GÖRÜŞ

‘Koronavirüs kriziyle boğuşan AB sona doğru gidiyor’

Kovid-19 salgınının merkezi haline gelen Avrupa, bundan sonra AB çatısı altındaki birliğini sürdürebilir mi? Bu soruya ‘hayır’ diyen ATA Platformu Direktörü Doç. Dr. Volkan Özdemir’e göre sağlık krizi, AB üyelerini ulusal çıkarları uğruna birbirine saldırır hale getirdi; iktisadi yapısı gibi birliğin geleceğinden de söz etmek artık zor.
Sitede oku

İlk kez Çin’de görülen ve birkaç ay içerisinde dünya geneline yayılan yeni tip koronavirüs Kovid-19 sebebiyle Avrupa zorlu bir sınavdan geçiyor. Gelinen tabloda, Avrupa’daki vaka ve ölenlerin sayısı Çin’i çoktan geride bırakmış durumda. Çinli sağlık personellerinin maske çıkardığı video viral olurken ve ülke genelinde kurulan geçici hastaneler de ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle bir bir kapanırken Avrupa’daki manzara Çin’dekinden çok farklı. 

24 Mart itibariyle, yalnızca İtalya’da koronavirüs sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı Çin’in neredeyse 2 katına çıkmış durumda. Halihazırda, İtalya’da 6 bin 77, Çin 3 bin 277,  İspanya’da 2 bin 696 ve Fransa’da 860 kişi hayatını kaybetti. Enfekte olanların sayısı da son derece çarpıcı. Çin’de 81 bin 588, İtalya’da 63 bin 927, ABD’de 46 bin 481, İspanya’da 39 bin 673, Almanya’da ise 31 bin 260 kişi enfekte olmuş durumda. 

Sağlık kriziyle boğuşan Avrupa Birliği’nin geleceği var mı?

Bu ağır sağlık krizi bir yana Avrupa Birliği de ciddi bir sınavdan geçiyor. Krizin başında uçuşları durdurma veya sınırları kapama önlemleri almakta geç kalan Avrupa ülkeleri, hastalık kıtaya yayılmaya başladıktan sonra ulusal çıkarlarını önceleyen politikalara yöneldi. Ayın başında, Almanya tıbbi maske ihracatını yasaklarken, Fransa’da ise hükümet, ülkedeki mevcut maske stoklarına dün el koyarak koruyucu maskelerin sadece reçeteyle verilmesi kararı almıştı. Birlik içinde yalnız kalan ve salgının en ağır seyrettiği İtalya’ya ciddi medikal destek ise Çin’den geldi. 

Söz konusu şartlar göz önünde bulundurulduğunda Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğinden söz etmek mümkün mü? AB, koronavirüs krizini atlattıktan sonra varlığını sürdürür mü? Sputnik’in bu sorularını Asya-Türkiye-Avrupa (ATA) Platformu Direktörü Doç. Dr. Volkan Özdemir, yanıtladı. 

‘Avrupa krizlerden en çok etkilenen bölge oluyor çünkü AB’nin iktisadi yapısının bir geleceği yok’ 

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre dünyaya yayılmış olan koronavirüsün merkezinin Avrupa olduğunu hatırlatan Doç Dr. Özdemir “Bu yüzden bu meseleyi Avrupa üzerinden konuşmak önemli. Avrupa’daki bu sağlık krizinin 2008-2009’da dünya iktisadi finansal krizi ve hemen ardından gelen 2011’deki borç krizini tecrübe ettiğini hatırlatmak gerek. Bahsi geçen bu krizlerden de en çok etkilenen Avrupa olmuştu. Krizden en çok etkilenen hep Avrupa oluyor. Bunun birkaç sebebi var. Birinci neden, Avrupa Birliği’nin diğer ülke ve bölge örneklerine kıyasla ciddi bir siyasi birlik oluşturamaması. Ama bunun da altındaki temel sıkıntı da iktisadi olarak Avrupa Birliği’nin yapısının geleceğinin olmaması” diyor ve şöyle devam ediyor:

‘Ortak merkez bankası olan birliğin ortak maliye politikaları yok’

“Geleceğinin olmamasından kastım şu; Avrupa’da büyük bir ikilem var, korona salgınından bağımsız olarak. Avrupa’da paranın ortak basıldığı bir Avrupa Merkez Bankası ve Euro Bölgesi var. Ama bunun yanında ortak bir mali politikanın yürütüleceği maliye bakanlığı yok. Yani vergiyi ulus devletleri kendileri topluyor, maliye politikasını kendileri icra ediyorlar fakat ortak bir para politikası merkezine bağlılar. Bu çok büyük bir çelişki ve bu çelişki üzerinden dünyada krizler, sarsıntılar olduğu zaman Avrupa en olumsuz etkilenen bölge oluyor.”

