DÜNYA

Firari Nissan-Renault CEO'sundan ilk basın toplantısı: Bana Nissan'da komplo kurdular, Japonya'da zulmettiler

Dünyanın en meşhur kaçağı Carlos Ghosn, Japonya'da yargılanmayı beklerken konulduğu evhapsinden filmlerde görülebilecek yöntemlerle çıkması ve Türkiye üzerinden Lübnan'a kaçmasından iki hafta sonra basın toplantısı düzenledi. 
Sitede oku

Renault-Nissan-Mitsubishi Alliance'ın eski yönetim kurulu başkanı ve CEO'su Carlos Ghosn, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında, Japon ceza sistemini ve Nissan'daki eski çalışma arkadaşlarını isim vererek yaylım ateşine tuttu.

17 yıl Japonya'da çalışarak Nissan'ı iflastan kurtarıp küresel otomotiv devine çeviren Ghosn, sektörün kralıyken hapse atılıp, aylarca hücrede tutulup, sıkı gözetim altında evhapsine konulmasından Japon hükümet yetkilileri, Nissan yöneticileri ve savcıların sorumlu tuttu. 

Bunların Renault-Nissan entegrasyonunu önlemek için komplo kurduğunu iddia eden Ghosn'un Kasım 2018'de tutuklanmasından beri basının karşısına ilk çıkışının ana hatları şöyle:  

'Nissan üzerinde Renault etkisinden kurtulmak için'

* Haziran 2018 öncesi emekli olmaya hazırdım, ama maalesef Renault - Nissan bileşimi için devam etmeye yönelik teklifi kabul ettim... Komplo' 2017'nin ilk aylarında Nissan'ın performansının düşüşüyle başladı. Japonlar, Nissan'ın Fransız otomotiv devi Renault ile ortaklığından ve şirket yönetiminde söz sahibi olmasından rahatsızdı. Ortaklıkta taraflar birbirine güvenmiyordu. Japonya'daki bazı arkadaşlarım Nissan üzerinde Renault etkisinden kurtulmanın tek yolunun benden kurtulmak olduğunu düşündü.

'Bu yüzden Fiat Chrysler kaçırıldı'

* Tüm bunlardan kazanan kim oldu? 2017'de ititfak bir numaralı otomotiv grubuydu. Üç şirket de büyüyor, kar ediyordu. Gruba Fiat Chrysler'ı katmaya hazırlanıyorduk, bunun için John Elkann ile müzakere ediyordum. Artık ittifak yok. İttifak kaçırılmayacak şeyi, Fiat Chrysler'ı kaçırdı. İnanılmaz şekilde Groupe PSA ile devam ettiler. Sanayinin hakim aktörü haline gelme fırsatını nasıl tepersiniz? Yanlış sayfayı çevirdiler, artık kar, büyüme, stratejik inisiyatif, teknoloji, ittifak kalmadı. Bugün gördüğümüz ittifak maskaralığından ibaret. 

* Tutuklanmamdan beri Nissan'ın piyasa değeri 10 milyar dolardan fazla miktarda azaldı. Tüm bu süreç boyunca günde 40 milyon dolar kaybettiler. Renault'nun piyasa değeri de 5 milyar euro azaldı.

'Nissan, Latham & Watkins, Tokyo savcılık bürosunun komplosu'

* Son 14 ayda bana çektirilen akla hayale sığmaz işkence, sayısı bir elin parmakları kadar olan vicdansız, kindar bireyin başını çektiği organize bir kampanyanın sonucu. Bunlar Nissan ve birlikte çalıştığı Latham & Watkins hukuk firmasındakiler, Tokyo savcılık bürosundan da destek aldılar. 

Tek tek isimlerini saydı

* Komplo kuranlar arasında Nissan'dan Hiroto Saikawa, Hitoshi Kawaguchi, Masakazu Toyoda, Hari Nada var. 

* Kötü muameleden sade savcılar değil, aynı zamanda hükümet yetkilileri, Nissan ve Latham & Watkins sorumlu. Hakkımda yalan enformasyon sızdırdılar ve bana yardımcı olabilecek doğru enformasyonu saklı tuttular. Dünyanın gözü önünde Adımı temizleme hakkı tanınmadan baştan suçlu sayıldım.

'Kahramandım, diktatör oldum'

* 17 yıl boyunca Japonya'da rol modeldim, birdenbire savcılar beni hissiz, açgözlü bir diktatör olarak sundu.

* Bana yöneltilen suçlamalar temelsizdir.

'Tehdit ve tecrit uygulaması'

* Beni yanımda avukat yokken günde 8 saat sorguya aldılar. 

* Savcı bana sürekli 'eğer itiraf etmezsen her şey senin için daha da kötü olacak' diyordu. 

* Eşimle görüşmemi yasakladılar, gönderdiği mesajları camın ardından gösteriyorlardı. 

* İtiraf etmezsem ailemin peşine düşeceklerini söylediler. 

* İşimden, ailemden, dostlarımdan, Renault, Nissan ve Mitsubishi'den vahşice koparıldım.

'Komployu' Pearl Harbour baskınına benzetti

* Arkadaşlarım 'Sana komplo kurduklarını nasıl fark etmedin' diye sorduğunda onlara 1941'de Japon Hava Kuvvetleri'nin Amerikalılara sürpriz (Pearl Harbour) saldırısını hatırlattım.

* Bu mahrumiyetin derinliğini ve ailem ve sevdiklerimle yeniden birleşebildiğim için duyduğum minnetin büyüklüğünü anlatacak söz bulamıyorum. 

* Japonya'yı nasıl terk ettiğimi değil, neden terk ettiğimi anlatmak için buradayım. En temel insan haklarını ihlal eden sisteme ışık tutmak için buradayım. Adımı temize çıkarmak için buradayım. Suçlamalar doğru değil ve aslında hiç tutuklanmamam gerekiyordu.

'Japonya'da tutuklamalarda mahkumiyet oranı yüzde 99.4'

* Kaçmak hayatımda verdiğim en zor karardı, ama mahkumiyet oranı yüzde 99.4 olan bir sistemle karşı karşıyaydım, hatta yabancılar için bu oranın daha yüksek olduğunu sanıyorum.

* Ya Japonya'da hapiste ölecektim ya da kaçacaktım.

* Bu basın toplantısından bir gün önce eşim (Lübnan vatandaşı Carole Ghosn) için tutuklama kararı çıkardılar. Ne tesadüf. 

Nasıl kaçmıştı?

Ancak görünen o ki, Japon ceza sisteminin demir yumruğu, kendisinin filmlerde görülebilecek bir organizasyon yapıp ülkeden kaçmasını engellemeye yetmedi. 

Fransa, Brezilya ve Lübnan vatandaşlığı bulunan dünyaca ünlü otomotiv yöneticisi, evine konser vermeye gelen müzik grubunun ses sistemlerinin taşındığı büyük kutu içinde evden çıkarılıp kargo uçağına konuldu. Türkiye üzerinden Lübnan'a götürüldü.

Interpol, Japon hükümetinin talebi üzerine 2 Ocak'ta Ghosn hakkında kırmızı bülten uyarısı yayımladı.

Yorum yaz