- Sputnik Türkiye, 1920
OKAN ASLAN İLE GÜN ORTASI
Hayat ve zaman akıp giderken tüm koşuşturmaların arasında gündemin nabzını tutuyoruz.Ajandamızdaki detayları, son dakika gelişmelerini Gün Ortası’nda konuşuyoruz.

‘Çocukların şiddete eğilimi yalnızca bireysel sebeplerle açıklanamaz’

gün ortası
gün ortası - Sputnik Türkiye, 1920, 02.04.2026
Abone ol
Okan Aslan’la Gün Ortası programının konuğu olan Klinik Psikolog Sena Bilgiç, çocukların şiddete eğiliminde toplumsal sebeplerin de yattığını belirtti. Bilgiç, “Şiddeti, yalnızca bireysel problemli davranışlarla açıklamak mümkün değil” dedi.
Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Gönüllüsü ve Klinik Psikolog Sena Bilgiç, Radyo Sputnik’te yayınlanan Okan Aslan’la Gün Ortası programının konuğu oldu. Bilgiç; suça sürüklenen çocuklar, akran zorbalığı ve ebeveynlerin rolüne yönelik açıklamalarda bulundu.
“Çocuğun şiddeti nereden öğreneceğini konuşmak gerekiyor” diyen Bilgiç, çocukların şiddeti gördükleri ve maruz kaldıkları deneyimlerden öğrendiğini söyledi. Bilgiç, “Türkiye’de lise çağındaki gençlere yönelik araştırmalar sorunun yalnızca bireysel davranışlarla değil aile, mahalle, akran çevresi ve bireysel psikolojik etkenlerin de ortaya çıktığını gösteriyor. Verilere bakınca lise öğrencilerinin önemli bir çoğunun bu risk faktörleri altında büyüdüğünü görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Çocuklar şiddeti sadece izlemiyor, bir parçası oluyor’

Çocukların yalnızca ev içinde ya da okulda değil sosyal medya platformlarında gördükleri aracılığıyla da davranışlar edinebildiğini ifade eden Bilgiç, şunları söyledi:

“Eğer bir çocuk sürekli sorunların şiddetle çözüldüğünü görüyorsa bu onun için problem çözme öntemi haline geliyor. Bugün çocukların öğrenme kaynakları sadece aile ve okul değil. Televizyon, sosyal medya ve dijital oyunlar çocukların hayatının merkezinde. Bu içeriklerin çoğunda da şiddet doğrudan ya da dolaylı biçimde yer alıyor. Çocuklar şiddeti sadece izlemiyor, bunun bir parçası oluyor. Sosyal medya çoğu zaman şiddeti normalleştirebiliyor. Çocuklar ‘Güçlü olan kazanır’ mesajını içselleştiriyor. Şiddeti bir güç olarak benimsiyorlar ve empati yerine daha tepki odaklı davranmayı öğreniyorlar. Sosyal medyada birine attığımız beğeni bile kişilerde dürtüselliği artıran bir davranış. Bu da öfke kontrolünü zorlaştırıyor. Şu an sosyal medyada her şey çok hızlı dönüyor. Çocuklar öfkelerini kontrol etmekte zorlanmaya başlıyor. Siber zorbalık da çocuklar için yıkıcılaşıyor. Sürekli içerik tüketmek de çocukların sıkılmaya toleransını düşürüyor. Bu tür olaylar çocuklar ve gençlerin şiddeti sadece öğrenmediğini bunu bir ifade biçimi haline getirdiğini gösteriyor. Sosyolojik açıdan da bu tabloyu yalnızca bireysel problemli davranışlarla açıklamak mümkün değil. Bunlar sadece bir çocuğun öfkesiyle oluşmuş bir davranış değil. Öğrencilerin birçoğu suç olaylarını yurt, okul ve mahallelerde yaşıyor. Bir kısmı olaylara doğrudan tanıklık ediyor. Kamusal alanlar güvensiz hale geliyor. Bu ortamlardaki çocuklar da suçu olağan bir şey olarak görüyor. Gündelik hayatta da bunun yansımalarını görüyoruz. Okullardaki akran zorbalıkları, kavgalar, sosyal medyada organize edilen çatışmalar şiddetin büyüdüğünün işaretleri. Şiddet uygulayan çocuk bir noktada şiddete maruz kalmış da oluyor.”

‘Aileler, akran zorbalığına maruz bırakılan çocukları davranışlarından öğrenebilir’

Ebeveynlerin, akran zorbalığına uğrayan çocukları davranışlarından fark edebileceğini söyleyen Bilgiç, şunları kaydetti:
“Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda özgüven kaybı olabiliyor. Kaygı ve içe kapanma gözlenebiliyor. Okula gitmek istemiyorlar. Uzun vadede ise depresyon ve kendine zarar verme eğilimi görebiliyoruz. Zorbalığa uğrayan çocuklarda ‘Ben zorbalığı hak ediyorum’ inancı görülebiliyor. Bu da terapilerde zor kırılıyor. Ailelerin odaklanması gereken şey çocuğun eski haliyle şimdiki hali arasındaki fark olmalı. Bu ani bir içe kapanma, öfke patlamaları ya da okul başarısındaki düşüş olabilir. Uyku ve iştahta değişimler olabilir. Çocuk giderek sosyal çevresinden uzaklaşabilir. Bu durumlarda ebeveynler, ‘Son zamanlarda seni zorlayan bir şey var mı?’ gibi daha güvenilir bir noktadan yaklaşmalı. Çocuk ‘Ben zorbalığa uğruyorum’ demez. Bu yüzden paylaşmaya elverişli ortam sunmak gerekiyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала