GÖRÜŞ

ABD ve Kanada’dan ‘askeri müdahale’: Latin Amerika’da yeni hedef Haiti mi?

Haiti’de gerçekleşen protestolarla birlikte, göreve gelmesi üzerinde şaibeler bulunan Devlet Başkanı Ariel Henry’nin BM çağrısının ardından ‘müdahale’ isteğine ilk cevap veren ülkeler, aynı zamanda ülke içerisinde değerli madenlerin varlığı tespit eden ABD ve Kanada oldu. Söz konusu gelişmeleri gazeteci Çağlar Tekin değerlendirdi.
Sitede oku
ABD ‘arka bahçesi’ Latin Amerika ülkelerine bir müdahale daha gerçekleştiriyor. Bolivya’dan Venezuela’ya, Nikaragua’dan Guatemala’ya bölgedeki neredeyse her ülkede darbeler, saldırılar ve müdahaleler gerçekleştiren ABD’nin yeni hedefi ise Haiti. Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Haiti’de gerçekleştirilen mevcut hükümeti protesto eden gösteriler, ülkenin Devlet Başkanı Ariel Henry'in BM’nin ‘askeri müdahalesini resmen talep etmesi’ üzerine şiddetlendi. Gösterilerin temelinde Haitililerin, kötüleşen ekonomik koşullar ve enflasyon sebebiyle temel ihtiyaç ve hizmetlere erişememesine karşı 22 Ağustos’tan bu yana başkent Port-au-Prince’de protesto gösterileri düzenlemesi yatıyor. “ABD problemdir, çözüm olamaz” sloganları ile sokaklara çıkan binlerce kişi, ülkelerinin ‘yabancı kuvvetler tarafından işgal edilmek istenildiğini’ ve uluslararası toplumun ‘Haiti'nin iç işlerine müdahale ettiğini’ düşünüyor.

Halkın seçtiği başbakanın suikaste uğramasıyla ‘şaibeli’ Başkan Henry başa geçti

2021’de Haiti’nin mevcut lideri Jovenel Moise’ın bir suikaste kurban gitmesi üzerine koltuğa oturan Henry’nin, Biden yönetiminin Haiti'deki eski Özel Temsilcisi Daniel Foote’un istifa mektubunda Moise’ın suikastinde parmağı olduğuna da işaret ediyordu. Diğer yandan Henry ise, suikastının zanlısı olarak kendisine suçlamada bulunan başsavcıyı görevden alarak ülkede yeni bir siyasi krize neden oldu. Daha sonra Florida merkezli bir güvenlik firması tarafından düzenlendiği söylenen ve Kolombiyalı paralı askerler tarafından gerçekleştirilen suikastın Pentagon bağlantıları ortaya çıktı. Basına yansıyan haberlere göre Kolombiyalı paralı askerlerin eğitimleri hem ABD'de hem de Kolombiya'da gerçekleştirilmişti. Pentagon bu bilgileri onaylarken askerlerin ne zaman ve ne şekilde eğitildiğini açıklamadı. Ülkede süren protestolarda görevi ‘şaibeli’ bulunan Henry'nin de istifası da isteniyor.

ABD ve Kanada’dan ‘askeri müdahale’: Rusya ve Çin karşı çıktı

Henry’nin BM’ye yaptığı çağrının ardından bu ‘müdahale’ isteğine ilk dönüş yapan ülke ABD oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, gösterilere katılan Haitili halkı suç grupları olarak nitelendirerek, ‘tehdit edilen güvenliğin sağlanmasına yönelik Henry’nin yardım talebini’ geri çevirmeyeceklerini açıkladı. ABD merkezli Washington Post’un 11 Ekim’de ‘Haiti'ye müdahale edin ve demokrasi için bastırın’ şeklinde konuyu manşetinine taşımasının beraberinde, 16 Ekim’de ABD ve Kanada askeri uçaklarının Pentagon gözetiminde Haiti’ye inmesi kısa sürmedi. ABD ve Kanada’nın ortak açıklamasına göre, ülkeye taktik ve zırhlı araçlar da dahil olmak üzere güvenlik teçhizatları ve ‘açıklanmayan ekipmanlar’ sevk edildi.
Konu daha BM’de oylamaya sunulmadan iki ülkenin harekete geçmesine karşı çıkan Çin’in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang, yabancı bir gücün Haiti halkı tarafından hoş karşılanıp karşılanmayacağını sorguladı. Rusya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Dmitriy Polyanskiy de yabancı bir gücün halk direnişiyle karşılaşacağı endişesini dile getirerek geçmişte BM’nin Haiti’ye yaptığı ‘başarısız müdahaleyi’ hatırlattı. BM Uluslararası Kriz Grubu Direktörü Richard Gowan, iki ülkenin açıklamalarına karşı çıkarak, “Haiti hükümeti bunu talep ederse Çin bunu engelleyemez, Rusya da muhtemelen böyle bir konuda veto hakkını kullanarak itibarını kaybeder” tehdidinde bulundu. Haiti’ye yönelik ‘yaptırımların’ ise bu hafta BM’de oylanması bekleniyor.

Haiti’de değerli madenleri tespit eden de askeri müdahaleyi başlatan da ABD ve Kanada oldu

ABD ve Kanada’nın ‘askeri müdahalesi’ Haiti’de daha önce bulunan önemli miktarda doğal ve değerli taş yataklarını da tekrar gündeme getirdi. 2012 yılında Kanada ve ABD şirketleri tarafından Haiti’de yapılan bir dizi keşif sondajı, altın, bakır ve gümüşü içeren, değeri 20 milyar dolardan fazla olduğu tahmin edilen maden zenginliğini ortaya çıkarmıştı. Bu olay, ülke yüzeyinin yaklaşık yüzde 8'inin yerel çiftçilerden koparılıp ABD ve Kanada şirketlerine verilmesi ile gündeme gelmişti. Haiti aynı zamanda 1915'ten 1934'e kadar ABD'nin 19 yıllık işgali de dahil olmak üzere sayısız istila ve müdahaleye maruz kaldı. ABD’nin işgali döneminde Haiti’de iki büyük isyan meydana geldi ve binlerce Haitili'nin ölümüne sebep oldu. İşkence ve yargısız infazlar da dahil olmak üzere çok sayıda insan hakları ihlali yaşanan işgal döneminde ‘kukla hükümetler’ kurulmuştu.

BM daha önceki müdahalesinde 10 binden fazla Haitili'nin koleradan ölmesine sebep oldu

BM’deki bazı ülkelerin Haiti’ye müdahale etme isteği bir ilk değil. Daha önce de ülkeyi ‘istikrarlı hale getirmek’ için MINUSTAH olarak da bilinen Birleşmiş Milletler İstikrar Misyonu, 2004'ten 2017'ye kadar Haiti'de faaliyette bulundu. Barış ve adaleti desteklemek yerine, BM birliklerinin polisin en yoksul mahalleleri terörize etmesine yardımcı olduğu sonucuna varılan MINUSTAH, 2010’da kolera bulaşmış atıkları ülkenin ana nehrine başaltmasıyla 10 binden fazla kişinin ölümüne neden olmasıyla hatırlanıyor. BM özür dilemese de sayısız toplu davaya rağmen zararlarını onarmayarak kayıtlara geçti. Ayrıca ABD'nin BM Elçisi Linda Thomas-Greenfield’ın, 17 Ekim’de BM Güvenlik Konseyi’nde, müdahalenin nedenlerinden birinin de ülkedeki ‘kolera krizinin ele alınması’ olduğunu söylemesi, MINUSTAH’ın yaptıklarının tekrar gündeme gelmesine sebebiyet verdi. Eski insan hakları avukatı olan Pooja Bhatia da, The Guardian’a verdiği röportajında MINUSTAH için, “Müdahale, Haiti halkının iradesini temsil etmeyen liderleri desteklemek için kullanıldı” ifadelerini aktardı. Son gelişmelerle birlikte Haiti’de yaşananları, ABD’nin Latin Amerika’ya yönelik gerçekleştirdiği ‘operasyonlar’ bağlamında gazeteci Çağlar Tekin Sputnik’e yorumladı.

