EKSEN

‘Libya’da NATO müdahalesinden beri istikrar yok ancak tarafların alanları daraldığı için yeni hükümet kuruldu’

Hamide Rencüzoğulları’na göre, Libya’da BM hükümeti tarafların savaşın sonuç vermeyeceğini anlamasıyla mümkün oldu. Ancak Libya basını en çok BM'nin önayak olduğu uzlaşma hükümetinin temsil niteliğini tartışıyor. Rencüzoğulları göre, her halükarda İsviçre'deki seçimde Türkiye’nin memnuniyetini dile getireceği bir liste dengesi vardı.
Sitede oku

Libya'yı yönetecek geçici yürütme otoritesi, İsviçre'de toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) üyelerinin oylaması sonucunda belirlendi. Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammed el Menfi, Başbakanlığa da Abdülhamid Dibeybe seçildi. Oylamaya Libya'nın farklı kesimleri ve coğrafi bölgelerini temsil eden 74 üyenin katıldığı kaydedildi. BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Temsilcisi Stephanie Williams'in 'BM hükümetinin' kurulmasında çabaları büyük. Yeni geçici yönetimin ülkeyi 24 Aralık'ta seçime taşıması öngörülüyor.

El Menfi ve Dibeybe'nin listesi 74 üyeden 39'unun oyunu alırken, doğudaki Tobruk Meclisi'nin başkanı Akila Saleh ve Türkiye'ye yakınlığıyla tanınan Fethi Başağa 34 oyla yarışın 'kaybedenleri' oldu

Yeni yönetim dış temaslarına da hemen başladı. Fransa, Rusya ve Türkiye ile ilk temaslar gerçekleştirildi.

Libya’daki 'BM hükümeti' ve seçime uzanan süreci Libya üzerine kitaplarıyla tanınan araştırmacı ve yazar Hamide Rencüzoğulları ile konuştuk.

‘Tarafların alanları daraldığı için yeni hükümet kuruldu’

Hamide Rencüzoğulları’na göre, 2011’deki NATO müdahalesinden sonra istikrarın ortadan kalktığı fiilen ikiye bölünen Libya'da tarafların sıkışmışlığı 'birlik hükümetini' getirdi. Rencüzoğulları, dış destekli iki tarafın da savaşın sonuç vermeyeceği görüşünden hareket ettiklerini belirten Rencüzoğulları, yeni oluşumun meşruiyetinin ve halkı temsilinin şimdiden tartışılmaya başlandığını kaydetti:

Erdoğan, Libya'da Başkanlık Konseyi Başkanlığına seçilen el Menfi ve Başbakanlığa seçilen Dubeybe'yi tebrik etti

“Yeni bir ulusal birlik hükümeti oluşturma kararı alındı. Cuma günü Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılan oylamada 3 üyeli başkanlık konseyi ve bir başbakan seçildi. Bu aşamaya gelene kadar her iki tarafın aslında üçe bölünmüş bir Libya ama birer orduyla karşılıklı savaş halinde olan iki Libya söz konusu; Doğu Libya ve Batı Libya. Buradaki savaştan herhangi bir sonuç çıkmayacağının farkına varan dış desteklilerin çok yoğun çabaları sonucunda aslında BM devreye girdi. Çünkü ciddi bir tıkanmaya gitti. Bu iki otorite kendini meşru olarak görüyor, karşı tarafı meşru kabul etmiyor. Dolayısıyla bir iç savaşın tamamen bölünmüş iki ülke arasındaki bir cephe savaşı şeklinde devam etmesi söz konusuydu. Şimdi yeni bir ulusal birlik hükümeti oluştu. Aslında çok şey bekleniyor. Ne başaracağını önden kimse kestiremiyor. Ama çok umutlu olduğunu ifade eden kesimler var. Her şeyden önce hem Libya hem Doğu Akdeniz’de birbirinin karşısında olan bütün ülkeler bu sefer tek bir potada birleşti. Bu yeni mutabakat hükümetine umut bağladıklarını söylediler ve tebriklerini sundular. Bu aşamaya nasıl gelindiği önemli. Bu iki güç ciddi anlamda sıkıştı. Halkın taleplerine cevap verme noktasında sıkışmadılar. Onları destekleyen ülkelerin artık çemberleri, alanları daraldığı için sıkıştılar. Libya’da 2011’de NATO müdahalesinden sonra bir istikrar zaten olmadı. Olmasına olanak tanınmadı, şans verilmedi. Çünkü orada bir pasta vardı. O pastadan lokmayı biraz daha büyük kapma yarışında olan müdahaleci ülkeler aslında bu istikrarın önünde büyük engeldi ve işlerine de öyle geldi. Şu andan itibaren bir istikrara mı ihtiyaç vardı? Aslında istikrarlı Libya hiçbir gücün işine gelmez. Ama paylaşımı da kolay olamadı. Dolayısıyla biz mutabakat diyelim. Minimum düzeyde bütün tarafların bir mutabakatı söz konusudur. Aynı Birleşmiş Milletler daha önce Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni kurmuştu, fakat başarısız oldu. Şimdi yeniden bir ulusal birlik hükümeti oluşturdu. Bu oluşumun temelindeki meşruiyet şu anda tartışılıyor. Libya basınında en fazla tartışılan bu. Halkı temsil etmediği noktasında bir tartışma var. Çünkü BM Libya Destek Misyonu Temsilcisi, bölgelere göre kota sistemi uygulayarak kendisi belirledi ve halkı temsil etmeyen BM’nin hükümetini kurmak üzere oraya çağrılan bir delegasyon şeklinde söz ediliyor. Yani burada baştan bir sıkıntı var.”

‘Ateşkes sürecinin olumlu bir evreye geçmesi umut verici olan kısım’

Rencüzoğulları, Libya'da BM formülünü yansıtan birlik hükümetinin halkın mutabakatını ne kadar temsil ettiğinin Libya basınında da tartışıldığını aktardı. Rencüzoğulları’na göre, umut veren kısım ateşkes sürecinin olumlu bir evreye geçmiş olması ve 24 Aralık’ta yapılacak seçimlerde ülkenin geleceğine karar verilebilme ihtimali. Rencüzoğulları yeni hükümette siyasi elitlerin arasında sorunlu bir süreç beklendiğini de vurguladı:

Libya'da geçici yönetimin Başkanlığına Muhammed Menfi seçildi

“Fiili olarak ülkeyi zaten üçe bölmüşler. Bölgelere göre kota sistemi uyguluyorlar. Her bölgeyi temsil edecek yüzde bilmem kaç kota Fezzan bölgesinin temsilcileri, Trablus ve doğunun temsilcileri diye belirlendi. Delegasyon da buna göre seçildi. 75 kişi de zaten bu bölgelerin kotası gözetilerek seçildi. Sonuçta bu delegasyonun seçimi baştan öyle olunca delegasyonun belirlediği yeni hükümet, yani 74 kişi aslında, biri vefat etti, onların belirlediği bir geçiş hükümeti Libya halkının mutabakatını temsil eden bir hükümet olmaz, BM’nin formülünü yansıtan bir hükümet oluyor. Aslında Libyalı yazarlar, hatta UMH içinde yer alan başkanlık konseyinin üyeleri dahi diyor ki ‘Bu Libyalılar ile BM arasındaki bir müzakere değil, BM’nin kendi müzakeresi ve kendi seçimdir’. Ama umut veren kısmı şu ki sıcak savaşın ateşkesle noktalandığı andan itibaren buna sadık kalınması. Yani bir ateşkes sürecinin olumlu bir evreye geçmiş olması. Dolayısıyla savaşsız bir süreçte Libya’nın geleceğine birlikte karar verileceği bir dönem söz konusu. Birlikte dediğimiz üç başlı ve temsiliyeti üzerinden çağrılmış Libya var. Geleceğine barış döneminde karar verebilecekleri bir süreç. Nerede karar verecekler? 24 Aralık’taki seçimlerde. Açıkçası eğer bir başarı söz konusuysa, burada başarılı sayılabilecek en önemli adım ülkenin seçime götürülmesi. 24 Aralık’taki seçimlere bu geçici yürütme otoritesi taşıyabilecek mi, başarabilecek mi, bütün gözler onun üzerinde olacak. Ondan önce 3 haftası var. 3 hafta içerisinde kabineyi oluşturması ve Temsilciler Meclisi’nden güven oyu alması gerekiyor. Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nin başkanı, bu kazanan listenin dışındaki bir listede adaydı. Akila Saleh. Burada böyle bir durum da söz konusu. Kaybeden listenin bir adayı bu seçilen yürütmeye güven oyu verecek meclisin başkanı. Fakat desteklenmesi gerektiğini açıkladı Akila Saleh. Ne olacağı bilinmeyen başka bir kritik kısım ise Tobruk’taki hükümetin ne olacağı konusu. UMH Başbakanı Serrac, daha önce istifasını sunmuştu, ondan sonra askıya aldı. Yeni yürütme oluştuğunda görevi devredeceğim dedi. Şimdi 21 günün bitiminde yeni hükümete görevini devredecek. Öbür tarafta bir hükümet var, Tobruk hükümeti. Başkanları Abdullah es-Sini, görevlerinin devam edip etmeyeceği konusunda şunu dedi: ‘Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’ne ait bir karar bu’. Yani burada da önümüzdeki süreçte bir handikap daha olacak karşılaşacağımız. Öte yandan yeni seçilen başbakan, ‘Temsilciler Meclisi, bu halkın gerçek temsilcisidir ve onları önemsiyoruz’ dedi. Yani Temsilciler Meclisi orada kalacak ama hükümeti kalacak mı onu bilmiyoruz. İkincisi, hem Akila Saleh hem Fethi Başağa için söylenen şu ki; ‘Bunlar ne siyasette bulundukları pozisyonu bırakmak isteyecekler ne de nüfuzlarının daralmasına izin vermek isteyecekler’. Yani siyasi elitler arasında bir çatışmalı süreç bekleniyor.”

