23 Nisan: Ulusal egemenliğin 106 yıllık yolculuğu

© AA / Metin Aktaş
Abone ol
Radyo Sputnik Haber Müdürü ve gazeteci Fethi Yılmaz ve Haber Şefi Selin Yazıcı’nın sunduğu 23 Nisan Gündem Özel programının konukları ÇYDD Genel Başkanı Ayşe Yüksel, ADD Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt ve gazeteci Güçlü Özgan oldu. Programın konukları, 23 Nisan özelinde değerlendirmelerde bulundu.
Radyo Sputnik’te yayımlanan 23 Nisan Gündem Özel programında, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın tarihsel anlamı ve günümüzdeki yansımaları masaya yatırıldı. Fethi Yılmaz ve Selin Yazıcı’nın moderasyonunda gerçekleşen programda, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Ayşe Yüksel, Atatürkçü Düşünce DerneğiGenel Başkanı Hüsnü Bozkurt ve gazeteci Güçlü Özgan, 23 Nisan’ın toplumsal ve siyasal boyutlarını farklı açılardan değerlendirdi.
‘Bize ne oldu da şiddet okullarımıza girdi?’
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Ayşe Yüksel, Cumhuriyet’in eşitlik idealine rağmen eğitimde fırsat eşitsizliklerinin sürdüğünü ve yüz binlerce çocuğun okul dışında kaldığını söyledi. Yüksel, şöyle konuştu:
“Atatürk Cumhuriyet devrimi ile köyde kentte yaşayan herkesi eşit kıldı ama maalesef uygulamada bu fırsat eşitsizlikleri gerçekleşemedi. Eğitimde 600 bin kadar çocuğumuz okul dışı. Aileler çocuklarını bilimsel eğitimle buluşturmak için fedakarlıklarla özel eğitimi tercih ediyor. Oysa eğitim devletin görevi. Bize ne oldu da şiddet okullarımıza girdi? Kahramanmaraş'ta Şanlıurfa'da yaşanan olaylar Türkiye Cumhuriyeti'nde olmamalıydı.”
‘Okula gitseydim bu suçu işlemezdim’
Gazeteci ve Radyo Sputnik programcısı Güçlü Özgan, cezaevlerindeki çocuklarla yapılan araştırmalara dikkat çekerek, suça sürüklenen çocukların büyük bölümünün aile içi sorunlar ve eğitimden kopma gibi nedenlerle bu yola itildiğini, birçok çocuğun ise “Okula gitseydim suç işlemezdim” dediğini aktardı.
Özgan, şunları söyledi:
“Adalet Bakanlığı'nın araştırmasında çocuklarımıza 'Hayatında ne olsaydı suç işlemezdin?' sorusu sorulmuş. Büyük bir kısmı aile bütünlüğünün bozulması, üvey baba şiddeti ve eğitimden kopmak gibi travmatik süreçler suça yönelmelerinde etkili olduğunu söylüyor. Çocuklar, 'Okula gitseydim bu suçu işlemezdim' diyorlar. Biz neden çocuklarımızı mutlu edemiyoruz sorusuna böyle yanıt veriyorlar”
‘Memlekette Kemalist sistem mi bıraktınız?
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt ise, geçmişte reddedilen araştırma önergeleri ile bugün sergilenen tutum arasındaki çelişkiye dikkat çekerek, şunları aktardı:
“4 yıl önce Gülistan Doku cinayeti için önerge veriliyor, AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor. Şimdi yargı çok bağımsız diye bir gösteri için Gülistan Doku cinayeti dosyasını açıyorlar. Her yerde güzellemelerle aslan bir savcı çıktı diyorlar, iyi de kardeşim 4 sene önce niye bu önergeyi reddettiniz? Çocuk şiddeti ve akran zorbalığı araştırılsın diye önerge verildi o da AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Sonra bundan Kemalist sistem sorumlu diyorlar. Lan Kemalist sistem mi bıraktınız memlekette? Mustafa Kemal'in ülkesinde böyle kepazelikler oluyor muydu? Köy enstitülerini kapatarak başladılar. Çocuklarımızı dünya çocuklarıyla yarışabilecekleri bilimsellikten yoksun bıraktılar. Okulları tarikatlara teslim ettiler. Rehber öğretmen diye okullara imam atadılar. 1 milyon öğretmenin atama beklediği bir ülkede imamları okula atayan adam Yusuf Tekin bugün gitmiş Anıtkabir'de çocuklarla tören yapıyor. Türk ulusu dört bir yanından işgal altındayken, vatanı perişan edilmişken bir evladını Samsun'a çıkardı, onunla beraber 3 yıl yedi düvelle savaştı. Onunla beraber bir vatan kurtarıp Cumhuriyet kurdu. Budur ulusal bayramın anlamı.”
Eğitimde dönüşümün hikayesi
Gazeteci Fethi Yılmaz ise, Cumhuriyet’in ilk yılları ile sonraki dönemini karşılaştırarak, okul sayılarında yaşanan hızlı artışı ve ülkenin savaş sonrası koşullardan modern eğitim yapısına geçiş sürecini değerlendirdi. Yılmaz, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünün arkasındaki anlamı da aktardı:
“İlk dönemde Meclis'in açılması padişahın şartına ve kaydına bağlıydı. O yüzden 1920'de Meclis açılınca ve saltanat kaldırıldıktan sonra tam anlamıyla 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ifadesi gerçekliğini buluyor. 11 yıl boyunca savaşmış bir milletten bahsediyoruz. Cumhuriyet ilk kurulduğunda yani 1923-1924 yıllarında ilkokul sayısı 4 bin 894, lise sayısı 23, ortaokul sayısı 72'ydi. 1938 yılına gelindiğinde ise ortaokul sayısının 283'e, lise sayısının 82'ye çıktığını görüyoruz"
