EKSEN

‘Kırım’ın Türkiye’deki eş düşümü Hatay’dır’

Yazdan Kaya'ya göre, Kırım'ın Rusya Federasyonu'na katılmasının yolunu Ukrayna'daki ‘çağdaş Naziler' açtı. Kırım için ‘Türkiye'deki eş düşümü Hatay' diyen Kaya, Rusya ile yeniden birleşme ile açılan ekonomik fırsatlara dikkat çekti.
Sitede oku

Natalya Poklonskaya: Erdoğan gelirse Kırım’a aşık olur
Kırım'ın Ukrayna'da 2014'deki Meydan darbesi sonrasında 16 Mart'ta düzenlenen referandumun sonucu olarak 18 Mart'ta yeniden birleşme anlaşmasını imzalayarak Rusya Federasyonu'na katılmasının beşinci yıldönümünde yarımadadaki durum yeniden gündemde. Sovyetler Birliği döneminde uzun yıllar Rusya Sovyetleri'nin parçası olmuş, 1954'te Hruşçev döneminde Ukrayna Sovyetleri'ne ‘hediye edilmiş' Kırım'ın geri dönmesinin onuruna yarımadada görkemli törenler düzenlendi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bu etkinliklerde yerini aldı. Putin'in Kırım'ı hala Ukrayna'nın bir parçası olarak gören Batılı ülkelerle aynı tutumu sergileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Simferopol'de (Akmescit) inşa edilen Cuma Camii'nin açılış törenine davet etmesi dikkat çekti.

Kırım'la ilgili gelişmeleri ve tartışmaları Rusya-Kırım-Türkiye Vakfı'nın kurucusu ve Başkanı Yazdan Kaya ile konuştuk.

‘ŞU ANDA UKRAYNA'DAKİ AYRILIKÇI HAREKETİ KANATANLAR…'

Yazdan Kaya'ya göre Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılarak Rusya Federasyonu'na katılmasının yolu Ukrayna'daki ‘çağdaş Naziler' yüzünden açıldı. Kırım'ın Ukrayna içinde bulunduğu 1954 sonrasında da hep unutulmuş bir bölge olduğunu anlatan Kaya, 2014 olaylarına giden süreçte Kırım halkında büyük bir bezginlik bulunduğunu, ekonomik, siyasi ve inanç bağlamında baskılanmaya gidildiğini belirtirken, Kiev'deki Neonazi hareketlerinin kopmayla sonuçlanan süreci tetiklediğini vurguladı:

Putin: Yahudilerin finansal sorunları varmış, bu ancak Kırım'da mümkün olabilir
"2014'te Ukrayna'da meydan olayları hasıl oldu. Bununla beraber bölgede çok ciddi bir iç karışıklık başladı, 22 Şubat'ta başlayan süreç içerisinde. Silahlı radikaller çok masumane değiller, bildiğimiz çağdaş Naziler. Dolayısıyla tamamen tetikçi bir politika izlediler. Sadece Kırım'da değil Ukrayna'nın birçok yerinde. Odessa'daki katliamda nüfusun yüzde 97'si zaten Rus kökenlidir aslında. O dönem içerisinde bizde çok yer bulmadı, anlatılmadı medyada. Sonra bu olaylar Kırım'a sirayet etti. Kırım'ın nüfus oranına baktığımız vakit yüzde 67'sini Ruslar oluşturur, ikinci sırada Ukraynalılar vardır, üçüncü sırada da Kırım tatarları yer alır. Bu dönem içerisinde aslında Kırım hep unutulmuş ve ötelenmiş bir bölgeydi. Orada Ukraynalı oligarkların dışında iki tane büyük müessese var endüstri anlamında dünyaya hizmet veren. Bunlardan bir tanesi Kerç demir çelik fabrikası, diğeri de bütün sektörlerin değişmez üyesi olan titandioksit. Bu iki fabrikadan da sadece oradaki Türkleri kastetmiyorum. Ukraynalılar dahi bundan istifade edemediler. Orada bir rant oluşturuldu. Bu rant da hep aşırı yapılara yani çağdaş Nazicilere gönderildi. Donbass'taki büyük hadiselerin finansörü de buranın eski işletmecileridir. Halk da bu anlamda bir bezginlik vardı. Orada muazzam ölçüde hem ekonomik anlamda hem de siyasal anlamda çok ciddi bir baskılanma yaşanıyordu. Bu inanç anlamında da çok ciddi sıkıntılar çıkarttı orada özellikle soydaşlarımız açısından. Türkiye'de de özlelikle son dönemde gelişen konjonktür bizim bu konudaki hassasiyetlerimizi arttırdı elbette. Mesela çok bilinen bir durum değil. Orada irili ufaklı 500'e yakın küçük medrese, camiler vardı. Bunlar yıkıldı, kapandı. 22 Şubat'tan evvelki dönemden bahsediyorum. Ciddi bir istihdam problemi vardı. Yanı sıra eşit yurttaş olmanın avantajını yaşayamıyordu kimse. Devletin olanaklarından istifade edebilme şansınız yoktu Kırım'da. Kırım'ın bu anlamdaki tarihi sorumluluğunu üstlendiğini iddia eden bazı yapılar var. Bu yapıları da biz aslında Türkiye'nin yakın siyaset tarihinden çok iyi tanıyoruz. Bir şekilde bunların siyasi devresidir. Şu anda Ukrayna'daki bu ayrılıkçı hareketi de kanatanlar destekleyenler ya da bunu ajite eden yapılar aynı yapılardır. Bunlar da o dönemde oradaki inşaları ciddi ölçüde istismar ettiler."

‘RUSYA, KIRIM'A GELENE KADAR KİMSENİN AKLINDAN GEÇEN BİR YER DEĞİLDİ, ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞTİ'

Rusya: Kırım'a nükleer kapasiteli Tu-22M3 bombardıman uçakları konuşlandırılmadı
Kırım'daki nüfusun zaten ezici çoğunluğunu Rusyalıların oluşturduğunu, bölgenin de kendisini Rusya'ya ait olarak gördüğünü belirten Kaya, ayrılma sürecinde Kırımlıların demokratik iradesi gereği Batı'nın kendi kaderini tayin hakkını tanımak yerine aksi bir tutum takınmasında emperyal heveslerin yattığını anlattı. Kaya, Batı medyasının da gelişmelere yönelik büyük dezenformasyon yürüttüğünü kaydetti:

"Kırım'ın Türkiye'deki eş düşümü tamamen Hatay'dır. Nasıl ki 1939 yılında kendi öz iradesiyle Türkiye'ye dahil olmuştur. Aynı şekilde Kırım da 16 Mart 2014'te yüzde 98 ile oraya dahil oldu. Oradaki insanlar kendilerini Rus vatandaşı olarak görüyorlardı zaten onun öncesinde de. Bütün ticari diyalogları Rusya üzerinden yürütülüyordu. Krasnodar üzerinden yürütülüyordu, Kerç'in karşısındaki liman üzerinden yürütülüyordu. Ora bu anlamda Rusya oraya gelene kadar kimsenin aklından geçen bir yer değildi. Ötekileştirilmiş bölgeydi, uzak bir coğrafyaydı Ukrayna'ya da. Bu tamamen aslında bir dezenformasyondur, yani yanlış bir bilgilendirmedir. Zira halk iradesinden bahsediyoruz. Günümüzde Amerika'nın da özellikle üzerinde itina ile durduğu bu sert determinasyon. Yani onların kendi kader hakkını tayininden bahsederek. Oradaki insanlar bir irade gösterdiler. Demokratik bir irade gösterdiler, iradeleri de bu şekilde tecelli etti."

‘KIRIM ASYA'DAN UZANAN TİCARET GÜZERGAHININ KALBİNDE'

Yazdan Kaya'ya göre Kırım'la ilgili gelişmelerin dünyaya yanlış yansıtılmasının arkasında bölgenin jeostratejik önemi yatıyor. Kırım'ın çağdaş ipek yolu (Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi) üzerinde bulunduğunu anlatan Kaya, Rusya ile yeniden birleşme eşliğinde inşa edilen Kerç köprüsünün önemine de atıf yaptı:

Rusya'dan ABD'ye 'Romanya' yanıtı: Kırım'a nükleer kapasiteli Tu-22M3 bombardıman uçakları konuşlandırıldı
"Uluslararası emperyal aktörler var hepimizin bildiği, bir kere bunlar bu durumdan çok rahatsızlık duyuyorlar. Bunun temel nedeni siyasal tercihleri de değil, daha farklı bir şey var işin öznesinde. Kırım yeni dünyanın ticaret başkenti olacak. Uzak Asya ve aynı zamanda Rusya'nın dünyaya açılan ticaret kapısı. Kırım aslında Chicago-Hamburg hattının alternatiftir. Yani hep bahsedilen konu vardır ya yeni ticaret güzergahı ya da çağdaş ipek yolu. İşte onun ana terminalidir Kırım. Sovyetler döneminde var, ta ki Paulus'un Stalingrad'ı işgal ettiği andan itibaren Kırım'ın bu şekilde jeostratejik bir önemi var. O dönem içerisinde Sovyet ekonomi politiği işletildiği için çok fazla üzerinde durulmadı. Oraya bir Kerç Köprüsü, çok ciddi bir maliyetle yapıldı. Azur denizinin iki yakasını birbirine bağlar. Bu köprü aslında tam bir ticaret köprüsüdür, hem reel anlamda hem de metafor olarak böyledir. O köprü o yarımadayı sadece Rusya'nın karasına bağlamıyor. Uzak Asya'nın bu endüstri ve sanayi devi olan ülkelerinde ticaret güzergahı burası."

‘KIRIM SAYESİNDE KARADENİZ DAHA ÖNEMLİ TİCARET GÜZERGAHI HALİNE GELECEK'

Yazdan Kaya'ya göre Kırım'ın Rusya Federasyonu'na katılmasına karşı tavır almak Türkiye'nin çıkarına hizmet etmez. Kırım sayesinde Karadeniz'in daha da önemli bir ticaret güzergahı haline geleceğini söyleyen Kaya, 2022'ye kadan planlanan yatırımlarla kaydedilecek gelişmelerin dikkate alınmasının önemini vurguladı:

Putin'den Erdoğan'a Kırım'daki Cuma Camii'nin açılışına davet
"Bu konuda bizim tavır almamız tamamen kendi çıkarlarımıza aykırı bir durum. Çünkü Karadeniz bir ticaret gölü olacak, yani 200 milyar dolarlık bir bütçenin döndüğü yerden bahsediyorum. Bunun gölgesi bile bizim ülkemize yeter. Bu konuda biz çok da böyle aklıselim davrandığımızı düşünmüyorum. En azından orada ciddi anlamda o dönem içerisinde yaşan istihdam problemi çözüldü. Artık insanların bir işi var. Orası tamamen Rusya hükümeti ve Putin'in hassasiyetle üzerinde durduğu bir konudur. Bununla ilgili almış olduğu özel ekonomik tedbirler ve genelgelerle tamamen bir ticaret ve cazibe merkezine dönüştürülmüştür. 2022'ye kadar da bu tam anlamıyla böyle işletilecek. Hummalı bir çalışma yürütülüyor burada. Orası bütün Uzak Asya'nın terminali olacak. Lojistik terminali yani, liman konusunda bunu kastediyorum. Türkiye'de gözden kaçırılan çok önemli bir hadise var. Rusya oraya çok büyük bir havalimanı yaptı. Simferopol Havalimanını, uluslararası havalimanına dönüştürdü. Rusya ile Türkiye arasında yapılan ticaretin büyük bir kısmı turizm teşkil eder. Bunlar yapıldı, burası aktarma merkezi olacak. Yarın Rusya dediği zaman ‘Ben Kamçatka'dan da geleni, Leningrad'dan da geleni eğer gönderiyorsam, orada turizm ajansı vardır ya buraya aktarma merkezi olarak kullanacaksınız' gibi bir tablo ortaya çıkarsa, bu muhtemeldir böyle olacaktır, biz ne yapacağız o zaman, oradan turist gelmesin mi diyeceğiz?"

