DÜNYA

Toplumun yüzde 72'si öksüren ve aksıranlardan irkilir hale geldi

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının psikolojik etkilerini ortaya koymak için yapılan araştırma, bireylerin yüzde 73'ünün elini daha sık yıkama isteği duyduğunu, yüzde 72'sinin öksüren ve hapşıranlardan irkilir hale geldiğini ortaya koydu.
Sitede oku

Ruh Sağlığı Derneği, Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyadaki birçok ülkeyi etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) psikolojik etkilerini ortaya koymak için yaptığı 'Korku Salgını Araştırması'nın ara sonuçlarını açıkladı.

Koronavirüs salgını sonrası bireylerin kendilerinde gözlemledikleri değişikliklerin yanı sıra yaş, cinsiyet, öğrenim ve medeni durumu, mesleği, varsa çocuk ve kardeş sayısı, gelir düzeyi, özel sigorta gibi kişisel bilgilerinin sorulduğu araştırmaya farklı yaş gruplarından 1500 kişi katıldı.

Ayrıca katılımcılara, "Gündemi hangi mecralardan takip ediyorsunuz?", "Kalıcı kronik hastalığınız var mı?", "Geçici hastalıklara yakalanır mısınız?", "Birinci derece yakınlarınızı hastalık sebebiyle kaybettiniz mi?" soruları da yöneltildi.

Bireylerin yüzde 73'ü elini sık sık yıkamak istiyor

Katılımcıların 42 soruya yanıt verdiği araştırmanın sonuçlarına göre, bireylerin yüzde 73'ünün elini sık sık yıkama isteği artarken, yüzde 25'inde bu durum değişmedi.

Vatandaşların yüzde 72'sinin haberleri takip etme merakı ile öksüren ve hapşıranlardan irkilme durumunun arttığını ortaya koyan araştırma, bireylerin yüzde 60'nın insanların salgın hastalıklarla ilgili kişisel tedbir almadıkları kanaatinde olduğunu gösterdi.

Salgın, bireylerin yüzde 59'unun hastalıklardan korkma düzeyini, yüzde 58'inin sağlığı hakkında kaygılarını ve hastalık belirtilerinin canını sıkma oranını arttırdı.

Hastalığa yakalanma riskinin arttığını düşünenler 3'te 2 oranında

Araştırmaya katılanların yüzde 57'si gelecekle ilgili endişelerinin arttığını kaydederken, yüzde 56'sı hastalığa yakalanma riski düşüncesinin ve salgın hastalıkların kendisine bulaşma ihtimalinin arttığı düşüncesinde olduğunu belirtti.

Ayrıca araştırma, bireylerin yüzde 48'inin ağır bir hastalığın hayatının tüm alanlarına etki edeceğiyle ilgili kaygılarının ve vücudunda olup bitenlerle ilgilenme yoğunluğunun arttığını ortaya çıkardı.

Salgın korkusu toplu taşıma kullanımını yüzde 50 etkiledi

Salgın nedeniyle insanların yüzde 47'sinin huzursuzluk hissi artarken, araştırmaya göre vatandaşların yüzde 48'i kalabalık, yüzde 46'sı ise kapalı ortamlarda bulunmak istemiyor.

Öte yandan araştırma, koronavirüs korkusunun bireylerin yüzde 50'sinin toplu ulaşım tercihini değiştirmediğini, yüzde 50'sinin ise toplu taşımayı tercih etme oranının azaldığını ortaya çıkardı.

Koronavirüs salgını bireylerin yüzde 44'ünün sağlıklı beslenmeye dikkat etme özenini, yüzde 42'sinin yiyecekleri daha çok yıkama sıklığını, yüzde 39'unun dışarıdan yeme içmeyle ilgili çekincelerini artırdı.

Bireylerin yüzde 63'ünün maske ve dezenfektan temin etme isteği arttı

Ankete katılanların yüzde 67'si koronavirüs tedbirleri kapsamında rutin hayatını değiştirmezken, yüzde 31'i salgının hayatında farklılıklara yol açtığını belirtti.

Araştırma, bireylerin yüzde 63'ünün maske ve dezenfektan temin etme isteğinin arttığını, yüzde 33'ünde ise bu durumun değişmediğini gösterdi.

