- Sputnik Türkiye, 1920
MUSTAFA HOŞ İLE YOL ARKADAŞI
Haberler değişiyor, koşullar değişiyor, gündem değişiyor. Ekonomi, sağlık, eğitim, siyaset...Mustafa Hoş, hafta içi her gün 17.30 - 19.00 saatleri arasında gündemden haberlerle ve haftanın öne çıkan başlıklarıyla Radyo Sputnik'te dinleyicilerle buluşuyor.

Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun: Bunun adı sömürge madenciliği!

'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın'
'Murat Çalık canından endişe ediyor: Beni yalnız bırakmayın' - Sputnik Türkiye, 1920, 04.05.2026
Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konuğu Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun oldu.
Türkiye’deki altın madenciliği 2001 yılında İzmir Bergama’da başladı. Çevre aktivistlerinin, “Toprağın üstü, altından daha değerli” uyarıları dikkate alınmadı. Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, Erzincan İliç’teki maden faciası sonrası yeniden gündeme gelen “vahşi” altın madenciliğini canlı yayında anlattı.
Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun söyledi:
Madenler; kimsenin emeği olmadan, hiçbir sınıfın, hiçbir zümrenin emeği olmadan kendiliğinden oluşmuş insanlığın ortak değerleri. Yani burada kimsenin bir emeği yok, herkesin ortak malı. Burada ne oluyor? Madenler, yani ortak olan değerlerimiz, birilerinin çıkarı için, birilerinin kârı için hiçbir şey gözetilmeden —biraz önce sizin verdiğiniz rakamlar, değerler, doğa, çevre, ondan daha da önemlisi insan yaşamı dahi önemsenmeden— kâr amaçlı olarak üretilmeye çalışılıyor. Eğer sizin üreteceğiniz değer, kaybettiğiniz değerlerden azsa bunun miktarı, bu yapılmaz. Alternatif maliyet analizi budur. Yani siz orada iki kazma vurup alacağınız maden uzun vadede zararları giderilemiyorsa ve yerine tekrar doğayı kazandıramıyorsanız, bunun yapılmaması gerekiyor. Oysa Türkiye'de yıllardır bunlara hiç dikkat edilmiyor. Talana dönüştü bu. Bunun adı madencilik değil Mustafa Bey. Bunun adı talan. Bunun adı sömürge madenciliği. Bu ülkeye bir şey kalmıyor buradan. Sırf orada üç beş şirket para kazansın diye bütün doğamız talan ediliyor. İtiraz edenler gözaltına alınıyor, cezaevlerine atılıyor. Önüne kolluk kuvveti çıkarılıyor ve mülksüzleştiriliyor. Acele kamulaştırmayla elinden; dededen, babadan, atadan kalma toprakları elinden alınıyor artık. Bu bir demokrasi sorununa dönüştü. Sadece bir ticari işlem gibi bakmamak gerekiyor artık bu olaylara. Bu bir demokrasi sorunu. Altın madeni ki onsta 3 bin dolar civarında kâr bırakan bir şey bu iş. Yani çok ciddi yüksek kâr marjıyla çalışan bir iş. Şu anda Türkiye'deki altın madencilerinin —ki bunun çoğu çok uluslu şirketler, yabancı sermayedir— devlet hakkı denen, Maden Kanunu'na göre devlet hakkı olarak tanımlanmış olan devlete bıraktıkları para yüzde 2'yi geçmiyor. Yüzde 98'ini götürüyorlar. Ve bunu adam açık açık söylüyor. Demişti ki Alamos Gold'un Kanadalı yetkilisi: "Kaz Dağları'ndan Toronto'ya dolar boru hattı çektik" dedi adam utanmadan. "Dolar boru hattı çektik" dedi Toronto'ya. Düşünün. Bu yüzde 98'i oraya akıyor, yüzde 2'si de ne yazık ki bu ülkenin yoksul insanlarına göz boyamak için bırakılıyor. Ve buna biz ses çıkaramıyoruz ne yazık ki. Yükte ağır, pahada hafif madencilik yapılıyor. Bu şu demektir: Ürettiğimiz madenlerin neredeyse tamamına yakınını biz hammadde olarak yabancılara 10 liraya satıyoruz, 1000 liraya geri alıyoruz daha sonra orada işlendikten sonra. Bunun adı madencilik olamaz. Bunun adı sömürge madenciliğidir. Tam tanımı budur; sömürge madenciliğidir. Mümkün değil. Mümkün değil. Yani şimdi Kanada'da ya da Avustralya'da bunların yüzde birini yapmaları mümkün değil, yaptırmazlar.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала