.’

Sedat Bozkurt: Bir basın kuruluşu için kriterim orada sendikal örgütlenme olup olmadığı

Gazeteci Sedat Bozkurt da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle Türkiye’deki medyada emek mücadelesine değindi. Evrensel gazetecilik ilkelerine uygun gazetecilik yapılamadığını söyleyen Bozkurt, sendikalaşmanın önemine de değindi.
Bozkurt şöyle konuştu:
‘Çok kötü durumumuz. Bir tarafı ben kategorik olarak ayırıyorum; havuz medyasını. Bizzat mülkiyetine iktidarın sahip olduğu medyayı. Orayı gazetecilik açısından eleştirmem çünkü orada gazetecilik yapılmıyor. Eleştirirsem orayı meşrulaştırırım. Orayı komple kategorik olarak eliyorum. Öbür tarafta durum daha vahim. Evrensel ilkelere uygun, emeğe saygılı bir gazetecilik yapılabiliyor mu burada? Orası tartışmalı. Kriterim şurada; sendikal örgütlenme var mı örneğin? Çünkü bu ülkede basın özgürlüğünün önüne engel getirildiği zaman ilk karşı çıkan kurumlar sendikalardır. Türkiye Gazeteciler Sendikası ve DİSK Basın-İş. Onlar, basın özgürlüğüne sahip çıkmak için tüm baskılara karşı direnirken kurumsal olarak neden o sendikaları kuruma almıyorsun? Yabancı yayın kuruluşları -Reuters, BBC, Voice of America- toplu iş sözleşmesi imzaladı. Cumhuriyet sancılı oldu ama toplu iş sözleşmesi imzaladı. Siz niye sendikalı olmuyorsunuz? Bugünü Çalışan Gazeteciler Günü olarak anmamızın kökeninde de mesleki örgütlenmenin elde ettiği bir kazanım söz konusu. Bunları kaybetmek üzereyiz.’
Yorum yaz