TTB Genel Sekreteri Yılmaz: İktidar ‘Benim sizden fikir almaya ihtiyacım yok’ diyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda iktidarın sağlıkla ilgili aldığı kararları eleştirdi. Yılmaz, “Bir aydır tüm randevu taleplerimizi görmezden gelerek bizi hiç dinlemeden bu yasayı çıkardılar” dedi.
Sitede oku

İstanbul'da hastası tarafından saldırıya uğrayan doktor, hayatını kaybetti
Sağlık konusunda uzun zamandır ülkede çok zorlu bir süreç yaşanıyor. Sağlık çalışanlarının darp edildiği ve hatta öldürüldüğü bu dönemde iktidar sık sık konunun üstüne gidileceğini ve çalışmaların yakında sonuçlanacağını dile getirmişti. Sonunda dün bu ve benzeri konuları kapsayan 42 maddelik kanun tasarısı meclisten geçti. TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında çıkarılan bu maddelerin sağlık çalışanlarını korumaktan ve saldırganlara karşı caydırıcı olmaktan çok uzak olduğunu söyledi. Yılmaz, uzun süredir bu konuda yaptıkları çalışmaları iktidarın dinlemek istememesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi:

‘CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL'

Acil serviste 'Önce muayene' diyen doktora saldırı
"Dün meclise sunulan kanun tasarısı içinde sağlık alanındaki çok değişik alanlardan yasa teklifi değişiklikleri var. 42 maddeden oluşuyor. Yapılması açısından gerekli prosedürleri uygulanmayan bir teklifler karşı karşıyayız. TTB bir aydır Fikret Hacı Osman'ın öldürülmesiyle birlikte sağlıkta şiddete yönelik önemli mesajlar verdi kamuoyuna. Siyasal iktidara biz sizinle görüşmek istiyoruz yasal değişikliklerin yapılması için ortak çalışmalar yapmak istiyoruz dedik. Ama bir aylık süreçte iktidar randevu taleplerimize geri dönmedi. Bizden kaçtı. Karşımıza çıkan yasa maddeleri de kaçmakta haklı olduklarını gösterdi.

İktidar benim demokratik kitle örgütleriyle dünyaca kabul edilmiş TTB'den düşünce almaya ihtiyacım yok demek istiyor gibi. Bu yasa tasarısını hukukçularımız inceledi. Şiddetle ilgili bize getirilen 24. madde, hekimlerle alay etmektir. Şunu söylüyor: Sağlık personeline kasten suç işleyenlerin polis tarafından yakalanacağını müştekilerin ifadelerinin orada alınacak. Bu zaten yapılması gereken bir şey. Ceza yasalarında bunun yeri var. Bizim açımızdan da yeni değil zaten. Mağdur olan sağlık çalışanları zaten hastanelerde ifade verebiliyorlardı. Bizim taleplerimiz arasında da değil. Önceki dönemdeki yasal değişiklikten farklı bir madde içermiyor. Sağlık personeline kasten suç işleyenler yakalanacak demiş. Cezanın oranı açısından bir değişiklik yok. Hekimler ardı ardına saldırıya uğrarken böyle bir öneriyle, bizim önerimizin yakınından geçmeyen bir öneriyle gelmek, hekimlerin talepleriyle ilgilenmiyorum demektir. Caydırıcı özelliği yok. Hekimlere saldırı neredeyse hükümetten gelmiştir. Böyle bir yasa tasarısını hiç beklemiyorduk. Biz ceza oranlarının artırılmasını bekliyorduk. Bunu ceza mantığıyla konuşmak bizi rahatsız ediyor. Hekime saldıran kamu hizmetini engelleyen bir yöntem ana tercihimiz değil. Prosedüre yönelik iyileştirmelerin kısmen faydası olabilir ama sorunu çözmeyle ilişkisi yok ve yetersiz kalacak.

OHAL İLE İHRAÇ EDİLEN DOKTORLAR

Kafasında kaldırım taşı kırılan doktor, yoğun bakımdan çıktı: Bu nasıl zihniyet?
En az şiddet kadar önemli madde beşinci madde, hekimlerin güvenlik soruşturmalarının sonuçlarına göre atanması. Veya OHAL döneminde kamu görevinden çıkarılan hekimlerin çalışmalarını tekrar şekillendiren yasa. Ama bu da pek çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Adil yargılanma koşuları uygulanmayan binlerce hekim arkadaşımız işten atıldı. Bu maddeyle tekrar düzenleme yapılıyor. Bu süreçte işlerinden atılan hekimlerin devlet hizmet yükümlülüğü varsa 600 gün boyunca hiçbir yerde hekimlik yapmalarına izin verilmeyeceği söyleniyor. Hiçbir adil yargılama usulüne uyulmadığı dönemde yargılanan hekimin ailesini onuru zedeleyen, hiçe sayan bir uygulamayla karşı karşıyayız. İşe başlatmıyorsunuz bari mecburi hizmeti onlara uygulamayın. Bari özelde çalışabilsinler. Tütün ürünlerinin zararlarının önlenmesi konusunda değişiklik önerisi var. Televizyonlarda yayınına görüntülerine yer verilmiyordu. Satışlarının yapılması düzenlendi. Bunlar toplum sağlığını ilgilendirmesi açısından reddedilmemesi gereken uygulamalar. Temel mesele Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha belirleyici olması. Gıda güvenliğinde de Tarım ve Orman bakanlığı ön plana çıkarılmıştı. Şarbon meselesinde de gördük, bu süreci yürütmekte sıkıntı duyuyorlar. Hekimlerin olmadığı denetim mekanizmaları hem toplumdan kabul görmüyor hem uygulamada sıkıntı doğuyor. Uygulayıcılarla ilgili sıkıntı var. Bağımlılık önemlidir. Ama antidemokratik üstten bakan ben ne diyorsam o olur söylemi kabul görmüyor. Siyasal iktidar bunu çok kullandı. Neredeyse baskı yoluyla değişiklikleri yaşama sokmaya çalışıyor bu da toplumdan reaksiyon görüyor. Toplumun talepleri gözden geçirip haksız talepleri toplumla paylaşması gerekiyor."

Yorum yaz