EKSEN

'Çin Afrika'da uzun vadeli planlarla yaklaşıyor, bu mağrur ABD emperyalizminin başa çıkabileceği bir şey değil'

Erhan Nalçacı’ya göre, Afrika'da cihatçı saldırılar Biden’in gelişiyle hız kazandı. Toplumsal eşitsizlik ve yoksulluğun cihatçı hareketlere zemin hazırladığını belirten Nalçacı, ABD’nin bundan yararlandığı görüşünde. Çin’in altyapı yatırımlarıyla dahil olduğunu belirten Nalçacı'ya göre bu mağrur emperyalist ABD'nin başa çıkabileceği bir tarz değil.
Sitede oku
'Kara kıta' Afrika, 21'inci yüzyılın son on senesinde radikal İslamcı örgütlerin saldırılarıyla anılır oldu. Özellikle Sahra Altı Afrika'da kıtanın en önemli ülkelerinden Nijerya'dan doğudaki Somali ve Burkina Faso'ya uzanan coğrafyada, yerel cihatçı gruplar kadar el Kaide ve IŞİD'in etkinliği artıyor. Şeriatı hedefleyen bu cihatçı grupların özellikle eğitime sekte vurmak için okulların basarak yüzlerce öğrenciyı kaçırdığı terör eylemleri de dikkat çekici ölçüde artmış durumda. 
Somali'deki Eş Şebab'ın, Nijerya'nın kuzeydoğusunda, Çad ve Nijer'e uzanan coğrafyaya yayılmış Boko Haram yıllardır bilinirken, artık bunlara el Kaide ve IŞİD olgusu da eklenmiş durumda. IŞİD'ın desteklediği Boko Haram'ın kurucu lideri Muhammed Yusuf’un oğlu Ebu Musab el-Barnawi 2016'dan bu yana Batı Afrika Eyaleti İslam Devleti ISWAP ile sahne alıyor. Bu gruplar arasında rekabet eksik olmazken, geçen hafta Boko Haram lideri Ebubekir Şekau'nun IŞİD'la çatışma sırasında öldüğü haberi geldi.  
Zengin yeraltı kaynaklarıyla anılan Afrika'daki radikal İslamcılık olgusu paylaşım savaşının giderek keskinleştiği bir sahaya dönerken, gelişmeleri soL Haber yazarı Prof. Dr. Erhan Nalçacı ile konuştuk.

‘Toplumsal eşitsizlik ve yoksulluğun artması cihatçı hareketlere zemin hazırlıyor, ABD de bundan yararlanıyor’

Erhan Nalçacı’ya göre, Afrika özgünlükler barındırsa da, siyasal İslamcılık olgusu üzerinden Ortadoğu, Türkiye ve Orta Asya'ya bağlanıyor. Sahra Altı'nda Biden'ın başkanlığıyla saldırıların artmasına dikkat çeken Nalçacı, Kızıldeniz'in başını tutan Somali'nin dışında enerji zengini Nijerya ve Mozambik’in konumlarına atıf yaptı. Nalçacı'ya göre, Afrika sömürgecilikten klasik anlamda kurtulsa da emperyalizmin hegemonyası altında zenginliğin çok az kısmı halka kalıyor: 
“Kolay bir coğrafya değil, bütün detaylarına hakim değiliz. Kimse Afrika uzmanıyım diye ortaya çıkamaz. O yüzden söylediklerimiz hipotezler olarak değerlendirilmeli. Öte yandan siyasi bir yönü var. Bu sadece Afrika ile ilişkili değil Ortadoğu'yu, Türkiye’yi ve Orta Asya’yı, yani dünyanın genel durumunu ilgilendiriyor. O yüzden anlamakta çok yarar var. Cihatçı saldırılar Biden’ın seçilmesinden sonra attı. Bunlar son 10 yılın olayı, 2007’den sonra artış oldu. Baktığımızda Somali, Nijerya ve Mozambik’te yoğunlaşıyor. Bu ülkelere baktığımızda şunu görüyoruz. Emperyalist hegemonya çekişmesinde Afrika’nın pay edilmesinde kritik noktalar. Somali, Kızıldeniz girişini tutuyor. Dünya ticaretinin çok büyük bir hacminin yapıldığı bu su yolunda çok kritik bir yere sahip. Herkes orada üs sahibi olmaya çalışıyor. Nijerya ve Mozambik’te petrol ve doğalgaz kaynakları var. Nijerya, Afrika’nın ikinci zengin petrol-doğalgaz sahibi ülkesi. Mozambik de Libya’dan sonra üçüncüsü. Çok büyük bir zenginliğe karşılık geliyor. Dolayısıyla Afrika sömürgecilikten klasik anlamda kurtuldu ama emperyalizmin hegemonyası ve uluslararası tekellerin basıncı altında çok az bir zenginlik halka kalıyor." 

