GÖRÜŞ

Türk-Yunan ilişkilerine ‘Pontus Rumları’ krizi de eklendi: İlişkilerin normalleşmesi mümkün mü?

Türkiye ve Yunanistan arasındaki yeni bir kriz de ‘Pontus Rumları’ tartışması oldu. Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tulça, Yunanistan’da ‘Türk düşmanlığının’ farklı aktörler tarafından sürekli öne sürüldüğünü ifade ederek, sorunların çözümü için Türkiye ve Yunanistan’ın diyalog için masaya oturması gerektiğini belirtti.
Sitede oku
Türkiye ve Yunanistan arasında Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki gerginlik sürerken yeni bir tartışma ise Pontus Rumları üzerinden başladı. Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu’nun ‘Pontus Rumları’nın soykırıma uğradığına’ yönelik sözlerine Türk Dışişleri Bakanlığı tepki gösterdi.
Yunanistan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu, Atina'nın Elliniko-Agrirupoli semtinde inşa edilmesi planlanan "Sürmene Dünya Pontus Helenizmi Sarayı”nın tanıtım töreninde yaptığı konuşmada, Pontus Rumları’nın Anadolu’daki varlığının trajik bir şekilde son bulduğunu söyledi. Sakelaropulu ayrıca Pontus Rumları’nın “zulüm, katliam, şiddetli İslamlaştırma ve korkunç bir barbarlık” ile sistematik ve metodik bir şekilde soykırıma uğradığını iddia etti. Bu nedenle Rumların anavatanlarını terk ederek sığınmacı durumuna düştüklerini öne sürdü.
Türk Dışişleri Bakanlığı ise bu açıklamaya tepki gösterdi. Bakanlık açıklamasında, Yunan Cumhurbaşkanı’na "Yakın tarihimiz hakkında sarf ettiği mesnetsiz ifadeler esefle karşılanmıştır" diyerek şunları ekledi:

Bu iddialar, Anadolu’yu işgale ve istilaya kalkışanın Yunanistan olduğu, Yunan ordusunun, özellikle Batı Anadolu bölgemizdeki masum sivil halka karşı barbarca insanlık suçları işlediği gerçeğini değiştirmemektedir. İtilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu’nun raporunda da kayıtlı bu suçlar nedeniyle Yunanistan’a, Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi uyarınca, savaş hukukuna aykırı eylemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğü getirildiğini bir kez daha hatırlatırız. Yunanistan’ın sıkça ortaya attığı gerçek dışı ithamlar, iki ülke arasındaki sorunların çözümü yolundaki samimi ve dürüst bir diyalog ortamının oluşturulmasına yönelik adımları gölgelemektedir.Bu tür tutum ve davranışlar, devlet ricalinden beklenen sorumluluklarla bağdaşmamaktadır. Bu çerçevede, komşumuz Yunanistan’ı bir kez daha aklıselime ve yapıcı bir anlayışa davet ediyoruz.

Pontus Rumları’nın tarihi

Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yaşamış olan Pontus Rumları, ismini Antik Yunanca’da "Uzaklardaki deniz" anlamına gelen ‘pontos’ kelimesinden alıyor.
Milattan önce 3’üncü yüzyılda Karadeniz’de Pontus Krallığı kurulmuştu. Zamanla güçlenen Pontus Krallığı milattan sonra 62’de Roma İmparatorluğu’na bağlandı. Bizans döneminde buradaki hükümdarlar, Pontus yerine Trabzon ismini kullandılar. 1461’de Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolü altına giren bölgede Rumlar yaşamaya devam etti.
Pontus ismi ise 20. yüzyıl başında Yunan milliyetçileri tarafından yeniden gündeme getirildi. 1919'daki Paris Barış Konferansı'nda Pontus Cumhuriyeti adında bir devletin kurulması önerildi ancak gerçekleştirilemedi.
30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan sözleşmeyle, Türkiye’deki Rumlar Yunanistan, Yunanistan’daki Müslümanlar Türkiye vatandaşı olmuştu. Bu kapsamda gerçekleştirilen nüfus mübadelesi kapsamında Karadeniz'deki çok sayıda Rum da Yunanistan'a göç etti. Çeşitli kaynaklara göre göç edenlerin sayısının 200 bin civarında olduğu belirtiliyor.
DÜNYA
Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Erdoğan ile görüşebilirim, diyalog kapısı açık

Yunanistan ile sorunlar neden çözülemiyor?