‘Korona krizi, AB’nin gerçek bir birlik olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi’

Yaşanmakta olan krizin, AB’nin gerçek manada birlik olmadığını hatırlatır nitelikte olduğunu anlatan Özdemir “Bu gibi kriz anları, Avrupa Birliği içerisinde aslında bir birliğin olmadığını, bunların sadece sanal olarak devam ettirildiğini, her ülkenin kendi çıkarını kollamaya çalıştığını gösteriyor. Avrupa içerisinde iktisadi açıdan en sorunlu bölge, Akdeniz coğrafyası. Somut olarak İtalya, İspanya, Yunanistan. Bu ülkeler zaten ağır finansman krizinde olan, kamu borçları kendi ülke gelirlerinin çok çok üstüne çıkmış devletler. Bu ülkeler 12 yıldır iktisadi krizden çıkamadıkları gibi aslında sürekli olarak Almanya’nın fonladığı Avrupa Merkez Bankası’nın varlık alımlarıyla hayatta tutulmaya çalışılıyor. Bunun karşılığında da ağır kemer sıkma politikaları uygulamak zorunda kalıyorlar. Bu ülkelerle Almanya üzerinde simgeleşen merkezi Avrupa para otoritesi arasında büyük bir savaş var” diyor. 

‘Koronavirüs krizinin ardından AB ülkeleri birbirlerinin çıkarlarına doğrudan saldırmaya başladı’

Ülkeler arasındaki bu savaşın, birlikteki ülkelerin birbirine doğrudan saldırısı haline geldiğine işaret eden Doç. Dr. Özdemir “Savaşın sağlık krizinden önce de olduğu zaten ortada. Ancak  şimdi korona salgınıyla birlikte bu savaşın artık çok ön plana çıktığını görüyoruz. Öyle ki, İtalya’ya gönderilen yardımları Çekya, Almanya gibi ülkeler bazılarını durdurarak, Çin’den İtalya’ya gönderilen tıbbi malzeme, maske gibi yardımı örneğinde görüldüğü üzere, bu yardımların bir kısmını kendileri kullanıyorlar. Kendi ihtiyaçları için alıyorlar. AB içerisinde zaten uluslararası bir dayanışma yokken artık içerideki ulus devletlerin de kendi ihtiyaçlarını başkalarının acil durumuna rağmen öncelediklerini, birbirlerinin çıkar alanlarına doğrudan saldırdıklarını görüyoruz” diye anlattı. 

‘Korona krizi, AB’nin en zayıf halkaları olan İtalya ve İspanya’da ağır geçiyor’

ATA Platformu Direktörü Özdemir “Krizin bir başka somut sonucu da, İspanya, İtalya, Yunanistan bu ülkeler AB’nin en zayıf ekonomi halkaları olmasıyla ilintili. Bakıyoruz bu salgın 6 bin ölüyle en çok İtalya’yı vurdu. Hemen ardından 2 bin 500 ölüyle İspanya geliyor. Bu iki ülkede vakalar artıyor, sağlık sistemleri çökmüş durumda. Her iki ülkenin de organize bir devlet yapısı yok, halklar rahat, gevşek davranmış, önlemler erkenden alınamıyor. Bu yüzden ekonomik anlamda da sorunlu olan bu iki devlet korona krizinden sağlık olanaksızlıkları nedeniyle en çok etkilenenler oluyor. Bu devletlerle kıyaslanabilecek Yunanistan’da ise durumun vehameti İtalya ve İspanya’ya göre anlaşıldığı için olağanüstü hal ve sokağa çıkmama gibi sert tedbirler alınmaya başlandı. Yoksa durum Yunanistan’da da feci olacaktı. Belki de fecidir. Bunun yanında tabii, Kuzey Avrupa ülkeleri, Almanya ise görece başarılı gidiyorlar. Daha az ölümlü vakalar var, daha çabuk sağlık müdahaleleri var. Demek istediğim, zaten 12 yıldır ekonomik olarak orta ve kuzey Avrupa’dan farklılaşmış, ayrılmış olan Akdeniz ülkeleri sağlık alanında da koronavirüsün getirmiş olduğu bu durumda da diğerleriyle ayrışıyorlar ve buranın en çok kaybedeni oluyorlar” dedi. 

AB’nin kağıt üstünde kalan birliği yakın gelecekte sona erer mi?

