İkizköy Muhtarı Nejla Işık anlattı: Yaşam savunucusu kızı Esra Işık neden tutuklandı?

Abone ol
Mustafa Hoş'la Yol Arkadaşı'nın bugünkü konukları İkizköy Muhtarı ve Esra Işık’ın annesi Nejla Işık ile Gazeteci Engin Deniz oldu.
İkizköy Muhtarı ve Esra Işık’ın annesi Nejla Işık, acele kamulaştırma kararına karşı çıktığı için tutuklanan kızının son durumunu canlı yayında anlattı. Gazeteci Engin Deniz ise İBB duruşmalarının 14.gününde yaşanılanları aktardı.
‘Razı değiliz. Bundan ötesi var mı?’
Nejla Işık şunları söyledi:
Esra Işık niye tutuklandı? Esra Işık niye tutuklandı? Acele tam ulaştırma kararıyla topraklarımıza el konuldu bir gecede. Ve üzerimize davalar açıldı. Tapumuza, malımıza, mülkümüze üzerimizden almak için.Keşiflere gelindi. Köyüme dokunma, toprağıma dokunma. Burası liman çiftliği değil dediği için kızım.Kimlerin olduğu belli değil. Şirket yapıyor bunu diyerekten gidip görüşmeye çalıştık. Ve ondan sonrasında zaten tamu görevlisine görevini yaptırmama, hakaret suçlamasıyla oradaki mahkeme heyetinin tutanak tuttuğunu ve ondan sonra da zaten gecesinde 12'ye doğru köydeki evimizden kızım gözaltına alındı.Ertesi günde savcıya ifade, sonrasında da suç hukuk mahkemesi hakimi tarafından da tutukluluk talebiyle cezaevine gönderildi. Ve burada toprağını, köyünü, vatanını koruduğu için Türkiye'nin genç bir evladı hapishaneye gönderildi. Konuşabildiniz mi kızınızı Esra Işık'la? Konuştum.Bugün gördüm. Oradan dönüyorum hatta. Kızım dimdik hayatta.Dün nasıl öyle dimdik durarak gittiyse. Alnım açık, başım dik. Ben utanılacak hiçbir şey yapmadım.Toprağımı, köyümü savundum. Üzülmeyin diyerek gitti. Ve o şekilde yine morali yerinde.Bunların olacağını biliyorduk. Bu yolun zor ve çetrefilli olacağını biliyorduk. Biz hakkımızı savunuyoruz.Biz bizim olana sahip çıkıyoruz. Vatanımıza, toprağımıza, köyümüze sahip çıkıyoruz. Bu kadar basit ve haklı bir mücadele aslında bu.Talebimiz de net. O yüzden Esra'nın herkese çok selamı var. Tüm destek ve dayanışmalar hepiniz için çok kıymetli.Mücadele bayrağını şu anda devrettim. Çıktığımda tekrar alacağım diyor kızım. Zeytinlikler taşınabilir.Yani altta kömür varsa kamuyar aradı altında. O kömür almak için üstündeki zeytinlik alır, taşınır gibi bir yasa çıkartıldı. O zaman da sadece bu mücadele zeytin için veriliyormuş gibi algı yaratılmaya çalışıyor.Ve şirket zeytinlere çok büyük hassasiyet gösteriyor. Alıyor bir yerden, götürüyor başka bir yere taşıyor. Ve hiçbir zarar verilmiyormuş gibi algı yaratılıyor.Yani köye geleceğinin bilgisi yok, haberi yok. Kaçak göçek geliyorlar. İl başkanı, ilçe başkanı, vekilleriyle birlikte sonrasında öğreniyoruz.Gidiyoruz orada, talebimizi anlatıyoruz. Köylülerin mağduriyetini görün diyoruz. Burada mesele sadece zeytin değil.Burada biz evlatımızdan, yurdumuzdan oluyoruz. Başka bir yerde yaşayamayız diyoruz. Bizim sitemimiz, bizim talebimiz hiçbir şekilde görülmüyor.Yurdumuzdan sürgün edilmeye çalışılıyor. Göç ettirilmeye çalışılıyor. Topraklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor.Mezarlarımız yerinden kaldırılmaya çalışılıyor. Biz bunların mücadelesini veriyoruz. O yüzden bu mücadeleyi kimse küçümsemesin.Kimse bizim mücadelemiz üzerinden de siyaset yapmasın artık. Bizim talebimiz bu. Bu mücadeleye herkes sahip çıksın.Benim yavrum hakkını savundu. Benim yavrum toprağını savundu. O yüzden bir tacizci, tecavüzcü, hırsız gibi, bir katil gibi götürüp hapse tıkılamaz.Bu onurlu bir mücadele. O yüzden bunun peşindeyiz. Ve Esra kızım yalnız değil.Buna tüm Türkiye sahip çıkıyor şu anda. Tüm Türkiye sahip çıkıyor. Yani Mustafa Varank'ın anlattığı şey gerçek değil mi orada? Değil, değil.Tamamen şirketin yaptıkları şeyi meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Yani şirket temsilcisi gibi mi hareket etti orada? Orada kimleri niye dinlemiyorlar? Burada üreticimiziz. O zeytinden 60-70 yaşındaki zeytini kesip başka bir yere taşıdığınızda o artık meyve vermez.25-30 sene verecekse de 25-30. Biz 25-30 sene kömür mü yiyelim? Taş mı yiyelim köylülerin beyniyle? Yenilir köylü de dinlenir. Niye köylüye herkes gözünü kulağını kapatıyor? Biz bu bayrak altında değil miyiz? Biz bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil miyiz? Bunu hepimiz söylüyoruz.Hepimiz dile getiriyoruz ya. Biz bu vatan için canımızı ortaya koyuyoruz zaten. Yani bu dayatmaya gerçekten itirazımız var artık.Rızamız yok. Razı değiliz. Bundan ötesi var mı? Bu söz anlaşılır değil mi? Kapımıza böyle bir gecede savaşta mıyız biz? Hep soruyor köylülerimiz.Seferberlik mi var? Savaş mı var? Varsa ülkemiz için gerçekten bir kamu yararı tamam verelim biz. Kamu yararı yok ki burada.
