GÖRÜŞ

İdlib’de ağır silahların çekilmesini değerlendiren ORSAM uzmanı Orhan: Türkiye gerekirse radikal unsurlara karşı güç kullanımına da hazır olabilir

Soçi Mutabakatı çerçevesinde İdlib'deki son gelişmeleri değerlendiren ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, şu ana kadar İdlib’de işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün olduğunu söyledi. Orhan’a göre Türkiye gerekirse radikal unsurlara karşı güç kullanımına da hazır olabilir.
Sitede oku

Zaharova: Türk basınının İdlib'deki ağır silah çekme işlemiyle ilgili haberini doğrulamaya çalışıyoruz
Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Eylül'de Soçi'de yaptıkları görüşmede İdlib'de silahsızlandırılmış bölge kurulması konusunda anlaşma sağlamıştı. Anlaşmaya göre tüm örgütlerin 10 Ekim'e kadar söz konusu bölgeden ağır silahları çıkarması öngörülüyordu. Milli Savunma Bakanlığı da 10 Ekim'de yaptığı açıklama ile Soçi'deki mutabakat kapsamında İdlib'de oluşturulan Silahtan Arındırılmış Bölge'den, ağır silahların çekilmesi sürecinin tamamlandığını duyurdu.

Peki bundan sonra Soçi Mutabakatı çerçevesinde hangi adımlar atılacak? Bu sorunun yanıtını Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden (ORSAM) Oytun Orhan Sputnik'e değerlendirdi. Soçi Mutabakatı çerçevesinde 15-20 kilometre derinliğinde Silahtan Arındırılmış Bölge'nin oluşturulması, 10 Ekim'e kadar ağır silahların bölgeden çekilmesi, 15 Ekim'e kadar da radikal grupların bölgeden geri çekilmesinin Türkiye tarafından sağlanması gerektiğini anlatan Orhan, şöyle konuştu:

‘ESAS ZORLU KISIM 15 EKİM'E KADAR RADİKAL GRUPLARIN GERİ ÇEKİLMEYE İKNA EDİLMESİ'

Lavrov: İdlib'deki silahsızlandırılmış bölgenin kurulmasında 1-2 gün gecikme olabilir
"İlk aşamada tabi daha kolay bir misyon, 10 Ekim'e kadar yüklenen misyon. Zira buradaki muhalif gruplar Türkiye'nin telkinlerine daha açık, Türkiye'nin sunduğu plana inanan, Türkiye'nin burada sağlayacağı güvenliğe inanan kesimlerden oluşuyor. Dolayısıyla daha başarılması mümkün olan aşamaydı ve sahadan gelen bilgiler de muhaliflerin ağır silahlarını bölgeden çektiği yönünde. Hem Rus hem Türk yetkililer de bu konuda başarı sağlandığını teyit ettiler.

Ancak esas zorlu kısım 15 Ekim'e kadar radikal grupların, HTŞ ve onunla bağlantılı grupların bu silahtan arındırılmış bölgeden geri çekilmeye ikna edilmesi. HTŞ henüz bu Soçi Mutabakatı konusunda resmi bir açıklamada bulunmadı. Grup içerisinden üst düzey birkaç isimden anlaşmaya karşı oldukları yönünde açıklamalar geldi. Ama sahadaki gelişmelere bakıldığında esasında HTŞ'nin de bu anlaşmaya uyacağı, Türkiye ile karşı karşıya gelmemek için, İdlib halkının beklentilerine karşılık verebilmek için çok fazla karşı çıkmayacağı ve bu bölgeden çekileceği yönünde güçlü işaretler var."

‘15 EKİME'DE BU İŞ NİHAYETE ERECEK DİYE DÜŞÜNMEMEK LAZIM'

Oytun Orhan'a göre bu konuda 15 Ekim de nihai bir tarih olmayacak. Bu tür mutabakatlarda böyle tarihlerin belirlendiğini ancak sahadaki gelişmelerin sürelerin uzamasına yol açabileceğini vurgulayan Orhan, "İlla 15 Ekim'de bu iş nihayete erecek diye düşünmemek lazım. Önemli olan sürecin işliyor olması ve ilerleme kaydediyor olmasıdır. Bu konuda ben tarafların daha esnek davranacağını düşünüyorum. Rusya tarafı da en üst düzeyden Putin tarafından yakın zamanda bir İdlib'e operasyon beklentisi olmadığını ifade etti. Bu da Türkiye'nin İdlib'de uygulayacağı plana bir şans tanınacağı anlamına geliyor. Şu ana kadar İdlib'de işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün" diye konuştu.

‘TÜRKİYE, GEREKİRSE RADİKAL UNSURLARA KARŞI GÜÇ KULLAMINA DA HAZIR OLABİLİR'

Buradaki en büyük sorumluluğun Türkiye'nin üzerinde olduğunu vurgulayan Oytun Orhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Patruşev ve Bolton, İdlib'deki ılımlı muhaliflerin militanlardan ayrılmasını konuşabilir'
"Yani Türkiye'ye bir operasyon yapılmaması konusunda Rusya taahhütte bulunuyor ama diğer taraftan da tabi Türkiye'ye ağır bir sorumluluk yükleniyor. En önemli mesele de radikal unsurlar. Türkiye'nin tabi bu grupları nasıl ikna edeceği en önemli mesele. Ama benim kanaatimce Türkiye, İdlib meselesine çok büyük önem veriyor ve buradaki bir operasyonu engellemek için gerektiğinde sorumluluk almaya hazır. Çünkü buradan yoğun bir göç dalgası beklentisi var. On binlerce savaşçı var. Dolayısıyla bunun Türkiye'ye dönük yansımaları olacağının farkında. Bu nedenle Türkiye gerekirse radikal unsurlara karşı güç kullanımına da hazır olabilir. Zaten HTŞ'nin eli veya buradaki radikal grupların eli giderek zayıflıyor. Çok fazla ellerinde alternatif de yok. İdlib halkının burada rolü son derece önemli. İdlib halkı artık savaştan yoruldu ve Türkiye'nin sunduğu bu çıkış planına inanıyorlar, destek veriyorlar. Buna silahlı gruplar da kayıtsız kalmayacaktır. Dolayısıyla radikal gruplar giderek daha fazla marjinalleşecektir. Radikal grupların birçoğunun da Türkiye'nin planına uyacağı tahmin ediliyor. Dediğim gibi uymayan unsurlar olacaktır ve bunun da başında daha çok buradaki yabancı savaşçılar geliyor. Bunlara dönük güç kullanımı dahil zorlayıcı araç Türkiye tarafından kullanılabilir diye düşünüyorum."

 

Yorum yaz