EKSEN

'Çok kutupluluğu duraklatmak amacıyla başka savaşlar çıkarırlarsa, dünya çekilmez bir yer olacak'

Prof. Köni’ye göre dünya çoklu krizden geçiyor. Ukrayna çatışması ile Avrupa'yı bağlayan ABD'nin aynı anda iki büyük gücü karşısına almamaktan vazgeçtiğini söyleyen Köni, "Çok kutupluluğu duraklatmak için başka savaşlar çıkarırlarsa dünya çekilmez olur" dedi. Köni, Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı olsa da ABD'nin sonradan bedel ödettiğine dikkat çekti.
Sitede oku
2022 yılı dünyanın, küresel Kovid-19 pandemisinden neredeyse tamamen çıkıp Ukrayna çatışması eşliğinde gıda krizi, tedarik zincirlerindeki sorunlarla sarsıldığı yıl oldu. ABD yönetiminin BM onaylı Minsk anlaşmalarını çöpe atması, Rusya Federasyonu'nun Aralık 2021'de hem ABD hem de NATO'ya güvenlik mimarisi önerilerini reddetmesinin tetiklediği çatışma, küresel hizalanışta değişiklikler yarattı. Biden yönetimi AB ile koordinasyon halinde bir yandan Moskova'yı hedef tahtasına oturturken, diğer yandan da Çin Halk Cumhuriyeti'yle özellikle Tayvan üzerinden bilek güreşine tutuştu. Washington'ın 'büyük güç mücadelesi' politikaları, 2022'de Rusya ile Çin'in stratejik ortaklığının pekişmesinde rol oynamış görünüyor.
Türk dış politikasında ise İsrail'den Mısır ve Körfez ülkelerine yönelik yeni adımların atılmasına tanıklık edilirken sene sonunda Suriye yönetimi ile 11 yıl sonra savunma bakanlarının Rusya arabuluculuğunda Moskova'da bir araya gelmesi dikkatleri çekti.
2022'de uluslararası gelişmeler ve küresel siyasetin görünümü ile Türk dış politikasına yansımaları Prof. Hasan Köni ile konuştuk.

'Çoklu kriz yaşanıyor'

Prof. Hasan Köni'ye göre, küresel sistemde tedarik zincirlerinden gıdaya pek çok alanda birbiriyle bağlantılı çoklu kriz yaşanıyor. ABD'nin Avrupa üzerindeki tahakkümü nedeniyle Ukrayna çatışmasının sona ermesini istemediğini dile getiren Köni, diğer yandan da Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin öncülüğünde Avrasya'nın yaratacağı büyük ekonomik potansiyelden çekinildiğini vurguladı.
“Biz buna çoklu kriz diyoruz. Maalesef krizler birbirine bağlı, biri çözülmezse öbürü de çözülmüyor tarzında gidiyor. Mesela Ukrayna-Rusya çatışmalar. Amerika bu savaşın bitmesini istemiyor. Sebebi, Avrupa’yı olduğu gibi kendisine bağlı tutmak. Öbür türlü iki okyanusun ortasında yalnız kalacak. Avrasya birleşirse büyük bir ekonomik boyut ortaya çıkıyor, 350 milyon kadar. Amerika kıtası bunu kolay kolay kabul edemiyor. Trump’a karşı da ‘Bak biz neler yapıyoruz’ diye içeride bir gösteri yapmak zorundalar. Peşinden gıda krizi var, devam ediyor. Az gelişmiş ve gelişmekte olan orta boyutlu ülkelerde var. Bu Ukrayna savaşıyla ilgili değil, onun da dışında arz zincirlerinin bozulması, üretimdeki düşüş ve pahalılıkla ilgili. Devam eden olaylardan biri de, Türkiye dahil küçük ve orta boy ülkelerde büyük bir borç sorunu. İlk 3 ayda 229 trilyon dolar borç var. Amerika’nın da borcu var ama ödemese de oluyor, ondan zorla alacak bir kimse yok, ceza verilmedikçe istediğinizi yaparsınız."

'Elitleri herhalde ikna ediyorlar, ekonomik olarak Amerika’ya bağlı oldukları için...'

