GÖRÜŞ

K-drama hayranları: Squid Game’den sonra Kore dizilerine ilgi arttı, garip tepkiler almaya başladık

Son dönemlerin popüler kültür endüstrisinde yer edinen Güney Kore dizileri ve Kore kültürü, Türkiye’de de sıklıkla karşımıza çıkmaya ve gündemde kalmaya devam ediyor. K-dramanın ve Kore kültürünün arka planını, hayran grupları ile Güney Kore’de yaşayan Türk Youtuber, Sputnik’e anlattı.
Sitede oku
İnternet çağının getirdiği globalleşme ile birlikte, uluslararası iletişimin ve kültürel etkileşimin de aynı oranda artması, bu durumu fırsata çeviren ülkelerin de sık sık gündeme gelmesini sağlıyor. Daha önceleri Batı dünyasının tekelinde olan dizi, film ve müzik gibi kültürel sektörler; tekelleşmeye karşı yeni seçenekler yaratan ülkelerin de yarışa dahil olmasıyla seyir değiştirdi.
Bu konuda son zamanların en çok konuşulan örneği ise Güney Kore. Squid Game dizisinin yarattığı popülerlik yadsınamaz olsa da Güney Kore bu kulvarda yeni bir güç değil. Kore Savaşı’nın ardından kendini tekrar inşa eden ülkenin, devlet destekli izlediği kültürel yayılma politikası sayesinde, medyayı kullanarak yerel markaları yurtdışına pazarlamasıyla da küresel çapta bir güç haline gelmesi çok uzun sürmedi. Teknoloji ve bilim konusunda da çığır açan Güney Kore, neredeyse her öğrenciye karşılıksız burs verip ücretsiz tanıtım gezileri düzenleyerek kapılarını genç ve dinamik bir kitleye açtı.
Global projelere imza atarak ses getiren ve gönülleri kazanan Korelilerin, Türkler ile bağları ise çok daha derin. Kore tutkunları ve orada yaşayan Türkler, bu yeni kültür dalgasını ve tüm dünyayı etkisi altına almayı başaran uzak doğu ekolünü, iki ülkenin ilişkileri çerçevesinde Sputnik’e değerlendirdi.

‘Güney Kore ve Türkiye arasındaki benzerlikler ve ortak geçmiş, yakın ilişkiler kurulmasını sağlıyor’

Güney Kore devletinin öğrenci burslarından yararlanan ve master yaptıktan sonra oraya yerleşerek işini ve ailesini kuran Emrah Lee, “Bizim neslin vizyonunu çizen rahmetli Barış Manço’ydu, o bizi uzak doğuyla ilgili konularda bilgilendirdi. Küçükken epey etkilenmiştim. Bu nedenle üniversitede Kore dil ve edebiyatı bölümünü bitirdim. Zaten her şeyden önce iki milletin dili birbirine benziyor. Mesela gelin gitmek, çeyiz düzmek gibi ifadeler aynı bizdeki kalıplarla kullanılıyor. Türkçe’deki su onlarda da su diye geçiyor, şaşı kelimesine onlar saşı derler. Bu şekilde pek çok örnek var” dedi.
Aynı zamanda ailesini ve Kore’de yaşadıklarını anlattığı bir YouTube kanalı da olan Lee, iki kültürün de gelenek görenek bakımından benzerlik taşımasının yakın ilişkiler kurulmasına sebep olduğundan bahsederek:
“Türkiye’de olan aile yapılarının çok benzerleri burada da var. Aileye çok düşkünler; bizdeki abi, abla, elti, dünür ve görümce gibi spesifik kelimelerin karşılıklarının yüzde 90’ı orada da var. Birçok adetleri bize benziyor; mesela bayram günlerinde en büyüğün evinde toplanılır, güne bayram yemeği ile başlanılır, bayram harçlığı verilir. Bir diğer örnek; çocuğumuz beşikteyken üstünden atlayarak geçmiştim, Türkiye’de bir inanış vardır bilirsiniz, ‘üstünden atlayarak geçilmez boyu kısa kalır’ derler. Aynısını Koreli eşimin annesi söyleyip beni uyardı. Yani batıl inançlar da birbirine çok benziyor.”