‘Haiti’nin pek çok problemi var, yaşadıkları depremin de etkisiyle ülke ekonomisi büyük oranda felç olmuş durumda’

Haiti halkının neden gösteriler düzenlediğini anlatan Tekin, “Haiti zaten Latin Amerika kıtasının en yoksul, dünyanın da en yoksul bir kaç ülkesinden biri. Bunun dışında da diğer Latin Amerika ülkelerinin pek çoğu gibi çetesi, adam kaçırma sorunları gibi bir dizi güvenlik sıkıntısı var. Buna ek olarak 2021 yılında yaşadıkları büyük bir deprem var. Depremin de etkisiyle ülke ekonomisi büyük oranda felç olmuş ve durmuş bir durumda. 5 milyon gibi çok yüksek bir nüfusu olmamakla beraber, çok ciddi ve sistematikleşmiş bir ekonomik kriz var. Türkiye’de yaşayan okurlar için biraz garip gelecek ama yüzde 30’a dayanmış bir enflasyonları var. Bu oran katlanılabilir bir enflasyon değil” dedi.

‘Rusya’nın Suriye ve Ukrayna müdahaleleri Batı’ya karşı mücadele etmek isteyen toplumlar, devletler ve örgütler için bir dayanışma kapısı gibi oldu’

ABD’nin niye daha önce Haiti’ye gelmediğine değinen Tekin, “Son dönemde şöyle bir gelişme yaşandı; Rusya’nın Suriye ve Ukrayna’ya müdahaleleri uluslararası alanda Batı’ya karşı mücadele etmek isteyen toplumlar, devletler ve örgütler için bir dayanışma kapısı gibi oldu. Aslında bunun kökeni bir miktar Sovyetler Birliği’nin tarihine de dayanıyor. Çünkü bahsettiğimiz coğrafya da dahil olmak üzere dünyada emperyalizmle sorun yaşayan halklar, ya Bağlantısızlar Hareketi’ne ya da Sovyetler Birliği’ne yakınlaşmayı tercih ederlerdi. Şimdi ise Rusya’nın dünya siyasetine böyle bir dönüşü, insanlarda umut, talep ve beklenti doğurmuş durumda. Zaten Haiti’deki görüntülere de baktığımızda ABD Büyükelçiliği’nin önündeki Rus bayrakları, başlangıçta bölgeyi bilmeyenler için şaşkınlık yaratı. Ama bu sadece Haiti ile de sınırlı değil, şu an dünyanın pek çok noktasında bu tarz eylemlerde Rus bayraklarını görmek mümkün hale gelmeye başladı. Afrika’da da benzer manzaralar var ve bu ülkeler eski Bağlantısızlar Hareketi’nin ülkeleri” şeklinde konuştu ve ekledi:

‘Çift kutupluluğun toplumsal alanda mücadele tarafına yansıması olarak kodlanabilecek bir durum’

“Komünist partilere yakınlar ya da işçi sendikalarının temel bakış açısı bu başlıkta biraz daha Sovyetler Birliği döneminin o emperyalizmden kopuş yaratan, emperyalizmin karşısında duran Rusya algısıyla güçlenmiş oldu. Rusya’nın tekrar dünya siyasetine dönmesi, Suriye’deki cihatçı ve Batı işgaline son vermesi, bunun ardından da Ukrayna’daki neo-Nazi yükselişine müdahil olması bu toplumlarda böyle bir izlenim ve algı yarattı. Aslında bu, çift kutupluluğun toplumsal alanda mücadele tarafına yansıması olarak kodlanabilecek bir durum.”

