- Sputnik Türkiye, 1920
FETHİ YILMAZ’LA YAZI-YORUM
Köşe yazılarında gözden kaçan ayrıntıları, perde arkasında neler yaşandığını, saklanmak isteyen gerçekleri anlatan program Yazı-Yorum

Barış Terkoğlu: Batı, Türkiye’yi vekil güç gibi savaştırmaya çalışıyor

yazı-yorum
yazı-yorum - Sputnik Türkiye, 1920, 02.04.2026
Abone ol
Gazeteci Barış Terkoğlu, Radyo Sputnik’te Yazı-Yorum programında Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu. Türkiye’yi NATO’nun koruyacağı şeklinde bir yanılgı olduğunu söyleyen Terkoğlu, Batı’nın Türkiye’yi vekil güç gibi savaştırmak istediğini ifade etti. Terkoğlu, NATO ‘müttefiklerinin’ Türkiye uyguladığı silah ambargosuna da dikkat çekti.
Gazeteci/Yazar Barış Terkoğlu, NATO’nun Türkiye açısından tartışmasız bir güvenlik garantisi olduğu algısının sorgulanması gerektiğini vurgulayarak, Batılı ülkelerin Türkiye’yi tam olarak içine almayan ancak güvenlik yükünü taşıtan ve gerektiğinde savaş ile göç gibi riskleri üstlenen bir “tampon ülke” konumuna ittiğini ifade etti.


‘Türkiye, NATO’nun kendisini savunacağı yanılgısını taşıyor’

Barış Terkoğlu, NATO’nun tartışılmaz bir güvenlik garantisi olduğu düşüncesinin sorgulanması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin bu konuda yanlış bir güven algısına kapıldığını ifade etti:
‘’Biz bu konuyu, NATO'nun tartışmasız en merkez ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın NATO'dan çekinmeyi düşünüyorum dediği bir tarihte konuşuyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı NATO'yu sorgularken Türkiye gibi NATO'ya sadece vermiş hiç almamış ülkelerde aydınlar, gazeteciler, yazarlar, entelektüeller NATO'yu tartışamıyor. Açıkçası, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın da bugün kendince bu sorgulamayı yapmasının bir nedeni var. Çünkü her zaman savunma dediğin şey, savaş dediğin şey aslında bir politikadır. NATO'da örneğin Türkiye gibi ülkelerin, Balkan ülkelerinin hatta Yunanistan'ı da katarak söylüyorum. Bunların zaman zaman bizi NATO koruyor, başımıza bir şey gelirse NATO bizi savunur algısıyla hareket ettiğini görüyorum. Terör diye bir tehdit algısı var. Çok nesnel olmaya çalışalım. Terör demiş olduğumuz şey hepsine aynı yüzünü mü gösteriyor yoksa gösterdiği yüzüyle aynı tepkiyi mi alıyor? Ben Türkiye'nin burada bir yanılgıya kapıldığını düşünüyorum. Türkiye, NATO ile ne kadar derin bir ilişki kurarsa topraklarını ve ülkesini o kadar güvence altına alacağını düşünme yanılgısına düşüyor.''

‘Bizim NATO'ya giriş efsanemiz gibi’

Terkoğlu, Milli Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı Boğaz girişinde ve Adana’da kurulması planlanan karargâh düzenlemelerini değerlendirdi:
“Milli Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı haliyle Boğaz girişinde bir karargah kuruluyor. Bir tanesi de Adana'da. Her iki konuya da dikkat edersen, bunlardan biri İran krizi nedeniyle bize İran’dan yöneldiği iddia edilen ancak hem İran tarafının yalanladığı hem de konuştuğumuz gibi programlarımıza aldığımız askeri kaynakların da yalanladığı bir durum. Türkiye'ye yöneldiği iddia edilerek anlatılan füzelerle NATO gelsin bizi Adana bölgesinde korusunun gerekçesi yapıldı. Kamuoyunun zihninin bu şekilde hazırlanmasının arkasından NATO’nun iki yerde de birer karargah kurup bizi koruyacağı gördük. Ben bunu neye benzetiyorum biliyor musun? Bizim NATO'ya giriş efsanemizi belki hatırlamayanlar vardır. Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak istediği iddiası vardı. Kars ve Ardahan'a. Bazı tarihçiler kabul eder. Ama herkes şu konuda uzlaşır. Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak istediği iddiasına dayanarak Türkiye NATO ile yakınlaşmıştır. Ben aradan geçen 75-80 yıldan sonra yeniden NATO'nun Türkiye topraklarında büyümesinin gerekçelendirildiğini görüyorum.”