Televizyonlarda devlet destekli ‘Dünyayı kültürümüzle fethedeceğiz’ reklamları yayınladı

Lee, Kore’nin kültür yayılımında küreselleşmesinin başarısını devletin desteğine bağlayarak, medyanın gücüne çok güvenen bir millet olduklarının altını çizdi. Kültürlerini ülkenin sınırlarının dışında da pazarlayarak dünyadaki ürünlerini ve markalarını kalkındırdıklarını vurgulayan Lee, “Çok doğru bir stratejiydi. Dizilerin sonunda ‘Dünyayı kültürümüzle fethedeceğiz’ diye reklamlar çıkardı. Baktığımızda bunu başardılar da” dedi.
Global ölçekte bakıldığında Güney Kore, uyguladığı doğru stratejilerle hedeflerine emin adımlarla ilerliyor. Zira artık kendisine ait bir müzik ve dizi kültürü bile var: K-Pop ve K-Drama. Tam da bu noktada devreye Kore fan grupları ve onların sosyal medya hesapları giriyor. Bu sektörü takip edip, dil bilmediği için çeviri haber takibi yapmak isteyen Kore tutkunları, olaylara anlık erişim sağlayabiliyor ve yeni dostluklar geliştirebiliyor. Birbirlerine epey bağlı olduklarına sıkça şahit olunan bu grupların önde gelen isimleri, gündem üzerinden değerlendirmelerde bulunarak Sputnik’e konuştu.

K-drama hayranlarına yöneltilen nefret ‘farklı ve bilinmeyen bir kültüre duyulan önyargıdan’ kaynaklanıyor

Kendilerine yöneltilen nefret ve hedef alma durumunun aslında farklı ve bilinmeyen bir kültüre duyulan ön yargıdan kaynaklandığını belirten hayran grubu adminleri, Kore Dalgası’nın (Hallyu) yeni projelerinin mevcut algıyı yavaş yavaş değiştirmeye başladığını düşünüyor. Bunun en iyi örneğinin Squid Game olduğunu vurgulayan @kdramavision, “Hallyu rüzgarı iyice dünyaya yayılıyor. Bunun en iyi örneği de Squid Game. Bu diziden sonra diğer k-dramalara ilgi arttı. Kore dizilerine karşı olan önyargıyı kırdığını düşünüyorum. Çünkü Türkiye için ‘Kore dizisi’ demek ‘mıç mıç romantik dizi’ demekti. Bunun en büyük sebebi de Türk televizyonlarına uyarlanan Kore dizilerinin romantik konulu olmasıdır. Squid Game ile bu tür dizilerin de çekildiği anlaşıldı” açıklamasında bulundu.
K-drama için kurulmuş hayran sayfalarından biri olan @kdizifilmreplikleri ise konuya ilişkin olarak, “Squid Game önyargıyı biraz olsun azalttı. Fakat bilmiyorlar ki bu diziden daha güzelleri de var. Sadece önyargı denilen zincirlerden kurtulup etrafa bakmak ve bunu görmek gerek. Biz de herkes gibi dizi izliyoruz. Kore dizisi olunca fark nedir? Daha samimi ve kaliteli diziler olması mı tepki almamıza sebep? Yoksa bu, bizim üzerimizden Asya ülkelerine yapılan bir ırkçılık mı?” şeklinde konuştu.
Squid Game’in olumlu etkilerinin olmasının yanı sıra beraberinde de “garip tepkiler” aldıklarını ifade eden @kdizifilmmreplikleri, “Konunun kdrama ile alakası nedir diyen var bana. Aşırı saçma değil mi? Çünkü Squid Game’in bir Kore dizisi olduğunu söylediğimde aldığım cevap; ‘Türk dizisi olsa da izlerdik. Kore ile alakası yok’. Bu Çok garip... K-drama daha güzel dizileri barındırıyor desem de yine ters tepkiler alabiliyorum maalesef” dedi.
İki admine de katıldığını belirten@kdramagramm, yurtdışında yaşadığının altını çizerek bu algının sadece Türkiye’de oluşturulduğuna dikkat çekti ve sözlerine“Eğer Türkiye’de ‘Kore dizisi izliyorum’ derseniz kötü gözle bakıyorlar. Amerikan dizisi izlediğinizde çok havalı olurken, Kore dizisi izlediğinizi söylediğinizde ötekileştiriliyorsunuz. Önyargıların da tamamen yeniliğe açık olunmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Saygı çerçevesinde her şey mümkün”diyerek devam etti.