Yunan Cumhurbaşkanı Sakelaropulu’nun son açıklaması Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir tartışma konusu olarak yer edindi. Peki, son dönemde Ermenistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atan Türkiye, Yunanistan ile de bunu başarabilir mi? Eski Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras dönemi bu normalleşmeye örnek olarak gösterilebilir mi? Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Tulça, bu konuyu Sputnik’e değerlendirdi.
Türk-Yunan ilişkilerinde Çipras hükümetleri dönemini bir bahar dönemi olmaktan çok Yunan tarafında siyasi iradenin başının şahsen diyaloga daha açık olduğu bir dönem olarak görebiliriz” diyen Tulça, şunları söyledi:

İktidarı döneminde Çipras çeşitli vesilelerle dört kez Türkiye’ye geldi. Ama İstişari Görüşmeler onun döneminde kapalıydı. Kiriakos Miçotakis döneminde ise Türkiye konusundaki görüşleri daha ılımlı gözükse de aynı zamanda Yunanistan’da zaman zaman geçmişte de gördüğümüz gibi farklı güç odakları veya aktörler tarafından kullanabilecekleri kırk yıldır biriktirilen bulunmaz bir ürün var. Bu da Türk düşmanlığı veya Türkiye’nin politikaları ile ilgisi olmayan algıların Türkiye kaynaklıymış gibi medyanın, insanların ve dış dünyanın yıllardır beyinlerinin yıkanmasıdır. Bu ortam Türkiye’ye karşı bugünkü bölge konjonktürü ve Yunanistan’ın silahlanması ile birleşince siyasi iradeyi de zorlayacak bir şekilde Yunanistan’da ikinci söylediğim ve tarihi saplantılar içine bilinci kaybolmuş bu grupta olan görüş için alan kazandırıyor ve sahada daha çok görünmelerini sağlıyor.

‘Türk-Yunan ilişkileri için ABD veya AB katkısı çözüm getirmez’

2022 yılında Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanması beklenen gelişmeleri de değerlendiren Prof. Dr. Tulça, şunları kaydetti:

2022 yılı Türk-Yunan ilişkilerinde sürtüşmelere açık bir yıl olacağa benziyor. Diplomasi sanatına çatışma ihtimalini bertaraf ettirecek önemli yük düşüyor. Şu sırada Kıbrıs sorunu kilitlenmiş bir durumda. Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları meselesi bölge ülkeleri ve Batı ile konjonktürel ve bir güç sorundur. Sadece Ege sorunları iki ülkenin karşılıklı iyi niyeti ile tüm Türk-Yunan ilişkilerinin yeniden diyalog ve barışçıl sürece sokacak bir kaldıraç olabilir. Bunun için de 1988 Yılmaz-Papulias mutabakatı önemli bir tekrar yola çıkabilme mekanizması olmalıdır. Komşumuzun şu sıradaki yukarıda bahsettiğim hasmane tutumu ülkemizde tüm kesimler tarafından hatasız ve doğru değerlendirilmedir. Şu tabloda bir çatışma ihtimali yoktur, sıfırdır diyemeyiz. Ancak Türkiye her zaman diyaloga ve işbirliğine açık olduğunu en üst makamlarınca Yunan tarafına defalarca beyan etti. Diyalog için Yunan tarafı ikili olarak Türkiye ile masaya oturmalıdır. Türk-Yunan ilişkileri için ABD veya AB katkısı çözüm getirmez.

SAVUNMA
Yunanistan, ABD'den aldığı zırhlı araçları Ege ve Meriç'te kullanacak
Yorum yaz