Amerikan stratejisinin bütün analizinin iki büyük gücü karşılarına almamak üzerinden kurgulanmasına karşın küresel çapta pek çok kriz eşliğinde tam aksi gelişmelere tanıklık edildiğine dikkat çeken Köni, Avrupa'nın elitlerinin de aslında yaşananların farkında olduklarıı ancak ABD'ye bağımlılıkları doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı:
"Çin, Amerika, Tayvan boyutu var. Ders anlatırken stratejik araştırmalar yapıyoruz. Amerikan stratejistlerinin bütün analizi, ‘Bizler iki büyük gücü karşımıza almamalıyız’. Birdenbire Tayvan üzerinden Çin’e yüklenmeye başladılar. Acaba kararları kim veriyor? Pentagon böyle bir boyut mu ortaya çıkarmak istiyor? Maalesef büyük stratejistlerin söylediği ve koptukları olay oldu. Rusya-Çin yakınlaşması boyutu oluyor. İklim değişikliği sorunu var, devam edecek. Savaşa gidildiği için iklim değişikliği konusunda bir şey söyleyemiyorlar. Yeni enerjiler bulundu gibi son zamanlarda haberler var. Fakat bunları ne zaman kullanacağız? Herkes öldükten sonra... Mesela füzyon enerjisi bulundu, peki kullanımı ne zaman? Peşinden İran’daki gelişmeler, kadın konusu öne çıktı. Batılıların katastrofik riskler içinde saydıkları bir nükleer savaş çıkabilir mi? Çünkü Avrupa’da savaş beklemiyorlardı. Avrupalıları ‘Rusya, İsveç’e girer’ diye nasıl inandırdılar? Böyle bir şey yok. Elitleri herhalde ikna ediyorlar, ekonomik olarak Amerika’ya bağlı oldukları için buradan normal analizciler bunu görebiliyoruz da büyük istihbarat servisleri olan Batılılar, Rusya’nın buraya gelemeyeceğini görmüyorlar mı? Demek ki büyük şirket sistemleri olarak Amerika’ya bağlılar. Kamuoyunu ikna etmek de çok basit. O şekilde bir gelişme boyutu oluyor.”

'Çok kutupluluğu duraklatmak amacıyla daha başka savaşlar çıkarırlarsa, dünya çekilmez bir yer olacak'

Diğer yandan Köni dünya düzeninin giderek çok kutupluluğa kaymasının önlenememesine atıfta bulundu. ABD'nin tesis ettiği ekonomik yapıya karşın Asya'dan Arap ülkelerine uzanan ülkelerin sadece ABD'ye çalışan sistemi artık kabullenmek istemediklerini belirten Köni, bu üreci duraklatmak için yeni savaş çıkarılması riskine dikkat çekti:

“Çok kutupluluk geliyor, yeni bir dönem başlıyor. Amerika ilk başlarda kutupları oluştururken ekonomik boyutta oluşturdu. Önce IMF ve Dünya Bankası ve harcamalar birliği gibi şeyler kuruldu. Üzerine BM, NATO ortaya çıktı. Ekonomik yapıyı, kendi geliştirdiği sistemi bu yapı üzerinden götürdü. Birçok cezalandırma bu ekonomik yapı üzerinden oluyor. Bizde de ilk Trump zamanında Türkiye'ye ‘Aptal olmayın’ gibi mektuplar gönderildi, sonrasında ekonomik boyutta sarsıntı devam etti. Ülkeler kendi paralarını kullanmaya çalışıyor. Asya’dan başlayarak yavaş yavaş Arap ülkeleri de sistem içine girmeye başladı. Çünkü devamlı Amerika’daki 150 milyona çalışan bir sistem bu, bunu kabul etmiyorlar. Bıraksa Almanya ve Fransa da Çin ve Asya ile yakın ilişki kurmak istiyor. Üretimlerini, 4 milyar tüketicinin bulunduğu Asya’ya satacaklar. Araplara satacaklar, ‘Hayır Amerikan malı alacaksınız’ diyorlar. Amerika yeni enflasyonu azaltma politikaları çıkarttı; ‘Çin ve Rusya’ya satmayacaksın, sadece Amerika’dan alacaksın’. Afrika’da da çok başarılı olmayan Fransa, ‘Biz malımızı kime satacağız?’ dedi. Böylece yavaş yavaş bloklarda bir çözülme, yani yeni bir düzen oluşmaya başlıyor. Bu da çok rahatsız edici bulunuyor. Hızlı para dolaşım sistemlerinin değişmesi... Türkiye bile parasıyla ödemesi nedeniyle bu gelişecek. Ama bunu duraklatmak amacıyla daha başka savaşlar çıkarırlarsa, -bundan sonra da Asya-Pasifik’te bekliyoruz- dünya çekilmez bir yer olacak ve sorunlar devam edecek. Mesela Kovid devam ediyor, göç devam ediyor. Meksikalılar, Latinler toplu halde Amerika’ya göç ediyor.”