‘Medyada yazılanın aksine ailelerimiz bize büyük bir destek, önyargılı olmadıklarında onlar da bu kültürü benimsiyor’

Sosyal medyada en çok tartışılan konulardan biri de, Kore kültürünün hayranı olan kitlenin ailelerine yönelik yapılan manipulatif haberler. Bunun tam aksine en büyük desteği ailelerinden gördüklerini belirten adminler, yaşadıklarını şu şekilde aktardı:
“Beni bu kültüre ilk annem alıştırdı. Kendisi kanalda yayınlanan dublaj dizileri izliyordu ve ben de onunla beraber izliyordum. Küçüklükten başlayan bir ritimle devam etim denebilir. Bu arada ağabeyim de arada izliyor. Hatta zaman zaman benden dizi önerisi istediği de oluyor. En büyük ağabeyim ise arada dalga geçiyor ama hiçbir zaman ciddi olarak bir atıfta bulunmadı.”
- @kdramavision
“Ailem normal görüyor bunu. Çünkü bizim yaptığımız sadece dizi izlemek ve müzik dinlemek. Başka herhangi bir farkı yok... İlk zamanlar annem muhafazakar bir düşünce yapısına sahip olduğundan hoş karşılamadı bu durumu. Fakat zamanla dizilerinin bize uygun olduğunu ve hatta bizimkilerden bin kat daha iyi olduğunu da gördüler. Sonrasında kendileri de izlemeye başladı. Geçenlerde babam Kore restoranına gitmeyi bile teklif etti... Bu değişim beni çok mutlu ediyor. Umarım herkesin ailesi böyle olumlu karşılar. Biliyorum ki bazılarımızın ailesi bu konuda çok katı. Tamamen önyargı kaynaklı o da…”
- @kdizifilmreplikleri

‘Yapılan eleştirilere abartı tepkiler verilmesi önyargıya sebep oluyor’

Kendilerine yönelik öz eleştiri de yapan adminlerden @kdramavision, “Yapılan eleştirilere abartı tepkiler verilmesi sadece önyargıya sebep oluyor” dedi.
Konuya ilişkin fikirlerinin paralel olduğunu vurgulayan @kdizifilmreplikleri, “Kendi adıma kimseye takıntı derecesinde hayran değilim. Dizlerini izler, müziklerini dinlerim... Ama aksini yapanı da asla yargılamıyorum, bana düşmez tabii ki” diyerek saygı göstermenin önemini vurguladı.

Dil öğrenmenin yanı sıra sorumluluk duyguları oluşuyor, erken yaşta iş hayatını deneyimliyorlar

Kore fanlarına gönüllü olarak zaman ayırıp sayfa düzenlemeleri ve sosyal medya yönetimi ile Korece çevirilerle de uğraşan adminler, kendini geliştirme arzusunun ve takipçilerine ‘layık olma’ düstüsünün motivasyonlarına katkı sağladığını belirtti. Konu hakkındaki fikrini özetleyen @kdramavision, “İnsanlar bizi boşuna takip ediyormuş gibi hissetsinler istemiyorum. Bazı konularda öncü olmam gerektiğini düşünüyorum. Özellikle insanlar gelip bir şeyin çevirisini veya detayını istediğinde onu araştırma işine girişiyorum. Sorumluluk duygusu beni baştan aşağı çevreliyor” dedi.
Aynı zamanda Kore’den ithal ettiği ürünleri Türkiye’de online olarak ilgilisine ulaştıran @kdizifilmreplikleri, “Sevdiğim sahneleri birileriyle paylaşmak, takipçilerimin de fikrini okumak çok hoşuma giden bir durum. Kaliteli içerik çıkarmak büyük bir zevk. Bu beni bir başak burcu olarak mutlu ediyor! Şuan tüm dünyada meşhur olan Kore yemeklerini yurtdışından getirdiğim bir butik hesabım var. İnstagram’dan ulaşmak isterseniz adı elyxionbutik. Admini olduğum sayfam orayı da geliştirmeme yardımcı oluyor. Hepinizi beklerim.” dedi.
Yorum yaz