‘Her halükarda Türkiye’nin memnuniyetini dile getireceği bir liste dengesi vardı’

Rencüzoğullarına'na göre, Ulusal Birlik Hükümeti'nin Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin listesinin kazanması Türkiye’yi memnun etmiş durumda. Ankara'nın kendisine yakın olan Başağa'nın listesinin kazanmasını istediğini belirten Rencüzoğulları, ancak öteki listenin de bir 'mutabakat sigortası' niteliğinin bulunduğu görüşünü aktardı. 24 Aralık seçimine giderken yine elitlerin savaşını öngören Rencüzoğulları, Libya'da özgür seçimler düzenlemesinin de güçlüklerine dikkat çekti:

“Burada memnuniyet ya da memnuniyetsizlik ifade edebileceğimiz net bir durum söz konusu değil. Çünkü her şeyden önce Başağa'nın listesi, Türkiye’nin en çok kazanmasını istediği bir liste. Hatta kesin gözüyle bakılan bir liste diye konuşuluyordu. Son oylamaya geçildiğinde, 4 listeden 2 liste; Başağa'nın listesiyle Dibeybe’nin listesi finale kalınca kesin gözüyle bakılıyordu, Başağa’nın listesi ve aslında kazanacak olan Türkiye deniyordu. Fakat sürpriz bir sonuç çıktı. Başağa’nın listesi kaybetti. Dibeybe’nin listesi kazandı. Dibeybe kazandığında da Türkiye’ye çok yakın bir isim, Erdoğan’ın çok sevdiği bir şahsiyet denilmeye başlandı. Yani bütün listede sanki tam bir garanti, bir mutabakat sigortası kurulmuş gibi, öyle hissettirdi o listelerin dağılımı. Hangisi kazanırsa kazansın, bir ittifak, müdahaleci güçlerin orada süreci yönetenlerin bir ittifakı söz konusu. Yani Başağa, Türkiye’ye en yakın isimdi fakat kaybetti. Dibeybe de Türkiye’ye çok yakın bir isim. Yunus el Menfi de UMH’nin atadığı Yunanistan büyükelçisiydi. Yunanistan’ın sürgündeki elçisi, yani sürgüne gönderdiği Libya elçisi. Çünkü 2019’daki Türkiye ile UMH arasındaki anlaşmalara ret açılaması yapması istenmişti. Yapmayınca 72 saat içinde ülkeyi terk etmesi istenen bir büyükelçi. UMH’nin atadığı bir elçi. Zaten başbakan da hem İhvancıların desteklediği hem de yakınında olan bir isim. Erdoğan’a da yakın bir isim. Hatta kazandıktan hemen sonra Libya basınında ‘Dibeybe’yi nasıl bilirdiniz, nasıl tanırsınız?’ manşetleri atıldı. Şöyle denildi yeni başbakan için; Libya’nın en büyük inşaat firmalarından biri sayılan, Libya yatırım ve kalkınma şirketinin bugüne kadar lideriydi. Yaklaşık 19 milyar dolarlık Libya inşa ihalelerinin Türk şirketlerine verilmesini sağlamış. Yani her halükarda Türkiye memnuniyetini dile getireceği bir liste dengesi vardı. Ama önemli olan bu kısa sürede geçici hükümeti yürütmenin yapmak zorunda olduğu işler çok yoğun. Dış destekçilerine fazla fayda sağlayamaz diye düşünüyor. Ama seçimlere giderken yine elitlerin savaşı söz konusu olacaktır. Önemli olan 24 Aralık’taki eğer başarılabilirse o seçimler belirleyecek. Pasta kapışmasındaki bütün güçlerin pozisyonunu da o belirleyecek. Ne yazık ki ülkenin kaderini belirleyecek gerçek özgür bir seçim olur mu, ondan çok emin olamıyorum.”

Yorum yaz