‘Atatürk’ün Montrö vizyonu Karadeniz’e barış getirdi’

Terkoğlu, Mustafa Kemal’in, Montrö vizyonu üzerinden, Türkiye’nin güvenliğinin temelinin Karadeniz’in bir barış denizi olarak kalması ve komşularla karşılıklı çıkarların tanındığı bir denge politikasıyla mümkün olabileceğini ifade etti:
“Florence Nightingale, adını bir hemşireden alıyor. İstanbul'a gelmiş, İstanbul'da savaş yaralanmalarını tedavi etmiş. Bunu niye söylüyorum? Dünya, birinci dünya savaşı bitti dediği anda, Mustafa Kemal İstanbul'a gelmiş, boğazda İngiliz donanmasını görmüş, geldikleri gibi giderler demiştir. Karadeniz'i bir barış denizi olmaktan çıkarıp tarafı olan devletler var, hepsinin meşru hakları var. Bu meşru hakları tanıyarak çatışma alanına döndürürseniz Türkiye'yi asla çatışmadan, savaştan, kurtaramıyorsunuz. Türkiye için en büyük savunma güvencesi, birbirlerinin çıkarlarını tanıyarak komşularıyla barış içinde yaşamasıdır. Mustafa Kemal’i Montrö'ye götüren vizyonu da şunu yapıyor, diyor ki ben bu boğazları kontrol edemezsem, hele ikinci dünya savaşı yaklaşırken, Türkiye kendisini yeniden bir çatışmanın içinde bulacak. Mesela şu, her ülkenin ulusal çıkarı birbirinden ayrışır. Türkiye'nin kimilerine göre talih, kimilerine göre talihsizlik sayılabilecek ama bana göre talih aslında bir jeopolitik konumu var.”

‘Batı, kendi güvenliği için Türkiye’yi tampon yapmak istiyor’

Terkoğlu, Batı’nın Türkiye’yi tam olarak içine almayan ama güvenlik yükünü taşıtan bir “tampon ülke” konumuna itmeye çalıştığını ifade etti:
“Dünyada Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın ben NATO'dan çıkmayı istiyorum dediği koşullarda bir ülkenin kendi güvenliği için birinci hamle olarak NATO üzerinden düşünüyor olmasını tartışmalı buluyorum. Düşünün, bu ülkeler size yakın zamanda savunma ambargosu uygulamışlar, hava savunma sistemi vermemişler, uçaklarınızı yenilemek istiyorsunuz uçak vermemişler, kendi askeri savunma silahlarınızı modernize etmek istediğiniz sırasında parça bile vermemişler. İran'da yaşanan çatışmayı Amerikan halkı istiyor mu? Hayır. Şimdi bu şartlar altında şöyle düşünün, milletinize ait olmayan bir savaş dayatılmış. Öte yandan da gelişmiş bir ekonomisiniz. Savaşın en büyük korkusu ekonominizi yerle bir etmesi. Bunlardan da korkuyorsunuz. Bir takım vekil güçler sizin adınıza savaşsın istersiniz. Çok kez Türkiye'yi bu anlamda düşündüler. Bu yükselen savaş dalgasının içerisinde eğer asker olmak istemezseniz sizin için birileri savaşsın isterseniz. Türkiye'yi kimi zaman Avrupalı diye sırtına okşarken kimi zaman suratına sen Avrupalı değilsin dediler. Batılılar, Türkiye'yi hiçbir zaman içine almadıkları hiçbir zaman da dışarı doğru atmadıkları, güvenlikleri açısından adeta tampon ülkeye dönüştürecek bir formül üzerinde çalışıyorlar. Türkiye o tampon ülke olmanın sorumluluğunu da göçe ev sahipliği yapacak, gerekirse savaşacak, gerekirse ekonomik yükü o taşıyacak ama hiçbir zaman aslında Avrupalı da olamayacak. Bunu reddetmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала