DÜNYA

Araştırmaya göre 'Kesinlikle dönmeyeceğim' diyen Suriyelilerin oranı yüzde 50'yi geçti

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Suriyelilerle ilgili yapılan bir araştırmanın sonuçlarını okurlarına aktardı ve "İki yıl öncesinde gelenlerin yüzde 17 civarı Suriye’ye dönmem derken, bugün kesinlikle dönmeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 50’yi geçmiş" dedi.
Sitede oku

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Prof. Dr. Murat Erdoğan öncülüğünde yürütülen Suriyeliler Barometresi'yle ilgili güncel verileri okurlarıyla paylaştı. Erdoğan'ın Suriyeliler konusunda Türkiye'nin en güvenilir isimlerinden biri olduğunu belirten Sarıkaya, "Bunu 2017’de çıkardığı Suriyeliler Barometresi’ndeki saha araştırmasıyla, kamuoyu yoklaması yapanlara örnek oluşturacak çalışmayı da önümüze koymuştu. Geçen yıl yenisini çıkaramadı, ancak ahdetmişti. Sonunda aynı nitelikte, hatta içerik bakımından çok daha zengin bir çalışmaya daha imza atmış; Suriyeliler Barometresi 2019’u tamamlamış" bilgisini verdi.

Erdoğan'ın megapoller, kentler, ilçeler, köyler dahil Türkiye’nin birçok yerinde Suriyelilerle birebir görüştüğünü belirten Sarıkaya, profesörün bu araştırmayla vatandaşlığa geçen Suriyeliler ile geçmeyi bekleyenlerin Türk toplumuna mesafesini de ölçümlediğini kaydetti.

Sarıkaya, sözlerinin devamında araştırmadan şunları aktardı:

"İkincisinde öncesine göre dikkat çeken en önemli veri nedir derseniz, Suriyelilerin Türkiye ve Türkiye ile aidiyet bağının gittikçe güçlenmesi derim…

‘Kendilerini Türkiye'de çok daha huzurlu ve güvende hissediyorlar'

Çünkü iki yıl öncesinde gelenlerin yüzde 17 civarı Suriye’ye dönmem derken, bugün kesinlikle dönmeyeceğini belirtenlerin oranı yüzde 50’yi geçmiş.

Bu da kendilerini Türkiye’de çok daha huzurlu ve güvende hissetmelerinden kaynaklanıyor.

Buna karşın Türk vatandaşlarında onlara olan tepkileri de üç kat artmış.

Türk yurttaşlarındaki bu reaksiyona karşın Suriyelilerin kendilerini rahat hissetmelerindeki neden de Türk toplumunu çok iyi tanımaya başlamış olmaları derim.

Çünkü araştırmada da sorulduğunda, ‘Devletin bir tepkisi yok, bireylerin tepkisinin de bir önemi yok bir süre sonra geçer’ bakışına sahip olmaları.

Murat Erdoğan bu aşamada önemli bir noktaya dikkat çekti.

Resmi verilere göre vatandaşlığa geçen 108 bin Suriyeli ile geçmeyenlerin Türk toplumuna mesafesini ölçümlerken kendisini de hayrete düşüren bir veriye ulaşmış.

Vatandaş olanla, olmayanın farkı

Türk vatandaşlığına geçen Suriyelilerin, geçmeyenlere oranla Türk toplumuna olan mesafesinin çok daha açık olduğunu görmüş.

Hem vatandaşlığa geçip hem de toplumla olan mesafesinin bu denli açık olmasını neye bağlı olduğunu sordum, çalışmanın bütünüyle tamamlanması halinde daha net ortaya çıkacağını belirtti.

‘Vatandaşlığa alınmada uygulanan kıstasların yeniden gözden geçirilmesini gerektirecek bir durum’ dedi.

Erdoğan’ın üzerinde durduğu bir başka nokta ise AB ile yapılan Geri Kabul Anlaşması’nda yaşanan olumsuzluklar.

Anlaşmaya göre, AB kaçak yollarla gelmiş her bir Suriyeliyi Türkiye’ye verecek ve karşılığında da bir Suriyeliyi seçip alacaktı.

Yunanistan Anlaşma yerine, 60 bin Suriyeliyi Meriç Nehri de dahil olmak üzere Türkiye’ye yollamış.

'AB'ye 20 milyar verelim'

Murat Erdoğan, AB ile yeni bir anlaşmanın revize edilmesi taraftarı.

Önerisi ise bu kez Türkiye’nin AB’ye Suriyeliler için para ödeme teklifinde bulunması yönünde.

Erdoğan, ‘AB’ye yarısını, yani 2 milyonu alması karşılığında 20 milyar euro önerilse, Türkiye için çok daha kârlı olur’ görüşünü dile getirdi.

Nedenini de Suriyelilerin gittikçe artan nüfusunun yanında, hem Türk toplumunda hem de sığınmacılarda ortaya çıkan öfke birikiminin gittikçe artmasına bağladı.

Toplumsal çatışmaya dikkat çekti.

'Bir yılda 420 bin Suriyeli olmayan giriş yapmış'

Murat Erdoğan’ın üzerinde durduğu en önemli konu ise Suriyeliler dışında Türkiye’ye gelip yerleşmiş olanlar.

Bunların içinde Afganistan’dan gelenler birinci sırada yer alıyor; onu Pakistan, Irak ve İran takip ediyor.

Suriye’den gelenlerin uluslararası kapsamda bir karşılığının olduğunu belirten Murat Erdoğan, şunları söyledi:

‘Afganistan’dan gelenler için ne diyeceğiz? Bir yılda 420 bin Suriyeli olmayan giriş yapmış. Yani, resmi rakamla günde ortalama 1500 kişi girmiş. Yakalayıp göndermeye kalksanız uçak yetmez. Ayrıca Afganistan da son dönem karar aldı, ‘Charter yani tarife dışı uçakla yollarsanız almam, bana tarifeli uçaklarla yolla’ diyor. THY’nin uçağıyla iadesini istiyor. Bunların 50 binini yollamış olsanız bile geriye kalan ciddi bir rakam olarak karşımızda duruyor.’

CHP’nin ardından ‘Suriyeliler Çalıştayı’ yapan İYİ Parti de gelenlerin ülkesine gönderilmesini istiyor.

Aslında sorun bu aşamadan çoktan çıktı.

Bunun için önerilen yolların uygulamaya konulması ve bunun ne şekilde olması gerektiği üzerinde durulmalı.

Hatta cesaret edip, önerilerinin yerine getirilmesi için siyaset ortak adım atabilmeli.

Yoksa öneriden öteye gitmeyecek, sorun da gittikçe içinden çıkılmaz hale gelecek…

Barış Pınarı bölgesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Küresel Mülteci Forumu’nda, BM Genel Sekreteri Guttares başta olmak üzere katılımcılara önerileri önem kazanıyor.

İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Mülteciler İçin İşbirliği’ kitabında Türkiye’nin bugüne kadar yaptıkları derli toplu sıralanırken, Suriye krizinde güvenli bölge oluşturulması ve insanların topraklarına dönüşünün sağlanması konusunda yapılan çabalara da yer veriliyor.

Kitapta en dikkat çeken nokta ise Suriyeli nüfusunun son bir yılda 60 bin kadar artmış olması.

Bunun nedenini anlamak için de Göç İdaresi Müdürlüğü’nün Eylül 2019 verilerine göre eğitim çağındaki yabancı uyruklu sayısının 1 milyon 301 bin 380 olduğunu görmek yeterli.

Ağırlıklı yoğunluk ise ilkokul birinci ve ikinci sınıfta.

Yani, 2011’de krizin başlamasıyla kaçıp Türkiye’ye geldikten sonra doğmuş çocukların resmi verisi olarak da bakılabilir.

Göç İdaresi verisine göre 785 bin 332’si ancak eğitim öğretime dahil edilebilmiş; bunun 617 bin 595’i ise Suriyelilerden oluşuyor.

Demek ki eğitim öğretime dahil edilenler içinden Suriyeliler çıktığında, başka ülkeden 167 bin 737 çocuğun dahil edildiğini söyleyebiliriz.

Bu bile Türkiye’nin içinde bulunduğu güçlüğü görmeye yeter.

Ortaya çıkan durumun çözüm yöntemi ise belli; koltuğundan gitmesi gittikçe zorlaştığına, en büyük düşman gördüğü ABD’nin dahi yakınlaşma çabasında bulunduğu Şam yönetiminin başındaki Esad ile teması kurmak.

Unutulmasın ki görüşmeye başlamak tek başına Suriyeli sığınmacıların geri dönüşünü sağlamayacak; Doğu Akdeniz’de olası sorunların giderilmesinin de önünü açacak."

Yorum yaz