YAŞAM

Konya ve Ankara'daki yırtıcı kuş ölümleriyle ilgili uyarı: 'Hepimizi etkileyecek'

Geçtiğimiz günlerde Konya'da küçük orman kartalı, Ankara'da ise şah kartalı ölü bulundu. Küçük orman kartalının elektrik tellerine temas ederek, şah kartalının ise tüfekle vurularak öldüğü tespit edildi.
Sitede oku
Kuşları, yaşam alanlarını ve küresel biyolojik çeşitliliği korumaya çalışan küresel koruma organizasyonları ortaklığı Birdlife'in Bulgaristan'daki ortağı BSPB'nin bu yıl verici takarak takip ettiği küçük orman kartalı geçtiğimiz günlerde Konya'nın Erdoğdu Mahallesi'nde ölü bulundu.
Kartalın, yalıtımı yapılmamış elektrik teline çarparak öldüğü belirlendi. Bulgaristan'da göç rotası ile türü tehdit eden faktörlerin araştırılması için vericiyle izlenen kartalın, iki ay önce yuvasından ayrıldığı açıklandı.

Bir ölüm haberi de Ankara'da

Bir diğer haber ise Ankara'dan geldi. Türkiye'de şah kartallar üzerine araştırmalar yapan uzman biyolog Cansu Özcan ve Dev Belgesel ekibi şah kartalının tüfekle vurulmuş halde ölü olarak buldu. Şah kartalının henüz yavruyken Bulgaristan'da yuvasından düşüp yaralandığı ve tedavisinin ardından halkalanıp GPS takılarak takip edildiği bildirildi.
Milliyet'ten Sercan Dinç'in haberine göre, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi ve Yaban Hayvan Biyoloğu Ergün Bacak meydana gelen ölümler sonrası açıklamalarda bulundu.
"Yırtıcı kuşlar besin zincirinin en üstünde yer alan türler ve bir ekolojik sistemin sağlıklı olup olmadığının göstergesi olan türlerdir" diyen Bacak, "Zincirin en altında üretici canlılar dediğimiz bitkiler yer alır ve bu kesimde hem tür çeşitliliği hem de popülasyon durumu oldukça yüksektir, zincirin üst basamaklarına çıktıkça canlıların sayıları azalır ve hassasiyetleri artar. O nedenledir bu zincirin en hassas halkası diğer tüm canlıların sayısından etkilenen yırtıcı türlerdir. Zincirin diğer halkaların oluşturan diğer canlılar gibi, hatta onlardan çok daha fazla şekilde bu sistemi en çok etkileyen faktör insan ve insandan kaynaklanan faktörlerdir. Bunlar arasında insan nüfusunun artması ve buna bağlı olarak ihtiyaçlarının artması ile ortaya çıkan habitat kayıplarını ilk sırada sayabiliriz. Habitat kayıplarında üreme, beslenme ve dinlenme alanlarının kayıpları diye değerlendirme yapabiliriz" dedi.

'Çok büyük tehdit faktörü'

Özellikle üreme alanlarının kayıpları telafi edilemeyecek düzeyde türü etkileyebileceğini belirten Bacak, "Sulak alanlarının kurutulması, orman tahribatı, enerji üretim sahaları ve madencilik için doğal alanların yok edilmesi pek çok kritk tür için çok büyük tehdit faktörü olmaktadır. Tabi bununla birlikte yırtıcı kuşlar için ülkemizde ve çevredeki coğrafyalarda daha çok rastlanan tehdit faktörleri de sözkonusu. Yırtıcı kuşlar genellikle uzun ve geniş kanatlı kuşlar olduğu için ve ülkemizde yaşayan bu kuşların pek çok gerek beslenme, gerek göç etme, gerekse yeni üreme alanları bulmak için uzun mesafeler kat etmekte, bu sırada özellikle enerji nakil hatları ve çevreci/temiz enerji olarak nitelendirilen rüzgar türbinleri bu türlerin ölmesine neden olmaktadır.
Son yıllarda, özellikle Avrupa ülkelerinde yırtıcı kuşlara uydu vericisi takılarak takip edilmesinin artmasıyla beraber, Avrupa-Afrika kuş göç yolu olan ülkemizde pek çok yırtıcı kuşun ve leyleğin enerji nakil hatlarına çarparak öldüğü görülmektedir. Maalesef ki bu ölümlerin en çok meydana geldiği ülkelerin başında yer alıyoruz. Aynı zamanda hedef dışı avcılık denilen ve yeterli eğitim almamış pek çok insanı tüfek/tüfek ruhsatı alması ile çevredeki her canlıya ateş etmesi ile sonuçlanan bir durum da yırtıcı kuşları önemli derecede etkilemektedir. Ülkemizde yırtıcı kuşların tamamının avının yasak olması ve çok büyük cezai yaptırımlarının bulunmasına rağmen her yıl bir çok yırtıcı kuş ya yaralanmakta ve doğaya dönememekte ya da hayatını kaybetmektedir. Bu faktörler dışında, yasak olmasına rağmen, özellikle kurtları öldürmek için kurtlar tarafından öldürülen koyun ve keçi ölülerine konulan zehirler de kolay besin arayan veya leşle beslenen türlerin toplu ölümlerine neden olmaktadır. Özellikle akbabalar, kartalların çok büyük bir bölümü ve şahinler bu tip zehirlerden en çok etkilenen yırtıcı türleridir." açıklamasını yaptı.

Ölümlere nasıl engel olmalı?

