YAŞAM

İmamoğlu, başkan adaylarına tavsiyeler içeren 'Tanrım Beni Başkan Yarat' kitabının önsözünü yazdı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 'başkan adaylarına seçim kazandıracak tavsiyelerin' yer aldığı "Tanrım Beni Başkan Yarat" isimli kitabın önsözünü kaleme aldı.
Sitede oku
İmamoğlu önsözünde, "İyi bir siyasetçi de toplumsal barışı ve kardeşliği, birlikte yaşama kültürünü pekiştiren, eşit paylaşımı sağlayan kişidir! Siyasetçi, milli ve manevi değerleri gözeterek toplumun sorunlarına birlikte çözüm üretmek, ortak aklı çoğaltmak, hep birlikte kalkınmayı sağlamakla sorumludur" dedi.
Independent Türkçe'nin haberine göre kitap, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık tarafından kaleme alındı. Kitap ilk olarak 2009 yılında okuyucuyla buluştu. Saltık, İmamoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi Beylikdüzü İlçe Başkanlığı'ndan bu yana arkadaşı. İBB Başkanlığı döneminde bir süre özel kalem müdürlüğü de yapan Saltık daha sonra Sosyal Hizmetler Daire Başkanı olarak atandı.

'Siyaset, kutsal bir alan olarak düşünülmelidir'

İmamoğlu, Saltık'ın kaleme aldığı kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdi:
"İyi bir siyasetçi de toplumsal barışı ve kardeşliği, birlikte yaşama kültürünü pekiştiren, eşit paylaşımı sağlayan kişidir! Siyasetçi, milli ve manevi değerleri gözeterek toplumun sorunlarına birlikte çözüm üretmek, ortak aklı çoğaltmak, hep birlikte kalkınmayı sağlamakla sorumludur. Bu bağlamda siyaset kutsal bir alan olarak da düşünülmelidir! Zira siyaset yalan, adam kayırma, toplumu kutuplaştırma ve kişisel çıkar sağlama faaliyeti asla değildir."
İmamoğlu şöyle devam etti:
"Hepimizin gündelik hayatta eleştirdiği, değişmesini istediği pek çok şey var. Ancak bunları istemek kendi başına değişimi getirmez, sorumluluk almak ve çözümün parçası olmak gerekir. Benim siyasete girme motivasyonum işte bu noktada başladı. Yaşadığım çevrede doğruluğuna inandığım ilkeleri ve projeleri hayata geçirmek için sorumluluk almaya karar verdim. Bu yolculuk sırasında çocuklara olan sevgim, gençlere olan güvenim, kadınlara olan inancım bana ayrıca güç ve sorumluluk verdi. Sanatçıların, yazarların, gazetecilerin, toplumdaki her türden muhalif sesin özgürce dile gelmesi için gerekli demokratik zemini oluşturma, yoksul çocukların yaşıtları ile eşit fırsatlara sahip olabilmesine ve kadın erkek eşitliğinin sağlandığı bir toplumsallığı birlikte sağlama arzum siyasetle ilişkimi pekiştirdi. Bu yüzden de hiçbir zaman siyaseti bir meslek olarak görmedim; aksine, etik bir görev olarak duyumsadım. Dünyanın neresinde olursa olsun, yaşanan tüm acıları duyumsayan, insanlığın ortak sorunlarına duyarlı, kendi ulusal değerlerine ve zamanın ruhuna hakim siyasetçiler, tarih boyunca övgüyle anılacaklar. Tarihte bu tür insanların örnekleri var."
Yorum yaz