'Batı’nın Türkiye’ye ihtiyacı var ama...'

Prof. Köni, Ukrayna savaşı devam ettiği sürece Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı olduğu görüşünde. Türkiye'nin de Batı ve Rusya arasında bir denge tutturarak yol almaya çalıştığını belirten Köni, giderek derinleşen ekonomik sorunların ve sığınmacı meselesinin Türk dış politikasındaki bir dizi başlığa etkilerine dikkat çekti:
“Batı’nın savaş devam ettiği müddetçe bize ihtiyacı var. Çünkü Putin’e laf söyleyebilen birileri var burada, ona bir şeyler aktarılıyor, o da bir NATO ülkesini yanına çekerek faaliyet yapabiliyor. Bu seri kondüktör denen yarı iletkenler Türkiye üzerinden giriyor, çıkıyor. Karadeniz bölgesinde Türkiye zaten barışı sağlamıştı. NATO’nun Karadeniz’e gelmesine gerek de yoktu ama Amerika’nın politikaları... Bu denge içinde Türkiye birtakım çözümlere gidiyor. Trump’ın boş bıraktığı alanda çok önemli çıkışlar yaptı, belki de kendi boyutunu aşarak yaptı. Öyle değil diyorlar ama 1947’den adalarda bir şeyler oluyor; Mavi Vatan, kıta sahanlığı... 2005’te siz Kıbrıs’ı veriyordunuz, Yunanlılar ile Batı destekli büyük kapışma boyutuydu. Diğer ülkelerle barış içinde olmadan bu olay çözülemeyecek. Mısır’da Sisi ile el sıkıştılar. Suriye’de hem olay devam ediyor hem göç. Kısa süre Macaristan’a gittik, nüfus 3 milyon. Bizi dolaştıran kişi ‘Bu Avrupa’nın kalabalık bir ülkesidir. Bizim şehir 2 milyona yakın’ dedi. ‘Bizim Kadıköy çevre o kadar’ dedim. Macar nüfusu kadar Türkiye’ye yerleşmiş. Bir Norveç, İsveç nüfusu kadar. Şimdi bunları çözmezse bir de ekonomik boyutlar var. Ekonomik boyut da ulusal sorunları çözmede önemli bir boyut oynuyor. O açıdan belli bir yumuşama boyutuna gidiliyor."

'Amerikan politikasını biliyorsam sonraki fiyatları bilemiyorum, sonradan fiyatlandırdılar'

Köni, Türkiye'nin Suriye meselesini çözmek ihtiyacına atıfta bulunurken, İsrail'in bölgeden İran çıkmadan rahat edemeyeceğini, İdlib'deki aşırı uçların da büyük zorluk yaratacağına dikkat çekti. Köni, aniden çözülmeyecek bu meselede en azından adım atıldığını dile getirirken, ABD politikalarının maliyetleri sonradan Türkiye'nin önüne koyduğunu da anımsattı:
"İsrail baskısında olan Amerika ses çıkarmasa bile uzun dönemde kendi çıkarına olmayan olayın fiyatını ödetir. 2003’te (Irak'ta) çıkarma yapamadılar ve ‘Çok bastırmadınız, gemilerimiz yollarda kaldı, asker çıkartamadık’ dediler. 4 sene sonra bütün askeriyeyi parçaladılar. Böyle bir çözülme yoluna gidebilir. Ama Amerikan politikasını biliyorsam sonraki fiyatları bilemiyorum. Sonradan fiyatlandırdılar. Bütün bunları Türkiye çözmek zorunda, seçim de yaklaşıyor. Bu uzun müddet devam edemez. Suriye'de İran çıkmadan İsrail rahat edemez. İdlib’deki 2.5 milyona kadar aşırı uçları, yetiştirdikleri ÖSO’yu nereye koyacaklar? Bütün bunlar birdenbire çözülecek sorunlar değil ama ilk adım atıldı. Belki seçim öncesi gösteri tarzında ‘Çözüyoruz olayları’ diyebilirler. Çünkü askerlerini birdenbire çekip çekemeyeceğini bilemiyoruz. Yunanistan konusunda bir korkum yok. Amerika ve Avrupa’nın desteklediği bir ülke sadece edebiyat olarak konuşmalar yapabilir. Onun dışında bir tavır alabileceğini zannetmiyorum.”
Yorum yaz