"Ölümlere engel olmak aslında kolay olsa da zaman alabilecek çalışmalar ile mümkün olmaktadır" açıklamasını yapan Ergün Bacak, şu ifadelere yer verdi:
"En hızlı ve güvenilir yöntem ise bunun bir devlet politikası haline gelmesidir. Daha çevreci, ekosistemi koruyucu ve destekleyici politikaların izlenmesi gereklidir. Örneğin hedef dışı avcılığı engelleyebilmek adına, avlanma ve silah ruhsatlarının çok kolay verilmesinin önüne geçilmesi gerekir. Canlı türlerini tanıyan, ekosistemde yerlerini ve önemini bilen, hedefi dışında herhangi bir canlıya ateş etmeyecek, zarar vermeyecek kişilere ancak tüfek ruhsatı verilmesi, diğer tüm insanlarda silahlanmanın engellenmesi zorunludur. Enerji tüketiminin çok arttığı, enerji üretim ve dağıtım tesislerinin de buna bağlı olarak iyice çoğaldığı günümüzde, enerji nakil hatlarının kuşlara zarar vermeyecek şekilde izolasyonunun yapılması şartnameler ile zorunlu kılınmalı, kuşlar ve diğer yaban hayvanları için önemli doğa alanları her ne sebep olursa muhakkak korunmalıdır. Bu önemli doğa alanlarına enerji, tarım veya madencilik gibi insan faaliyetlerinin ve doğa tahribatının yüksek düzeyde olduğu farklı amaçlar için kullanımına izin verilmemeli.
Ayrıca hayvancılıkta yaban hayvanları tarafından verilen zararlar devlet tarafından karşılanarak, insan-hayvan çatışmasını önüne geçilmeli, evcil hayvanlarda kullanılan ilaçların yaban hayvanlarını olumsuz etkileyecek içeriklere sahip olmayan alternatifler arasından seçilmesi sağlanmalıdır. Tabiki hayatımızdaki tüm konularda her zaman bahsedildiği gibi, eğitim konusu eksikliği hissedilen en önemli konulardan birisi olarak karşımıza çıkmakta. İlkokul hatta anaokulundan itibaren tüm çocuklara doğa, ekoloji ve yaban hayvanları konusunda eğitimler verilmeli, ülkemizin ve dünyanın tüm canlılar için ne denli kıymetli olduğu öğretilmeli."

Ölümlerin artması doğadaki dengeyi nasıl etkiler?

Yırtıcı kuşların ölümlerinin artmasıyla ilgili soruya yanıt veren Bacak, "Yırtıcı kuşlar besin piramidinin en üstünde bulunduğu için onları etkileyen ve sayılarını azaltan faktörler, besin zincirindeki tüm canlıları da etkileyecektir. Özellikle akbaba gibi leş ile beslenen yırtıcı türlerindeki son yıllardaki azalmalar hayvan leşlerinin doğada hızlı bir şekilde yok edilmemesine neden olmuştur. Hızlı bir şekilde yok edilmeyen leşler de hastalıkların yayılmasına ya doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir" dedi.
Bacak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hindistan’da yapılan bir çalışmada akbabaların azalması sonucu, hayvan leşlerinin köpekler tarafından tüketildiğini, köpekler arasında kuduz vakalarının arttığını ve insanlara kuduz bulaşmasından dolayı sağlık sektöründe milyarlarca dolarlık kayıplarının olduğunu göstermektedir. Sadece leş ile beslenen türlerin değil tüm yırtıcıların ekosistemdeki yeri çok önemli olduğu için onların ölümleri doğadaki dengeyi bozacak ve bunun geri dönüşü insanı da olumsuz etkilemektedir. Besinlerinin büyük bir bölümünü tarla fareleri olan şahin, kızıl şahin, kerkenez, kulaklı orman baykuşu gibi türler yıl boyunca binlerce tarla faresi yiyerek tarımda biyolojik mücadele konusunda en önemli yardımcımız konumundadırlar. Sadece tarla farelerinin mücadelesinde değil çekirgelerin ve tarımda zarar yapan diğer büyük böceklerin mücadelesinde de küçük kerkenez, aladoğan gibi türlerin katkılarını görmekteyiz."
"Dünya sadece bizim yaşamamız için bulunan bir gezegen değil" diyen Bacak vatandaşlara çağrıda bulunarak, "Dünya tüm canlıların birbirleriyle ilişki halinde bulundukları ve birbirlerine muhtaç oldukları bir ekosistem. Faydasını gözümüzle doğrudan göremesek de bizi varlığımızın, sağlıklı bir hayat sürmemizin ve gelecek nesillerin iyi bir yaşam sürmesi için doğadaki sistemin en iyi şekilde işliyor olması zorunludur. Bu nedenle de ekosistemin en önemli unsuru olan yırtıcı canlıları korumalı, onların sağlıklı bir ekosistemde yaşamaları için birey ve toplum olarak hareket etmeliyiz. Yoksa onların zarar gördüğü tüm etkileşimlerde, geri dönüşü yine bize olacaktır" açıklamasını yaptı.

'Bu son vahşet olsun'

Ölü bulunan genç şah kartalın yapılan tetkiklerinde yaralanmaya bağlı enfeksiyon sonucu öldüğünü tespit ettiklerini belirten uzman biyolog Cansu Özcan ise, “Bu senenin yavrusu şah kartalın nesli küresel ölçekte tehlike altında. Kanadında ve göğsünde saçma izleri bulundu, hayvanın ne zamandan beri bu saçmalar ile gezdiğini bilmiyoruz. Ankara'da sabit yerden sinyal veren şah kartala yapılan tetkikler sonucu ateşli silahla yaralanıp öldüğü tespit edildi. Lütfen bu vahşet son olsun" diye çağrıda bulunmuştu.
Yorum yaz