‘TÜRKİYE EKONOMİK ÇIKARLARI İÇİN İSTİKAMETİNİ KIRIM'A ÇEVİRMELİDİR'

Türkiye'nin tam bağımsız ekonomik atılıma girebilmesi için Kiev yanlısı politika gütme hatasından dönmesi ve ekonomik çıkarları için yönünü Kırım'a çevirmesi gerektiği görüşünü dile getiren. Kaya, bu yolun Türkiye'deki ekonomik darboğazın aşılmasına da katkı yapabileceğinin altını çizdi:

Poklonskaya: Kırım, tüm dünyaya Rus ruhunu gösterdi
"Bu konuda Türkiye çok ciddi bir hata içerisinde. Biz bunun artık ne kadar hamaset ne kadar ciddi olduğu tartışılır. Ama yeri geldiğinde tamamen tam bağımsız bir ekonomik atılımdan bahsediyoruz. Vesayetsiz ve sürdürülebilir bir ekonomi istiyorsak ve ülkemizde de şimdi yaşanan ekonomik bir darboğaz var, bunun merhemi aslında Kırım'dır. Kırım'da ciddi bir lojistik merkezi oluşturuluyor. Bunun dışında Türkiye'nin önemli lokomotif ekonomilerinden birisi olan inşaat konusunda 2500'e yakın bir proje var: ‘Burası derbi şantiye gibi, Türkiye neyi bekliyor ki?' Türkiye kendi ekonomik çıkarları için istikametini aslında Kırım'a çevirmelidir. Diyoruz ki güya bizimle ile ilgili bazı sıkıntıları var, sürekli olarak engellenmek istiyoruz. Madem böyle bir şey var. O zaman Rusya ile de biz bu coğrafyanın kader ortağıysak, beraberce direniş ortak bir cesaret ister. Burada bize düşen uluslararası efendilerin çıkarlarına hizmet eden o sözde Birleşmiş milletler güvenlik kararlarını elimizin tersiyle itmektir, Kırım'ın da Rusya Devlet bütünlüğü içerisinde hukuksal gerçeğinin meşruiyetinin tanınmasıdır. Bu aslında bizim kendi çıkarlarımız açısından da şarttır, elzemdir. Çok kısa bir zaman içerisinde Karadeniz ticaret gölüne dönüşecek. Türkiye suyun karşı tarafında olarak paydaş olabilirken, buna seyirci kalması aslında kendi ekonomik retoriğimiz açısından da doğru bir yöntem gelmiyor bana. NATO ya da Amerika'nın bu konudaki hassasiyeti Ukrayna ile ilgili değil, temelinde kendi ekonomik çıkarlarıyla ilgili. Yani oluşan bir dünya ticaretini ve onun güzergahını orada inkişaf etmesi haliyle onların çok işine gelmiyor. Bu aslında Amerika Temsilciler Meclisi'nde ciddi ciddi tartışıldı, iki tane senatör biz Kırım Köprüsü'nü bombalayalım dedi. Yoksa biz ekonomik anlamda ciddi bir darboğaz yaşayacağız. Çin ile rekabet edemeyiz, denildi."

Yorum yaz