NEREDEN GELİYOR?

Hıdırellez

5 Mayıs yatsı ezanı sonrası gül dallarına para asmayan, dibine açık cüzdan bırakmayan var mı? Ya da derin bir nefes aldıktan sonra dileğimizi kâğıda yazıp, içine bir miktar para koyup, o kâğıdı sabah olmadan gül ağacının dibine gömmeyenimiz?
Sitede oku

Mehmet Zeki Pakalın, 'Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü'nün birinci cildinde, oldukça geniş yer ayırdığı Hıdırellez maddesinde şu bilgilere yer verir:

“Hızır; peygamberlerden cavidanî (ebedî, ölümsüz) bir hayata mazhariyetle meşhur olan peygamberin adıdır. Bir sebeple naçar bir halde kalan ihlâs sahiplerinin imdadına yetiştiği için ‘Hızır gibi imdadıma yetişti’ sözü meşhurdur. O güne bu adın verilmesinin sebebi Hızır'ın kendisi gibi peygamber olan ve yine onun gibi ölümsüz hayata mazhar bulunan İlyas ile o gün buluşmaları rivayetinden ileri gelmiştir.”

Refik Halid Karay’ın 'Cihangir Dalkavuğu Tarihi' isimli kitabında da meselenin bir başka yanını öğreniyoruz:

“Eskiden okuyup yazmışların ‘Ruz-i Hızır’, orta tabakanın ‘Hıdır-ı İlyas’ ve halkın ‘Hıdrellez’ dedikleri gün, bugüne rastlamaktadır.

Eski lügatçilerimiz, mana vermek kabil olmayan o sözün aslını ‘Hıdır ve İlyas’ olarak gösterdikten sonra derler ki:

‘Yevmi marufe (ruzi Hıdır) itlâki beynannas Hazreti Hıdır ile İlyas’ın aynı günde birleşip görüşmelerinden sanılırsa da doğrusu arzın ihdırar ederek, yani yeşillenerek kemale gelmesine müstenit olmak makuldür.’
‘Hıdır’ kelimesi Arapça yeşillik demek olmasına göre, en doğrusu bugün bir bahar bayramıdır ve Hazreti Hıdır’la pek ilişiği yoktur. Şu cihet de var ki Hıdırellez’e İstanbul’da eski bahçıvanlar çok önem verirlerdi; giyinir kuşanır, şenliğe karışırlardı. Bunun bir sebebi de vaktiyle bahçıvanların arazi sahiplerinden Kasım ve Hızır olarak yılda iki kere para almaları, bu hesapla çalıştırılmalarıdır. Hıdırellez bahçıvan bakımından cebine para girdiği bir yarım sene başıdır ve ziraat takvimi ile de soğuk ve sıcak olarak iki kısma ayrılan bir yılın sıcak devresinin başlangıcıdır.”

Refik Halid Karay’ın yazısındaki bu iki devri de Kudret Emiroğlu’nun 'Gündelik Hayatımızın Tarihi' isimli kitabından okuyalım:

“Hıdırellez günü, güneşin Ülker burcuna girdiği, eski takvimle 23 Nisan, Miladi takvimle 6 Mayıs günüdür ve Ruz-ı Hızır döneminden Ruz-ı Kasım’ın başlangıcı olan 9 Kasım’a kadar sürer. Yani 6 Mayıs, Ülker burcuna göre yılı ikiye bölen dönemin başı ve eski takvimlere göre bahar başıdır.”
Yorum yaz