Doç. Dr. Özdemir, Sputnik’in bu sorusunu “Bence bu potansiyel, ihtimal çok ciddi bir olasılık olarak önümüzde beliriyor. Çünkü zaten iktisaden, siyaseten Avrupa Birliği içerisinde bir birlik yok ve bu kriz anlarında çok ön plana çıkmıştı. Şimdi ise bambaşka, bunun daha sertleştiği bir süreci yaşıyoruz. İtalyanlar, Yunanlar, İspanyollar kendi ekonomik çaresizliklerinin farkında olduğu için yıllardır Avrupa Merkez Bankası’nın varlık alımlarıyla Almanya’nın sözünü dinleyerek Avrupa Birliği içerisinde günü kurtaran ‘batmama’ politikasını izlemeye zorunlu olarak devam ettiler. Zannedilmesin ki bu ülkeler bu işin farkında değil ve Almanya’dan, onun etkinliğinde çok da hoşnut. Ama gerçek, sağlık gibi acil sorunlarda ortaya çıkıyor. Şu anda şöyle bir ikilem var; korona gerekçesiyle aslında devasa, büyük, yılların biriktirdiği sorunlar su üstüne çıktı. Acaba buna nasıl müdahaleler edilecek? Bunun iki yolu var. Sorunlar çözülebilecek mi, çözülemeyecek mi? Belki de bu krizi bir fırsata çevirip Almanya, Avrupa Birliği’nin içerisinde daha bütünleşikli bir yapıya, yani para politikasıyla mali politikayı birleştiren formata dönüştürmeye çalışabilir ancak ben bu sorunların çözülmeyip, birliğin dağılma sürecinin hızlanmasını daha olası görüyorum. Hızlanma diyorum çünkü zaten bu süreç aslında Brexit’le başladı” diye yanıtladı. 

‘İtalya’nın Euro’dan çıkması çok olası, bu da domino etkisi yaratır’

Bu olası senaryo kapsamında AB’nin ulus devletlerin direnciyle karşı karşıya kalacağına değinen Özdemir “Almanya bir yandan başarılı bir üretim ekonomisi ve refah üretiyor; bunun karşısında refahı tüketen İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeleri fonluyor. Ama bunun karşılığında da siyasi taleplerini artık bir sonraki aşamaya geçirmesi lazım. Bir sonraki aşamaya geçirmeye çalıştığı sırada ise korona gerekçesiyle sert tedbirler alırken bence bu sefer ulus devletlerin direnciyle karşılaşacak. Zaten yıllardır olmayan AB içerisindeki uluslararası dayanışma, ortak ruh bu krizle birlikte artık siyasi olarak da simgeleşerek, birliğin tamamen dağılma sürecini beraberinde getirecek. Burada en önemli soru Euro para biriminin ne kadar süreceği, güçlenip güçlenmeyeceği, süreci nasıl atlatacağı. Çünkü söz gelimi Avrupa dağılıyor derken İtalya’nın Avrupa Birliği’nin dağılma sürecine vuracağı en büyük darbe, bu sağlık krizini atlattıktan sonra yapacağı ilk iş euro para biriminden çıkmak olacak. Bu siyasi birliğin dağılmasından önce olur ama böylesine büyük bir ülkenin eurodan çıkması zaten siyasi olarak da dağılma anlamını taşır. Domino etkisi yaratacaktır, sadece İtalya ile sınırlı kalmayacaktır” dedi. 

‘AB’deki çatlak 2008’de varlık döneminin sona ermesiyle başlamıştı’

Doç Dr. Özdemir “Ben bu süreci ‘takke düştü, kel göründü’ diye tasvir ediyorum. 2008 krizinden sonra, yani son 12 yıldır sürekli varlık alım politikalarıyla Avrupa Merkez Bankası, bu ülkeleri fonluyordu ve kriz böyle atlatılmaya çalışılıyordu. Varlık döneminde her şey güzeldi. 2008’den önce Avrupa Birliği altın yıllarını yaşıyordu. 2008-2020 arası ise makyajlı yıllarını yaşadı. Şimdi de acil bir sağlık krizi gelince bu sefer o makyajlar da döküldü. Aslında bu ülkelerin ortak bir Avrupa ruhu yok, bu ülkeler birbirlerinin çıkarlarının aleyhine kendi milli menfaatlerini her noktada savunuyorlar. Böyle acil dayanışmanın olduğu yerlerde bile çok acımasızca bunu yapabiliyorlar. Çin’den, Rusya’dan, Türkiye’den mümkün olduğunca İtalya’ya yardım giderken, bir bakıyorsunuz Avrupa Birliği’nin içerisindeki ülkeler bu dayanışmayı gösteremeyebiliyorlar. Bunun temel sebebi, ulusal çıkar. Demek ki ulusal çıkarlar ortak Avrupa Birliği çıkarlarından daha önemliymiş. Demek ki artık Avrupa Birliği’nin siyasi olarak geleceği, makyajlar da bittikten sonra, pek mümkün görünmüyor” diye ekledi.

Yorum yaz