TÜRKİYE

‘Türkiye 60 yıldır nükleer enerjiyi tartışıyor, Akkuyu ile beraber bunun gelişmesini konuşuyoruz’

Sputnik’in medya partneri olduğu NPPES’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Altyapı Geliştirme Daire Başkanı Salih Sarı “Türkiye 60 yıldır nükleer enerjiyi tartışıyor, Akkuyu ile beraber bunun yavaş yavaş gelişmesini konuşuyoruz” dedi. Rosatom Ortadoğu, Kuzey Afrika Bölge Başkan Yardımcısı ve Direktörü Voronkov şirketin vizyonunu aktardı.
Sitede oku
Rosatom’un ana sponsoru olduğunu ve Sputnik’in medya partnerliğini üstlendiğini 4. Nükleer Santraller Fuarı ve 8. Nükleer Santraller Zirvesi’nde (NPPES), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Altyapı Geliştirme Daire Başkanı Salih Sarı Türkiye’nin nükleer enerji gelişimini ve mevcut durumunu aktardı. Rosatom Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Başkan Yardımcısı ve Direktörü Aleksandr Voronkov ise nükleer enerjinin küresel enerji sorunlarının üstesinden gelmesindeki rolü ve Rosatom’un vizyonundan bahsetti.

‘2030 yılına kadar 64 nükleer santralin işletmeye alınması öngörülüyor’

Sarı, 32 ülkede toplam 441 nükleer santral işletme aldığını söyleyerek “2030 yılına kadar ise yaklaşık 64 nükleer reaktörün işletmeye alınmasını ve nükleer enerji alanında 1.3 trilyon dolarlık bir yatırımı bekleniyor. Temel olarak bu yatırım, Malezya, Endonezya, Bangladeş, Çin gibi Uzak Doğu ülkelerine yoğunlaşacak gibi görünüyor. Orta ve Doğu Avrupa’da yani Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada, nükleer santraller için yatırım yapılması da öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

‘Enerjide yüzde 70 dışa bağımlıyız, bu açıdan sera gazı üretmeyen nükleere yöneldik’

Türkiye’nin neden nükleere yöneldiğine açıklık getiren Sarı, şu ifadeleri kullandı:
“İlk olarak enerji arzının güvenliği konusundaki önemi işaret ederdim. Sanayimizin gelişmesiyle birlikte çok hızlı bir şekilde artan enerji talepleri, buna rağmen yeterli miktarda sahip olmadığımız doğalgaz ve petrol nedeniyle enerjide yüzde 70 oranında dışa bağımlıyız. Bu çerçevede öncelikli olarak sera gazı barındırmayan nükleer santraller ile enerjide ithal kaynaklara bağımlılığımızı azaltmaya çalışıyoruz.”

‘Bu 30 yıllık süreçte önemli bir dönüşüm yapmamız gerekiyor’

Çevrenin korunmasının da diğer bir etken olduğunu söyleyen Sarı “Özellikle Ekim ayında Paris İklim Anlaşması’na Türkiye’nin katılmasıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da koymuş olduğu bir hedef var. 2053 yılında sıfır karbon emisyonu hedefi. Bu 30 yıllık süreçte önemli bir dönüşüm yapmamız gerekiyor. Burada da sera gazı salınımı yapmayan nükleer bizim en önemli enstrümanımız olabilir. Nükleer teknoloji bir güvenlik, kalite kültürü sağlar. Bu sebeple de nükleer teknolojide çalışacak insan kaynağının çok yüksek yetkinliğe sahip olması gerekmektedir” dedi.