'Batı emperyalizminin renkli devrim teknolojisi gibi cihatçı örgütlerin kullanıldığı bir emperyalist teknoloji var' 

Nalçacı, sol hareketlerin zayıflamasının toplumsa eşitsizlik ve yoksulluğun bulunduğu koşullarda cihatçı hareketler için zemin oluşturduğu görüşünde. ABD'nin de bundan faydalanır göründüğünü belirten Nalçacı, Afganistan'dan bu yana genel modelin burada da uygulandığını, radikal örgütleri kullanma veya yönlendirme yoluyla hegemonya tesisinin söz konusu olduğunun altını çizdi. IŞİD'in Irak ve Suriye'deki kökenlerine ve ABD tarafından kullanım biçimine atıfta bulunan Nalçacı, aynı temel izleğin Afrika'da da görüldüğüne işaret etti:
DÜNYA
IŞİD, Mozambik'in Palma kasabasını ele geçirdiğini duyurdu:Yüzlerce kişi hayatını kaybetti, 10 bin kişi tahliye bekliyor
"Burada iç dinamikler önemli. Bu da Afrika’da sol hareketlerin zayıflamış olması. Buna karşılık toplumsal eşitsizliğin ve yoksulluğun artması, cihatçı hareketler için bir zemin oluşturuyor. Anladığımız kadarıyla ABD, bundan yararlanıyor. Çünkü Afganistan savaşından bu yana bir genel model oluşmuş durumda. Nasıl Batı emperyalizminin renkli devrim teknolojisinden bahsediyorsak, cihatçı örgütlerin de kullanıldığı bir emperyalist teknolojiden bahsediyoruz. Çok çirkin bir şey ama böyle tanımlanabilir. Sonuçta bir cihatçı örgütü yönlendirme, yaratma yeteneği kazanıyorlar, gizlice finanse ediyorlar. Bu örgüte göstere göstere vahşice cinayetler işletiyorlar. Sonra ABD'ye oraya askeri olarak müdahaleye davet etme, sanki savaşıyormuş gibi yapma, burada askeri üs elde etme, bir hegemonya oluşturma fırsatı doğuyor. Aynı mesele Suriye'nin doğusunun işgalinde görüldü. IŞİD’in kökeni ABD’nin aslında Irak’ı işgaline, buradaki Sünni direnişe dayanıyor. Ama sonra başka bir şey için devşiriliyor. ABD, liderlik kadrosuna uzanıyor. IŞİD’in başındaki kişi Said Abdurrahman Mevla, 2008’te Irak’ta tutuklanıyor, İngiliz hapishanesine gidiyor. ABD tarafından sorgulanıyor, itirafçı olduğu için serbest kalıyor. Sonra onu bir şekilde IŞİD’in başında görüyoruz. ABD de bu sırada muhtemelen müdahaleler yapıyor; bazı liderleri öldürüyor, iç çatışmalara müdahale ediyor ve gerçekten örgütü yönlendirebilecek hale geliyor. IŞİD, bugünün konusu değil belki. Çünkü bunun Afganistan, Orta Asya, Türkiye’ye uzanımları var. Nijerya ve Mozambik’teki örgütler, IŞİD’e biat ediyorlar, hegemonyasını tanıyorlar. Dolayısıyla köken olarak kendi toplumsal dinamiklerinden üreseler bile bir şekilde yönlendirilebilir hale geliyorlar." 

‘Çin uzun süreli plan yapıyor, bu mağrur ABD’nin başa çıkabileceği bir tarz değil’

Nalçacı, Afrika'daki durumu anlamak için yeniden paylaşım savaşlarına bakmak gerektiğini vurguluyor. Enerji ve değerli madenleri kullanan Çin açısından Afrika'nın önemini anımsatan Nalçacı, Çin'in ABD'den farklı taktikler uyguladığını, Amerikan özel şirketleri risk almak istemezken Çinli şirketlerin devletin merkezi davranma refleksiyle avantaj sağladığını anımsattı. Çin’in uzun vadeli planlar yaptığına vurgu yapan Nalçacı'ya göre bu ABD'nin başa çıkabileceği bir tarz değil: 
DÜNYA
Afrika’da El Kaide saldırılarında artış
"Afrika’da neden ABD’nin böyle bir şeye ihtiyacı var? Zaten hakim değil miydi? Anlamak için Afrika’nın yeniden paylaşımına, ticaret ve yatırım savaşlarına bakmak lazım. Burada Çin’in çok büyük bir rolü var. Çin'in büyük bir sanayisi, enerji ihtiyacı var. İster istemez dünyadaki hammadde kaynaklarını gözünü dikiyor. Petrolün dünya karbon kaynaklarının yüzde 20'sini, madenlerinin yüzde 40'ını kullanmak ne demek, bunlar büyük oranlar. Nadir elementlerden nikel, bakır, kobalt, her şeye ihtiyaçları var. Afrika çok büyük bir kaynak, sadece petrol ve doğal olarak değil çok önemli stratejik madenler var. Dolayısıyla Çin, ABD’den farklı taktiklerle yaklaşıyor. Şirketlerin devletle birlikte merkezi davranma özelliği avantajlar sağlıyor. ABD’de şirketler risk almak istemiyorlar. Halbuki Çin kredi veriyor. 110 milyon dolar Çin’in çok kısa bir sürede Afrika’ya yatırımı. Ticarette bariz üstünlüğü var. ABD ve diğer Batı emperyalizmi ülkelerine göre Afrika ithalatı Çin üzerinden gerçekleşiyor. Çin ikili anlaşmalar yapıyor, ‘sen de kazanacaksın, ben de’ diyor. Demiryolu, liman yapıyor. Orayı hemen sömüreyim diye değil, uzun vadeli bir planla yaklaşıyor. Çin’in en büyük yatırım yüzdesini Nijerya almış. Nijerya, bütün Afrika’ya yaptığı yatırımlarda birinci sırada. Limanlar, demiryolları yapıyor, doğalgaz boru hatları yapıyor. O ülkenin bir yerde içine nüfuz ediyor. Bu mağrur ABD emperyalizminin başa çıkabileceği bir tarz değil. Gidecek de bir yere yatırım yapacak, öyle bir şey yok." 