‘Haitililer yaşadıkları kaostan da kısmen ABD’yi sorumlu tutuyorlar’

2021 senesinde yaşanan depremin büyük ekonomik sorunları getirdiğine vurgu yapan Tekin “Bunun hemen akabinde ülkenin başbakanına yönelik bir suikast oldu, bu da siyasi krizi ekonomik krizle birleşik hale getirdi. Daha sonrasında kurulan hükümet, Haiti'de zaten halihazırda çok zayıf olan sosyal yardımlar kısmında çok ciddi bir kısıtlama sürecine doğru gitti. Buna ek olarak Haiti’nin mevcut yönetiminin bu kararın ardından başlayan toplumsal eylemlere müdahale etme adına uluslararası yardım istemesi, özellikle de ABD’den talep etmesi, ülkede ekstra bir öfke yarattı. Çünkü ülkedeki, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, çeteler gibi başlıklarla ABD’nin kurduğu Batı Amerika örgütlerinin bağlantılı olduğu artık her bir Haitilinin bilincinde ciddi bir yer edinmiş durumda. Bu yaşadıkları kaostan da kısmen ABD’yi sorumlu tutuyorlar. Bununda karşılığı son yaşananlar oldu, aynı zamanda halk tarafından bir işgal olarak algılandı. Zaten o eylemlerin başlangıcındaki slogonlar da ‘İşgale hayır’ şeklinde başladı. Rus bayraklarını gördüğüm ilk yer ABD Büyükelçiliği’nin önü oldu. Bu aslında politik bir cevaptı. Bu daha çok tek başına bir örgütün değil, bir dizi örgütün ve özellikle de sol bloğun edindiği bir tutum dedi.
ABD ve Kanada’nın Haiti’de bulduğu değerli madenler sonrasında askeri operasyon düzenleme kararı aldığı yönünde bir bağlam ortaya çıktığını belirten Tekin, “Başka örneklerle de pekiştirmek gerekirse; 2020 yılında Bolivya’da darbe yapıldığında sol hükümet devrilmiş ve sağ iktidara getirilmişti. Bunu doğrudan ABD yapmıştı. Bu dönemde Elon Musk, Bolivya madenleri için şunu söylemişti, ‘Biz kime istiyorsak darbe yaparız, o ülkenin kaynaklarına ihtiyacımız varsa kesinlikle yaparız’ demişti. Çünkü Bolivya’da lityum iyon pillerin hammaddesi var ve dünyadaki en fazla rezervler de burada. Bolivya’da sol iktidara gelince, daha önce özelleştirilmiş olan bu madenleri kamulaştırdı. Kamulaştırıldığı andan itibaren de yabancı çıkarları sarsıldı ve bu kaynaktan Bolivya halkı faydalanmaya başladı. Musk’ın öfkesi tamamen bununla ilgiliydi ve darbenin arkasındaki olan şeylerden bir tanesi de elbette ki buydu. Türkiye’deki bir okur doğrudan bunu bu şekilde anlamlandırmayabilir. Türkiye’de bu iş biraz daha dolambaçlı yollardan yapılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Latin Amerika’da işler ‘komplo teorisyenliği’ bağlamında yürümüyor, ABD ‘darbe yapacağım’ diyor ve yapıyor’