‘Türkiye 60 yıldır nükleer enerjiyi tartışıyor, Akkuyu ile beraber bunun yavaş yavaş gelişmesini konuşuyoruz’

Türkiye’nin 60 yıldır nükleer enerjiyi tartıştığını ve bu süreçte pek çok adımlar atıldığını söyleyen Sarı “2009 yılında Rusya Federasyonu ile gerçekleştirilen müzakereler ve hükümetlerarası anlaşmanın imzalanması ile 60 yıllık hayalimizin yavaş yavaş gelişmesini konuşuyoruz. Akkuyu Nükleer Santrali bize ne kazandıracak? Öncelikle, Türkiye için tek kalemde yapılan en büyük yatırım, bundan daha büyük bir yatırım daha önce gelmemiş. Ayrıca bu santral 4800 megavat kurulu güce sahip olacak. Yani, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu ya da İstanbul’un ihtiyacının yüzde 90’ını karşılayabilecek. Yılda 35 milyon ton sera gazı salınımını da azaltmış olacağız. Bu proje gayri safi yurtiçi hasılamıza 50 milyar dolar gibi katkı sunmuş olacak. Akkuyu Nükleer Santrali’nin yanı sıra, biz 2 nükleer santral daha kurmayı planlıyoruz” dedi.

‘2011 yılından günümüze 317 Türk öğrenciyi Rusya’da nükleer mühendislik eğitimi almak üzere gönderdik’

Bu kapsamda bir eğitim projesinin geliştirildiğini belirten Sarı “Akkuyu Nükleer AŞ şirketi santralde çalışacak olan Türk mühendisleri için eğitim programı zaten geliştirdi. 2011 yılından günümüze 317 Türk öğrenciyi Rusya’da nükleer mühendislik eğitimi almak üzere gönderdik. 2027 yılına kadar her yıl 25 Türk mühendis bu eğitim için gönderilecek. İlk hedefimiz çalışanların yüzde 30’unun Türk olması. Bunun kademeli olarak artırılması” ifadelerini kullandı.

‘Rosatom’un proje uygulaması açısından tüm kaynaklara sahip, üçüncü bir ülkeye teknolojik anlamda ihtiyaç yok’

Voronkov ise Rosatom’un vizyonunu aktardı. Nükleer için güvenilir ve sağlam ortaklı gerektirdiğine dikkat çeken Voronkov “Nükleer için belli başlı kriterler var. Özellikle başta, finans açısından çok kaynak gerekli. Bu açıdan çeşitlilik faydalı. Rosatom, 250 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Rusya’daki operasyonlarımızda çalışanlarımız çok yetkin kalifiye. Aynı zamanda Rosatom’un proje uygulaması açısından tüm kaynaklara sahip, üçüncü bir ülkeye teknolojik anlamda ihtiyaç yok” dedi.

‘Akkuyu bayrak taşıyan projemiz’

Rosatom’un her zaman seri halinde bir yaklaşım sergilediğine dikkat çeken Voronkov “Rusya dışından inşa ettiği santraller arasında referans olanlar var. 75 yıllık tecrübe ile beraber 106’dan fazla Rusya ve dışında santral inşa ettik. Bunları en güvenilir teknoloji ile yaptık. Türkiye’de de vver teknolojisini kullanıyoruz. Yaptığımız inşalarda Fukuşima kazasının ardından alınan ek önlemleri de kullanıyoruz. Mısır’da da yaptığımız bir santral var. Ancak bayrak taşıyan projemiz Akkuyu. Aynı zamanda nükleer tıp gibi yan alanlarda da etkiliyiz. Rosatom Rusya’nın en büyük karbon fiber üreticisi. Rusya’da SMR projelerini geliştiren tek şirketiz” diye konuştu.
Rusya’nın aynı zamanda rüzgar enerjisine odaklanmasının mantıklı olduğunu ifade eden Voronkov, Türkiye’ye de eğer bu alanda bir teklif gelirse yardım edilebileceğini belirtti. Voronkov, “Her sene 2 milyar ton karbon emisyonunun önüne geçiyoruz. Türkiye’nin enerji arzı ve güvenliğine destek olmak isteriz” dedi.
Yorum yaz