GÖRÜŞ

‘Dünyanın en büyük azınlığı’: Türkiye’de engellilere yönelik neler yapılmalı?

Dünya Engelliler Günü her yıl 3 Aralık tarihinde farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanıyor. Peki, Türkiye’de engelliler için neler yapılmalı? İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu ve Engelsiz Yaşama Derneği Başkanı Gönül Gürsoy Sputnik’e anlattı.
Sitede oku
Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünyada 1 milyarın üzerinde engelli olduğu tahmin ediliyor, bu oran ise dünya nüfusunda yüzde 15’e denk geliyor.
‘Kişinin fizyolojik, psikolojik, anatomik yapı ya da işlevlerindeki herhangi bir eksiklik ya da anormallik’ olarak tanımlanan engellilik durumu, şiddete maruz kalma olasılığını da artıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, engellilerin şiddete maruz kalma olasılığı 4 ila 10 kat daha fazla. Aynı şekilde, her 5 kadından 1’inin hayatının bir bölümünde engellilikle karşı karşıya kalması muhtemel. 1 milyarı aşan nüfusuyla ‘dünyanın en büyük azınlığı’ olarak nitelendirilen engellilerin yüzde 80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

Türkiye’de halihazırda neler yapılıyor?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kasım 2021’de Türkiye’de Ulusal Engelli Veri Sistemi'nde kayıtlı yaklaşık 2.6 milyon engelli bireyin olduğunu açıkladı.
Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesine göre, 50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işletmeleri yüzde 3, kamu işletmeleri ise yüzde 4 oranında engelli çalıştırmak zorunda. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, memur olarak istihdam edilen engelli kişilerin sayısı Kasım 2021 itibarıyla 62 bin 337. Engellilerin toplumsal yaşama aktif olarak katılmasına olanak sağlayan ‘umut evlerinin’ sayısı ise yalnızca 153, bu evlerden yararlananların sayısı da 880.
Yüzde 40 ila 69 arasında engeli olanlara ayda 661 lira verilirken, yüzde 70’in üzerinde engeli bulunanlara ise 991 lira aylık bağlanıyor. Yüzde 40 ve üzerinde engeli bulunan 617 bin kişi bu yardımlardan faydalanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde 750 engelli öğretmenin atamasının yapılacağını açıkladı.
Dünya Engelliler Günü’nde Sputnik, Türkiye’de yaşayan engellilerin sorunlarını ve yapılması gerekenleri İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu ve Engelsiz Yaşama Derneği Başkanı Gönül Gürsoy ile konuştu.

‘50 kişinin çalıştığı işyerinde 1 engellinin istihdam edilmesi gerekiyor, ancak işveren sayıyı 49’da bırakıp bir kişi daha almıyor’

Kabukçuoğlu, Türkiye’de engelli haklarına ilişkin bir farkındalık oluştuğu ancak bunun yeterli olmadığını söyleyerek “AK Parti hükümeti 1 Temmuz 2005’te çıkardığı kanunun yürürlüğü girdiği tarihten 10 yıl içerisinde tüm yasal düzenlemelerin yerine getirilmesi ve engelli bireylerin toplumun diğer bireyleriyle fiilen eşitlenmesi hedeflenmişti. Ama bu maalesef gerçekleşmedi. Büyükşehirlerde engellilerin yürümesi için bir takım aparatların döşenmiş olduğunu görüyoruz ama ulaşım konusunda belediye otobüslerindeki sistem yeterli değil. Uygun zamanda uygun yerlerden geçmiyor. 50 kişinin çalıştığı yerde bir tane de engelli istihdam edilmesi gerekiyor. İşveren sayıyı 49’a getiriyor bir kişi daha almıyor. Özel sektörde ve kamuda engelli istihdamının yerine getirilmesinde büyük problemler var” dedi.

‘Engellilere kaba tabirle sadakavari, onurlarını da zedeleyen yardımlar yapılıyor’

“Engelliler kimseye muhtaç olmadan hayatta kalabilmeleri için gereken maddi imkânlarını maalesef sağlayamıyorlar” diyen vekil Kabukçuoğlu, “Bunun yerine birtakım insanların vicdanına kalan kaba tabirle sadakavari yardımlarla onların onurlarını da zedeleyen yardımlar yapılıyor. Bunlar doğru değil. Engelli vatandaşlar normal hayatını sürdürebilecek maddi desteğe kavuşabilmeli. Hükümetin bununla ilgili düzenlemeler yapması en başta da kendisinin uygulaması lazım” ifadelerini kullandı.

‘Yüzde 70 engelli bir vatandaş aldığı 991 TL ile ne yapabilir’

Devletin verdiği maddi yardımları da aktaran Kabukçuoğlu, bu yardımları şu şekilde eleştirdi:
“Bu yardım yüzde 40 engelliler için 661 TL, yüzde 70 ve üzeri için 991 TL olarak veriliyor. 2022 bütçesi görüşülürken engellilerin genel durumunun iyileştirilmesi için bütçeye 20 milyar lira ek ödenek koyulmasını istedik. AK Parti ve MHP oylarıyla maalesef bu kabul edilmedi. Engellilere ancak hayatta kalabilecek kadar maddi yardım yapılıyor. Yüzde 70 engelli bir vatandaş aldığı 991 TL ile ne yapabilir ki, hangi derdine derman olabilir. Bunlar gerçeklikten uzak çok düşük rakamlar. Engellilerin sadakaya muhtaç, sadakayla hayatını sürdüren insanların olmaması lazım.”