‘Davanın ilk günlerinden beri bir turkuaz kart dayatması yapılıyor buradaki gazetecilere’
Engin Deniz, şöyle konuştu:
Dün savcılık bir mütala vermişti. Burada sizin de az önce bahsettiğiniz gibi 7 tutuklu sanık hakkında tahliye talebinde bulunmuştu. Bu isimler Sırrı Küçük, Özgür Karabatın şoförü, Aç Aşeğe Çalışanı Fatih Yaci, İş İnsanı Evren Şiroğlu, Kadriye Kasapoğlu var, Ekrem İmamoğlu'nun özel kalem müdürü ki öne çıkan isimlerden bir tanesi.Mahkeme heyeti şu ana kadar savunma yapmamış tutukluların, avukatların tahliye taleplerini dinlemeye başladı. 27 kişinin avukatını tahliye talebi alındı. Bugün 1.70'e kadar tamamlanmasını bekliyoruz.Yarına 37 kişi kalacak ve yarın bir ara karar. O ara karar yarın mı çıkacak? Evet, yarın akşam 8.00-9.00 gibi mahkeme başkanı söylediğine göre bir karar verilecek. Özellikle burada şu ayrımı yapmak lazım.Davanın ilk günlerinden beri bir turkuaz kart dayatması yapılıyor buradaki gazetecilere. Turkuaz kart da biliyorsunuz 212 basın sendikasına tabi olan bir şey ve her kurumun aslında sağlayamadığı bir şey. Ama burada freelance olarak çalışan arkadaşlarımız ya da turkuaz kartı olmayan arkadaşlarımız ama sürekli sokakta olan arkadaşlarımız var ve onlar duruşma salonuna alınmıyor.Yalnızca burada ayrılmış 2 odanın içine girip oradan takip ediyorlar duruşmayı. Yerleşkiye hiç alınmıyorlar diyem duymuştum ben ama girebiliyorlar mı oraya kadar? Şu an girebiliyorlar. Herhangi bir kartını göstererek girebiliyorlar ama duruşma salonuna katiyen alınmıyorlar.Salonun çok kör bir noktası ayrıldı gazetecilere. Ne mimikler görülebiliyor, ne yüz ifadeleri, ne konuşmalar duyulabiliyor. Adeta bir deplasman türbünü diye tabir edebileceğimiz bir kısım.Bu nedenle içerideki odalardan, televizyondan takip etmek çok daha kolay oluyor. İmamoğlu'nun özellikle savcı ve mahkeme başkanıyla ilk günlerde yoğun tartışmaları oluyordu ama daha sık şimdi yani son günlerde zaman zaman tebessüm de ettiren diyalogların yaşandığına şahit oluyoruz. Mahkemeyle aslında tutuklu tarafı arasındaki biraz buzlar erimiş gibi olabilir.Mahkeme başkanında biraz yardımcı olduğunu söyleyebiliriz çünkü şimdi tutukluluk incelemesi normalde bir hafta sonra yapılacaktı ama onu erkene çekti. Ama son günlerde o da şeyi de söyledi. Biz bunu Aziz Sanaktaş dava aslında da görmüştük.Sanırım 30 Nisan'a yetişmeyecek dedi. Orada da Ocak sonuna yetişmesi, Şubat sonuna yetişmesi planlıyordu ama biraz daha arttırıldı. Burada da muhtemelen bir Mayıs ortası ya da Mayıs sonunu görmemiz olası beklentisi var avukatlardaki mahkeme başkanı da bunu söyledi.