Ayrıca, salgın korkusu vatandaşların yüzde 26'sının modern tıbbın iyileştirici gücüne olan inancını, yüzde 25'inin yaşama sevincini, yüzde 17'sinin hayatının anlamına odaklanma gücünü azalttı.

'Kaygımız artarsa hastalığa direnme gücünü kaybederiz'

Araştırma sonuçlarını AA muhabirine değerlendiren Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Ömer Akgül, koronavirüs vakalarının Türkiye'de görülmesinden itibaren insanlarda bir panik havasının oluşmaya başladığını söyledi.

Salgın korkusunun "korku salgını"na dönüştüğünü belirten Akgül, hastalığın fiziksel zararlarının yanı sıra psikolojik zararlarının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Ruh ve beden sağlığını bir bütün olduğuna, insanların fiziksel rahatsızlıklarının psikolojilerini, psikolojik rahatsızlıklarının da fizyolojilerini etkilediğine işaret eden Akgül, şu ifadeleri kullandı:

"Biyolojik bir sağlık problemiyle tıbbi anlamda mücadele ederken, psikolojik alanda da çalışmalarımızı yapmak zorundayız. Türkiye'de Sağlık Bakanlığımız fiziki çalışmaları çok güzel yürütüyor. Psikolojik olarak da doğru bilgiyi yetkililerden dinleyerek panik havası oluşturmamamız gerekiyor. Eğer kaygımızı, stresimizi artırırsak, belirsizliğe tahammülümüz düştüğü andan itibaren vücudumuzun direnci ve bağışıklık sistemimiz de zarar görecek ve hastalığa karşı direnme gücümüzü kaybedeceğiz." 

'Tedbir almazsak tedirginliğimiz artar'

Akgül, araştırma soruları arasında yer alan "İnsanların salgın hastalıklarıyla ilgili kişisel tedbirler almadıklarıyla ilgili kanaatim" maddesine verilen "Arttı" cevaplarının bir hayli yüksek olduğunu aktararak, "Vatandaşlar olarak gerekli tedbirleri almadığımızı kendi kendimize kabul ediyoruz. Bir kişi çevresindeki insanların kişisel hijyenine ve sağlığına dikkat etmediğinde kendini daha çok tehlikede hisseder. Bu yüzden korkup tedbir almamaktansa, tedbirimizi alacağız ve korkmayacağız. Yoksa tedirginliğimiz artabilir" değerlendirmesini yaptı.

Ankete katılanların yüzde 73'ünün ellerini sık yıkama isteğinin arttığını, yüzde 25'inin ise değişmediğini kaydeden Akgül, tedbir almayı gerektirecek kadar korkmanın önemini vurgulayarak, Türkiye'de bu anlamda bir bilinç olduğunu söyledi.

'Kendimizi korumak için refleks geliştiriyoruz'

Vatandaşların haberleri takip etme merakında yüzde 72 artış gördüklerini dile getiren Akgül, şunları kaydetti:

"Etrafımızdaki insanlar öksürdüğünde ve hapşırdığında irkilme durumumuzda ise yüzde 72'lik artış var. Eskiden böyle bir duyarlılığımız yoktu. Şimdi bu durum meydana geldiğinde maskesi var mı diye bakıyoruz. Varoluşumuza yönelik herhangi bir tehdit karşısında kendimizi korumak için refleks geliştiriyoruz. Araştırma sonuçlarına göre, genel olarak hastalıklardan korkma düzeyleri, insanların sağlığıyla ilgili kaygıları ve hastalık belirtilerinin canını sıkma oranı artmış. Bireylerin gelecekle ilgili endişeleri de artmış ama artarken, günlük rutinleri bozmaması lazım. İşimize odaklanabilmeli, sevdiklerimizle konuşabilmeli, beslenmemize ve sporumuza devam edebilmeliyiz. İnsanların büyük bir kısmı hastalığa yakalanma endişesi duymuyor. 'Bana bir şey olmaz' düşüncesinde."

Araştırma sonuçlarında vatandaşların birçok konuda koronavirüs salgınından duydukları endişeyi gördüklerini dile getiren Akgül, psikolojiyi güçlü tutmanın ve millet ile devlet kaynaşmasının salgınla mücadelede etkili olacağını sözlerine ekledi

Yorum yaz