‘Pek sorunla karşı karşıyayız, daha bilinçli bir yaklaşımla çözüm aranmalı’

Engelsiz Yaşama Derneği Başkanı Gönül Gürsoy ise engellilerin en çok sosyal hayata katılım ihtiyacının olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’de şu anda Birleşmiş Milletler Engellilik Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmadığını görüyoruz. Türkiye’de istihdama, sosyal yaşama katılım ki çok ihtiyaçları var, fiziksel düzenlemeler, eğitimde eşitsizlikler gibi birçok sorunla boğuşuyoruz ve çözüm arıyoruz. En büyük sorun dediğimizde, sanıyorum kabul görmemeleri diyebilirim. Engellilik ile alakalı Türkiye’de farkındalık yok ne yazık ki. Çok duygusalız, insanlar herhangi bir engelliyle karşılaştığında ilgileniyor, derdine çare aramaya çalışıyorlar ama böyle olmamalı. Daha örgütlü daha bilinçli daha farkında bir yaklaşımla sorunlara çözüm aranmalı” dedi ve ekledi:
“Hükümet, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları ile ilgili bu hakları uygulamaya yönelik kararlar almalı ve tüm kurumların koordine bir şekilde çalışarak engelliye ulaşması gerekiyor. Toplumla tam entegrasyon sağlanmalı. Bu bakış açısıyla yaklaşırsak tüm sorunlara çözüm bulabiliriz.”

‘Bir ailede çalışan varsa ve asgari ücret alıyorsa engelliler sosyal yardımlardan yararlanamıyor’

Türkiye’de sosyal yardımların mevcut olduğunu ancak bunlar hem yetersiz hem de adil dağıtılmadığına dikkat çeken Gürsoy, şu ifadeleri kullandı:
“Ancak bu daha ulaşılabilir, erişilebilir ve sürdürülebilir olmalı. Çünkü bu yardımlardan bazıları yararlanıyor, bazıları yararlanamıyor. Örneğin, bir ailede çalışan olursa ve asgari ücret alırsa engelli bu sosyal yardımlardan yararlanamıyor. Bu da mümkün değil, insanlara açlık sınırında mı yardım götürülecek? Ama diğer taraftan bakıyorsunuz, bir ailede 2 kişi yardım alıyor. Tabii, bunların miktarları da önemli, çok yetersiz, açlık sınırının altında. Ancak erişilebilirlik anlamında da problemler yaşanıyor. Bazıları alıyor, bazıları bu haklara hiç ulaşamıyor.”

‘Net bir sayı olmadığı için yardımlarda karmaşa yaşanıyor olabilir’

Engelli birey bilgilerinin de yeterli olmadığını belirten Gürsoy, sosyal yardımlarda yaşanan karmaşanın da bundan kaynaklanabileceği “Ne kadar engelli var, bu konuda da net bir sayı yok. Hangi engel grubu ne kadar oranda, çocukta, kadında, yetişkinlikte ne kadar? Bunların hepsinin dökümleri olması gerekiyor. Ama ne yazık ki net bir sayı veremiyoruz. En büyük sıkıntılarımızdan biri de bu. Net bir sayı olmadığı, adres bilgileri, engelli bilgisi olmadığı için de böyle bir karmaşa yaşanıyor olabilir. Türkiye’de nüfusun 12.29’unun engelli olduğunu ve 8.5 milyon engelli kişi yaşadığının bilgileri var elimizde. Dünyada da 1 milyarın üzerinde engelli bulunuyor. Bunlar Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri” şeklinde anlattı.

‘Önce engeli tanımlamakla ve engelliliğin bir gerçek olduğunu anlamak gerekiyor’

Gürsoy, sorunların çözümüne en baştan ve basit bir şekilde başlanması gerektiğini söyleyerek “Engelliyi tarif etmek, engelli kimdir, bunun belirlenmesi gerekiyor. Sadaka kültüründen uzaklaşıp, kesin çözümler üretmek gerekiyor. Burada da önce engeli tanımlamakla ve engelliliğin bir gerçek olduğunu anlamak gerekiyor. Hayatın içinde olduklarını bilmek, bununla başlamak gerekiyor. Bu genellikle daha çabuk ulaşabildikleri için yerel yönetimlerin el attığı bir konu durumunda. İhtiyacı belirlemek gerekiyor. Çünkü engellilik kabaca sağlıkta bir problem olarak tanımlanıyor ama her engelli bireyin sorunları çok kişisel. Bu nedenle ilk önce yerel yönetimler daha sonra da hükümetin bir politika belirlemesi gerekiyor. Özel eğitim politikası olması ve bir enstitü olması gerekiyor” dedi.

‘Bir hareket olsun, sadece konuşulmasın’

Çözüm üretirken mutlaka engellilere ve birebir temasta olduklarından faydalanılması gerektiğini vurgulayan Gürsoy, ülkede çarpan etkisiyle nüfusun yarısının engellilikle mücadele ettiği görüşünde. Kendisi de engelli çocuklarla çalışan Gürsoy 3 Aralık için ise şu mesajı verdi:
“3 Aralık, ortak geleceğimiz için eğitim, siyasi irade ve kültürel sorunları ele almak için önemli bir fırsat. Biz bu sene, DSÖ ve BM’nin de mesajlarından da yola çıkarak, kimseyi geride bırakmadan herkes için sürdürülebilir, kapsayıcı ve adil bir gelecek inşa etmeye söz verelim dedik. Bir hareket olsun, sadece konuşulmasın istiyoruz.”
Yorum yaz