Tekin, ABD’nin Latin Amerika ülkelerinde Türkiye gibi ‘dolambaçlı yollara’ girilmeden doğrudan bir darbe ile kendi istediklerini getirip yönettirmeye çalıştıklarını dile getirerek şunları aktardı:
“Fakat bu yöntem de Bolivya’da tutunamadı çünkü ABD’nin hegemonya eğitimi ile beraber solun yükselişi bunun önünde bir bariyer kurdu. Zaten Bolivya başta olmak üzere 2010’lu yıllardan sonra tüm Latin Amerika ülkelerinde bir darbe süreci yaşandı ancak bunlar 2015 yılından sonra yeniden terse dönmeye başladı. Biz Haiti’de de bu denklemin bir uzantısını yaşıyoruz. Latin Amerika’da işler bizim bildiğimiz komplo teorisyenliği bağlamında yürümüyor, çok açık ve net yürüyor. ABD ‘Ben sana darbe yapacağım’ diyor ve bir hafta sonra darbe yapıyor. Latin Amerika’da bunun yüzlerce örneğini gördük. Çünkü orası ABD’nin arka bahçesi olarak gördüğü bir coğrafya. Hele ki şu an ne Küba’ya benzeyen bir ülke ne de şu an ABD’nin başlıkları var, mesela Nikaragua’da parlamenter darbe yapmaya çalıştılar ama tutunmadı. ABD, Brezilya’da da doğrudan parlamenter darbe yaptı ve neo-Nazi Bolsenaro’yu getirdi. Ancak buna rağmen tutunamıyor ve muhtemelen önümüzdeki seçimlerde Bolsenaro gidecek. Bolivya’da yaptılar, darbe bir sene içinde tasfiveye oldu. Venezuela'yı defaatle zorladılar, çok darbe girişimde bulundular ama tuturamadılar. Yani Latin Amerika ABD için bizim gibi bir coğrafya değil. O coğrafyaya ‘Bizim arka bahçemiş, kimi istersek getiririz kimi istersek götürürüz. Bunun için de herhangi bir maske veya örtüye ihtiyaç duymayız’ diye bakıyor. Yani komplo teorileri orası için gerçek teoriler.”

‘Haiti halkı için çok çetrefilli ve sancılı bir süreci öngörmek zor değil’

Haiti’nin bundan sonra yaşayabileceği olası süreçleri de değerlendiren Tekin, “Orada doğrudan uluslararası bir destek olmadığı müddetçe, Haiti halkı için çok çetrefilli ve sancılı bir süreci öngörmek zor değil. Çünkü ABD, Latin Amerika’da yaptığı darbelerde ve burada düşmanlarına, rakiplerine karşı kullandığı ‘insan hakları’ gibi kavramları hiçbir biçimde önemsemez. Biz gözümüzün önünde Bağdat örneğini gördük; taş üstünde taş bırakmadılar. Latin Amerika’da da bunun çok daha şiddetlisini yaptılar. 50 yıldan beri Latin halkları zaten böyle yaşıyor. Kolombiya’da milyonları öldürdüler. Sadece kontrgerilla çetelerinin CIA üzerinden beslenmesi için uyuşturucu üzerinden para kazanma adına yaptılar bunu” dedi ve sözlerine şu şekilde son verdi:

‘Afrika’dan Latin Amerika’ya varana kadar ikinci bir kutup ve güç için toplumların bir beklentisi var’

“İnsanların eline Rus bayrağı alıp çıkması süreci, ABD askerlerinin gelişini işgal olarak yorumlaması ve buna itiraz etmesi, dünyanın artık bundan 10 sene önceki dünya olmadığını, çift kutupluluğa gidişin toplumsal mücadeleler alanında da gözlemlenebilir hale geldiğini gösteriyor. Afrika’dan Latin Amerika’ya varana kadar ikinci bir kutup ve güç için toplumların bir beklentisi var. Çünkü bu kaotik baskı ortamı insanlar için katlanılabilir bir yaşam sunmuyor. Yeni bir döneme giriyoruz, yeniden bir çift kutuplu döneme giriyoruz. Bunun da en sarsıcı etkileri merkez ülkelerden ziyade önce Bolivya, Haiti, Afrika ülkeleri gibi çete ülkelerde görmeye başlayacağız. Asya ülkelerinde de benzer girişimler olacak. Bunun çok benzerini birkaç ay önce Pakistan’da gördük. İmran Han ABD’nin hiç derdi olmayan bir liderdi ama kim bağımsızlıkçı kararlar alıp adımlar atmaya başlarsa o an bir darbe ile devrildi. Yolsuzluktan ve hırsızlıktan hüküm giyip ceza almış, hapishaneye girmiş bir isim pat diye gelip oturtuldu.”
Yorum yaz