'IŞİD'in girişi, yerel örgütlerin biat etmesi ve ABD'nin askeri olarak bölgeye nüfuz etmesi birbirini izliyor'

Nalçacı'ya göre, cihatı saldırılardaki artışla ABD'nin Afrika'da AFRICOM komutanlığı altındaki askeri varoluş biçiminin de bağlantısı bulunuyor: 
"ABD’nin Afrika’da bir sürü üssü vardı. Hepsini merkezi bir komutanlık olarak AFRICOM'da birleştirdiler. Eğer değişmediyse merkezi Almanya. Ondan sonra bu cihatçı saldırıların arttığı görülüyor. AFRICOM, 2007’de kuruldu. Boko Haram, 2009’da zirve yapıyor. İHA’ları oradan yönetiyorlar. Ama o ayrı bir teknik. Burada doğrudan doğruya elimizde kanıt olmadan bir kapalı kutuyu anlamaya çalışıyoruz. Bu bilimin bir özelliğidir. Bu kapalı kutularda ne var, verilerden anlamaya çalışıyoruz. Yoksa doğrudan ABD’nin cihatçı terörü yönettiğine ilişkin şu anda veri yok, ileride çıkabilir. Dolaylı veriler var. IŞİD’i yönetmesi, buradaki örgütlerin IŞİD’e biat etmesi, kör bir terörle saldırıyor olması çok vahşi kitlesel cinayetlerin işleniyor olması buna karşılık ABD’nin bölgeye askeri olarak nüfuz etmesi. Çünkü hem Nijerya hem çevre ülkelerde hem Mozambik’te ABD, askeri danışmanlar, SİHA-İHA üsleriyle bölgeye yerleşiyor. O hegemonya da kendince uyguladığı yöntemlerle üstün hale geliyor." 

'Türkiye de Afrika'nın paylaşımında yerini almaya çalışıyor'

Türkiye'nin de AKP döneminde Afrika ile çok yoğun ilişki kurduğunu belirten Nalçacı, THY'nin hiçbir ticari değeri olmayan uçuşlar yaptığını anımsatırken, bunların 'sermaye birikimi' açısından taktik değişikliğe işaret ettiğini dile getirdi. Nalçacı, özellikle de Afrika'da Batılı emperyalist ülkeler gibi Türkiye'nin de satın aldığı yahut kiraladığı tarım arazileri bulunduğunu anımsattı: 
"Türkiye’nin bu cihatçı saldırılarda rolü var mı, yok mu ayrıca araştırmak lazım. Ama Türkiye, AKP döneminde özellikle çok yoğun şekilde Afrika ile ilişki kurdu. Hiç ticari değeri olmayan yerlere THY uçuşlar yaptı. Yeri gelince THY bagajında şu-bu taşındığına ilişkin dolaylı veriler var. Çünkü Türkiye’de sermaye birikimi açısından bir taktik değişikliği oldu. Türkiye sermayesi Afrika’da ve devlet o sermayeyi takip ediyor, çıkarlarını koruyor. Türkiye diğer emperyalist ülkeler gibi toprak satın alıyor, kira alıyor. Tarım arazileri var. Ggünümüz emperyalizminin bir özelliği, ayrıca ele alınması gerekiyor. Afrika’nın bir sürü toprağı Batı emperyalizmi tarafından kiralandı, ele geçirildi, bir şekilde satın alındı. Ama onun dışında fabrikalar, hastaneler, inşaat sektörü, yatırımlar var, Afrika bir yerde paylaşılıyor. Somali’de Türkiye’nin ağırlığı olduğu biliniyor. Kuzey Afrika bambaşka bir coğrafya.”
Yorum yaz